Category: Siyaset

  • Almanya Şansölyesi Angela Merkel’le Özdeşleşen Şansölye Terimi Anlamı Nedir?

    Almanya Şansölyesi Angela Merkel’le Özdeşleşen Şansölye Terimi Anlamı Nedir?

    Şansölye Nedir Hangi Ülkeler Bu Ünvanı Kullanıyor?

    Şansölye, Roma İmparatorluğu mirası üzerine kurulmuş çeşitli ülkelerde, farklı zamanlarda ve farklı anlamlarda kullanılmış bir görev isimlendirmesidir. Günümüzde ise en açık manasıyla Almanya ve Avusturya’da hükümet başkanlığı makamı için kullanılan unvandır. Bu makam Türkiye’deki başbakanlığa denk düşüyor.

    Yalnızca Almanya’ya Mahsus Bir Ünvan Sanılıyor

    Günümüzde ‘Şansölye’ makamını kullanan iki devlet var. Bunlar; Almanya ve Avusturya. Bugünün başbakanı olarak nitelendirebileceğimiz bu makamı Almanya Federal Cumhuriyeti’nde Angela Merkel kullanıyor. Avusturya Federal Cumhuriyeti’nin şansölyesi ise Christian Kern’dir.

    Politik arenada ‘kadın’ figürünün yükselen önemi bir yana ülkesinin uluslararası ilişkilerdeki üst düzey birçok diyaloğunu gerçekleştiren Angela Merkel, gerek Türkiye’de gerekse tüm dünyada ‘şansölye’ denildiğinde akla gelen ilk isim.

    Peki Şansölye Yetkileri Neler?

    Bu makamın kullanışı elbette ülkelerin yönetim biçimleri ile paralel, uygulanış ve yetki farklılıkları gösteriyor. Almanya’da şansölye ünvanına sahip kişi aynı zamanda hükümet başkanı makamındadır.Ve bakanları seçme yetkisi olduğu gibi hükümet politikasını çizme noktasında önemli pay sahibidir. Avusturya’da ise bu durum daha farklıdır. Şansölyenin hükümet politikasını belirlemek gibi bir yetkisi olmadığı gibi; şansölye, Avusturya yasasına göre hükümetin diğer üyeleri ile denk statüde yer alır.

    Şansölye Merkel’in Makama Gelişi ve Yetkileri

    Angela Merkel, Mecklenburg-Vorpommern’den milletvekili olduktan sonra, Almanya Federal Cumhuriyeti tarafından 22 Kasım 2005 tarihinde “Almanya Şansölyesi” seçilerek göreve gelmiştir. Merkel, halihazırda Almanya Federal Cumhuriyeti’nin hükümet başkanlığı görevini sürdürüyor.

    Bakanları ve hükümet politikasının ana hatlarını belirleyebilme yetkisi olduğu gibi kendisi, pratikte de en güçlü Alman politikacı konumundadır. 13 yıldır bu ünvanı taşıyan politikacı, yalnızca parlamentonun yasama dönemi süresince güven oyu yoklaması sonucu ile görevden alınabilir. 

    Avusturya Şansölyesi İçin Durum Daha Farklı

    Avusturya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Christian Kern açısından durum Merkel’inken daha farklıdır. Her şeyden önce şansölye seçilerek değil atanarak göreve gelir. Atanması teorik açıdan tamamıyla devlet başkanının hür tercihine bağlıdır. Pratikte ise, haliyle Ulusal Konsey’deki çoğunluk ilişkilerinin dikkate alınması gerekiyor.

    Hükümet ve şansölye, yemin töreniyle birlikte doğrudan göreve başlar ve burada parlamentonun onayı gerekli değildir. Hükümet partisinin başı olarak uygulamada önemli bir etkiye sahip olan şansölyenin yetkileri arasında atanacak diğer hükümet üyelerini devlet başkanına önermek de yer alıyor. Bununla birlikte şansölyenin görevden alınabilmesi için parlamento, dilediği zaman hükümet aleyhinde güven oylaması yapabilir.

    Başbakan Yerine Şansölye

    Kim ne derse desin hükümetin başı sıfatını tanımlayabilmek adına şansölye kelimesi kulağa oldukça albenisi yüksek geliyor. Hal böyleyken gündemi takip eden vatandaşlar açısından ne yazık ki bu unvan sanki daha üst düzey bir makamı, cumhurbaşkanı, başkanı çağrıştırıyor.

    Bilinmesi gereken; şansölyelik, tarih boyunca başta Roma İmparatorluğu, sonrasında da imparatorluğun mirasını yaşatan uluslarca devam ettirilmiştir. Bu makam geçmişte geniş yetkilerle donatılmasına karşın; günümüzde demokrasinin gelişmesiyle birlikte farklılaşmıştır. Yine de bilinen bu ülkelerde uygulanışları değişse de etkisini siyaset sahnesinde sürdürmeye devam etmektedir.

  • Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı Kimdir? Neden Önemlidir?

    Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı Kimdir? Neden Önemlidir?

