Tag: dünya

  • Dünyanın En İyi Fotoğrafçıları Arasında Gösterilen Ara Güler’in Sanat Hayatı ve Yaşamı.. Ara Güler Kimdir?

    Dünyanın En İyi Fotoğrafçıları Arasında Gösterilen Ara Güler’in Sanat Hayatı ve Yaşamı.. Ara Güler Kimdir?

     

    “Sanat olmasına gerek yoktur fotoğrafın. Fotoğraf tarih olayıdır.
    Tarihi zaptediyorsun. Bir makina ile tarihi durduruyorsun.”  ARA GÜLER

    Kendi alanında Türkiye’yi dünya çapında üne kavuşturan ve objektifin en iyileri arasında gösterilen Ara Güler geçtiğimiz günlerde yaşama gözlerini yumarak bizlere veda etti. Peki bir devri onun gözlerinden gördüğümüz usta fotoğrafçı Ara Güler kimdir?

    90 yaşında hayata gözlerini yuman Ara Güler, Türkiye’yi aşkın bir sanatçıydı. Öyle ki dünyanın en iyi fotoğrafçıları arasında gösteriliyordu. Başarılarıyla Türkiye’nin göğüsünü kabartan usta fotoğrafçı Ara Güler, başta Salvador Dali, Picasso olmak üzere dünyaca ünlü sanatçılar ile röportajlar yapmış ve onların fotoğraflarını çekmiştir.

    Dünyanın En İyi Yedi Fotoğrafçısından Biri

    Ara Güler, 16 Ağustos 1928 tarihinde İstanbul’da bir Ermeni ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Henüz 6 yaşındayken okumak için İstanbul’a gelen sanatçı, gazetecilik mesleğine yerel bir Ermeni gazetesinde yazmaya başlayarak ilk adımı attı. Gazetecilik yaşamına 1950 yılında ‘Yeni İstanbul’ gazetesinde yazarak yeni bir sayfa açmış oldu. Eş zamanlı İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde eğitimine devam eden usta sanatçı, fotoğrafçılık alanında da kendini geliştirdi. Fotoğrafçılık alanındaki tecrübelerinden biri olan ‘Hayat’ dergisi fotoğraf bölümü şefliği görevini, 1962 yılına kadar sürdürdü. Birleşik Krallık’ta, 1961 yılında yayınlanan Photography Annual ise onun hayatına bir köşe taşı oldu. Bu yayında Ara Güler ‘dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri’ olarak gösterildi. Yine 1961’de, Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği’ne kabul edildi. Güler, bu kuruluşun Türkiye’den olan tek üyesiydi. 

    Ünlü fotoğraf sanatçısının, dünyanın bir çok önemli yayınlarında fotoğraflarına yer verildi, kendisinden  bahsedildi ve eserleri yayınlandı.Onun fotoğraflarını küresel bir çok yayın kullandı. Almanya’da, Fransa/Paris’te ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde çeşitli sergiler açtı. Sergilerinin büyük beğeni alması onun için yeterli olmadı. O fotoğraflarıyla tarihi yansıtıyor ve yaşatmak istiyordu. Bu nedenle dünya çapında ünlü kişilerle röportajlar yaparak sanat yaşamında ve eserlerinde toplumu aydınlatma amacını pekiştirmiş oldu.  Winston Churchill, Arnold Toynbee, Bertrand Russell gibi isimlerin yanı sıra Picasso, Salvador Dali gibi popüler isimlerle röportajlar yaptı ve onların fotoğraflarını çekti.

    Ara Güler yurt içi ve yurt dışı başarılara imza atmış bir sanatçıydı. 1979 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ‘foto muhabirliği’ alanında birincilik ödülünü aldı. Ardından 1980 yılında Karacan Yayıncılık tarafından fotoğraflarının bir kısmı kitap haline getirilerek yayımlandı. 1986’da Hürriyet Vakfı tarafından basılan, Prof. Abdullah Kuran’ın eseri olan ‘Mimar Sinan’ kitabını fotoğrafladı. Ve bu kitabı bir yıl sonra, 1987’de Institute of Turkish Studies, İngilizce olarak yayınlandı.

    Günümüzde Ara Güler fotoğraflarının büyük bir çoğunluğu ABD, Fransa ve Almanya’da çeşitli müzelerde sergileniyor. Merak edilen sorulardan biri olarak; usta sanatçı fotoğraflarında ‘Leica’ makinasını kullanmıştır. Aslında Güler, fotoğrafın bir sanat dalı olmadığını düşünmektedir. Ara Güler kendisini: “Ben bir gazeteciyim. Fotoğrafçı değilim.” diye ifade ederdi. Fotoğrafçı ile gazeteci arasındaki farkı : “Fotoğrafçı bomba patlar kaçar. Ama gazeteci peşinden gider olayı yakalamaya çalışır. Ben de bu yaşa kadar ona göre çalıştım” şeklinde tanımlamıştır.

    Dünya Çapında Ünlü İsimleri Objektifine Taşıdı

    Ara Güler birçok ünlü isim ile röportajlar yapmış,  dünya çapında isimleri fotoğraflamıştı. Devlet adamı, siyasi kimlikler ve ressamlar başta olmak üzere bilinen bir çok isim…

    Kısaca birkaç örnek:

    Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russell, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Yaşar Kemal, Salvador Dali, Maria Callas, Fikret Mualla, Picasso

    Ve daha bunun gibi birçok ünlü kişi ile çalışmıştır. İçlerinde en dikkat çeken çalışması ise;  kimsenin fotoğraflayamadığı, poz vermeyi sevmeyen ünlü ressam Picasso’dur. E haliyle Ara Güler’i bugün ‘Üstad’ kılan da onun karakteri ve ideallerine olan saygılı bağıdır. Geçtiğimiz günlerde medya ve sanat çevrelerinin yanı sıra tüm sevenleri derin üzüntü ve kederle onu son yolculuğuna uğurladı. Güler’in 90 yıllık ömrüne sığdırdığı pek çok eseri bir yana son zamanlarda yaşamını anlatan bir belgesel çalışmasında yer alması, onun tarihe bıraktığı son imza oldu.

    O son röportaj ve “Ara Güler: Islık Çalan Adam” belgeselinin görüntülerini izleyebilirsiniz.

     

     

     

  • Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Entelektüel ilerleme ve eğitim reformları bakımından zengin olan Finlandiya, yıllar içerisinde eğitim sistemindeki değişimlerle çağ atlamış durumda. Finlandiya, günümüzde birçok gelişmiş devleti geride bırakarak eğitim sistemiyle çığır açtı ve hali hazırda Doğu Asya ülkeleri ile kapışır durumda.

    Sağduyu uygulamaları, bütünsel öğrenme çalışmaları ve  mükemmeliyet değil eşitliği amaçlayan ortamları ile Finlandiya eğitim sisteminde dünya devi konumunda. Fin eğitim sisteminin diğer dünya devletlerini domine etmesinin ve en iyi olmasının 10 sebebiyse şöyle sıralanabilir:

    1- Standart test sınavları yok

    Sınavlarda, standart test uygulamaları yapılmıyor. Bu durumun tek istisnası lise son sınıf öğrenciler için yapılan Ulusal Yeterlik Sınavı. Ki bu sınav da gönüllülük esasına dayanıyor.

    Finlandiya’da her bir sınıf öğrencisi öğretmenleri tarafından belirlenmiş notlandırma sistemine tabi ve her biri bireysel olarak değerlendiriliyor. Bu süreci izleme, denetleme görevi ise farklı okullarda farklı grupları örnekleyen Eğitim Bakanlığı yetkilileri tarafından yapılıyor.

    2- Öğretmenler için ‘hesap verme’ baskısı yok

    Finlandiyalı ünlü yazar Pasi Sahlberg, eğitim sistemlerindeki öğretmen sorumluluğuna ilişkin: “Fin dilinde ‘hesap verme’ kelimesinin karşılığı yoktur. Hesap verme, sorumluluk ortadan kalktığında geriye kalan bir şeydir.” demiştir.

    Ayrıca Finlandiya’da tüm öğretmenler için, mesleğe başlamadan önce mutlaka yüksek lisans yapmış olmak zorunluluğu var.  Ve öğretmenlik bölümleri, ülkenin çok seçici ve sıkı okullarında yer alıyor.

    Şayet bir öğretmen gereken performansı göstermiyorsa bu mesuliyet okul müdürüne ait.

    3- Rekabet yerine iş birliği

    Finlandiya eğitim sisteminde yapay ya da rastgele üstün başarılara yer verilmiyor ve önemsenmiyor. En iyi okullar veya en iyi öğretmenler gibi sınıflandırmaları yok. Bir yarış ortamının aksine işbirliği atmosferi inşaa edilmiş durumda.

    4- Eğitim endeksli yaşam standardı

    Finlandiya sistemi en iyi notlara sahip olma fikrine değil bunun yerine eşit şartlara sahip okul ortamları düşüncesine yoğunlaşmış.

    1980’den bu yana Fin eğitimcilerin öncelikleri:

    – Eğitim sosyal eşitsizliği dengeleyen bir araç olmalı

    – Öğrencilere bireysel yönlendirme imkanı

    – Ücretsiz okul yemekleri

    – Sağlık hizmetlerine erişim kolaylığı

    – Bire bir psikolojik danışmanlık

    5- Çocukluk, yetişkinlik geçişinde zorunlu eğitim kısıtı yok

    Okula başlama yaşı 7 ve zorunlu eğitim 9 yıl. 9.sınıf sonrası ara vermek veya devam etmek öğrencinin tercihine bağlı.

    Yani öğrencilere gelişme yıllarında  zorunlu bir eğitimin parçası  olmadan bu konuda özgür bırakılıp tercih mekanizmalarını kullanmaları sağlanıyor.

    6- Üniversite diploması yerine eşit yetenek kazanımı 

    Öğrenciler lisede kazandıkları becerilerine göre, üç yıllık olan Yüksek İkinci Okul’a kayıt oluyor ve bu okullarda üniversite kabul sınavı olan Yeterlik Sınavı’na hazırlıyorlar. Ayrıca mesleki eğitim için yine üç yıllık bir program mevcut.

    Üniversite mezunu, meslek okulu mezunu ya da işçi sınıfı arasındaki karşıtlık neredeyse yok denecek kadar az. Çünkü eğitim sonrası hepsi aynı derecede profesyonel ve tatmin edici yeteneklere sahip oluyorlar.

    7- Erken sabah dersleri yok

    Okullar sabah 9:00 ile 9:45 saatleri arasında başlıyor ve öğleden sonra 2:00 ya da 2:45’te dersler bitiyor. Ders saatleri ve ders aralarıysa uzun zaman dilimlerine ayrılmış. Sistem öğrenciyi bilgiyle boğup ezberletmek yerine bütünsel bir öğrenme ortamı ile zamana yayarak öğretmeyi hedefliyor.

    8- Aynı öğretmenlerle sürekli öğretim

    Finlandiya’da öğretmen sayısı az. Ve genellikle öğrenciler öğretim hayatlarının 6 yılı boyunca aynı öğretmenden ders alıyorlar. İhtiyaçlar ve öğrenme şekillerinin bireyden bireye değişiklik gösterdiğini düşünürsek; Fin öğretmenler öğrencinin kendine özgü ihtiyaçlarını anlamış ve cevap verebilir konumda oluyorlar.

    9- Zamana yayarak öğrenme

    Öğrenciler genellikle toplamda günde  2 veya 3 derse giriyorlar. Yemek yemek, aktivitelerin tadını çıkarmak ve sadece rahatlamak için uzunca saatleri var. Aynı durum öğretmenler  için de geçerli elbette.

    10- Az ödev , bilinçli öğrenme

    OECD verilerine göre Finlandiya’daki öğrenciler dünya öğrencileri arasında en az ödev ve dışarıda çalışmaya sahip öğrenciler. Okul sonrası, okul ile ilgili sadece yarım saat ders çalışıyorlar.

    Öğrenciler bir konuda en iyi olma stresi taşımadan, yapmaları gereken her şeyi okulda yapıyor ve notları konusunda endişe duymuyorlar.