    2 Ekim 2018’de New York’ tan İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’na gönderilen Cemal Kaşıkçı, ölümü ve ardındaki sırlar… 

    Cemal Kaşıkçı, Ekim 1958 Medine, Suudi Arabistan doğumludur. Henüz gençlik yıllarındayken eğitim için Amerika’ya giden merhum gazeteci, 1985 yılında ABD’deki Indiana State University’den mezun oldu.  Eğitim sonrası ülkesine dönen Kaşıkçı, gazetecilik mesleğini yapmak için Suudi Arabistan’a geldi ve çalışmalarını bir süre orada sürdürdü.

    1991 – 1999 yılları arası dönemde, Al Madina gazetesinde yazı işleri müdürlüğü ve genel yayın yönetmenliği vekilliği görevlerini yapan Kaşıkçı, bu süre zarfında Afganistan vb. ülkelerden haberler yaptı. 1987-1995 döneminde ise Afganistan ve Sudan’da, eski El Kaide lideri Usame bin Ladin ile söyleşiler gibi çarpıcı haberlere de imza attı.

    Yazıları Ülkedeki Dini Yapıya Eleştiri Niteliğinde Bulundu

    Amerika’da eğitim görmüş olan Suudi gazeteci, İngilizce yayın yapan Arab News’te dört yıl boyunca lider olarak çalıştı. Kaşıkçı, bu görevi münasebetiyle gittiği Al Watan’da yazı işleri müdürlüğü görevini 52 gün sürdürebildi. Sebebi ise, gazetede ülkenin dini yapısını eleştiren yazıların çıkmasıydı. Bu eleştirel yazıları akabinde gazeteci görevden alındı.

    Özgürce Yazabilmek Gerekçesiyle ABD’ye Gitti

    Cemal Kaşıkçı, 2008 yılında tekrar Al Watan yazı işleri müdürlüğüne getirilmesine rağmen 2010 yılında gazetede eleştirel yazıların yayınlanması sebebiyle bir kez daha görevden alındı.

    Yazılarını özgürce yayınlayamadığı gerekçesiyle ülkeyi terk eden Kaşıkçı, gariptir ki bir yakınlaşma neticesinde Prens Türki al Faysal’ın danışmanlığı görevine getirildi. Prens Türki, İngiltere ve ABD’de Suudi Arabistan Büyükelçiliği yapmıştı. Günümüzde ise, Kral Selman’ın oğlu Halid bin Selman Suudi Arabistan’ın ABD Büyükelçiliği görevini yapıyor.

    Temelli ABD’ye Yerleşmişti

    Ülkesinde bir türlü dikiş tutturamayan Kaşıkçı, hem Prens Türki gibi politik kimliklerin güvencesi hem de daha öncesinde buradaki gazetecelik tecrübelerine dayanarak Eylül 2017’de ABD’ye yerleşme kararı aldı. Aynı ay içerisinde ülkeye yerleşen Suudi gazeteci, Washington Post’ta köşe yazıları yazmaya başladı.

    Burada Suudi Arabistan’ın Katar’a yönelik politikalarını ve Yemen savaşını eleştiren yazılar yazdı.

    Peki Cemal Kaşıkçı Neden Önemli?

    Kaşıkçı ABD’ye yerleşmesinden önceki süreçte, Arap ülkelerinde yayınlanan Al Hayat gazetesinde köşe yazıları yazmaya devam ediyordu. Beş yıl boyunca gazetede yayınlanan yazıları sonrası 2016 Aralık ayında, o dönemde seçimi yeni kazanmış olan ve daha göreve başlamayan ABD Başkanı Donald Trump’ı eleştiren açıklamaları sebebiyle bir daha yazıları yayınlanmadı. Kaşıkçı, Trump’ın hem İran karşıtı olup hem de Esad’ı destekleme fikrinin bir çelişki olduğunu vurgulamıştı.

    Türkiye İle Bağlantısı

    Öncelikle Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın kurucusu Abdülaziz ibn Suud’ un özel doktoru olan Kayserili Muhammed Kaşıkçı’nın torunudur. Dolayısıyla Kaşıkçı büyükbaba tarafından Türkiye’yle bağlantılı.Öte yandan danışmanlığını yaptığı Prens Türki’nin de anne tarafından Türk kökenli olduğu biliniyor.

    İstanbul’a Gelişi

    Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’daki eşi, muhalif gazeteciyi hükümetle arasının açılması nedeniyle istemiyordu ve boşandılar.  Erdoğan’ın ekibiyle yakın temasları da bulunan Kaşıkçı, Türk yetkililerin yeniden evlenmesine izin vermesi için boşandığını gösteren bir belgeyi almak için konsolosluğa geldi. 

    Türkiye vatandaşı nişanlısı Hatice Cengiz ile evlenebilmek için gereken yasal işlemleri halletmek üzere 2 Ekim 2018 tarihinde İstanbul, Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na geldi. İçeri giriş görüntüleri yayınlanan Cemal Kaşıkçı’dan bir daha haber alınamadı. 

    Endişeleri Vardı Ama Yine De Konsolosluğa Geldi

    Kaşıkçı konsolosluğa gitmesi halinde tutuklanma veya ülkeye geri götürülme tehlikesinin olduğunu biliyordu ve endişeliydi. Nişanlısı Hatice Cengiz’e, konsolosluğa girdikten sonra kendisinden haber alamaması halinde, AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay ve Türk – Arap Basın Derneği’ne haber vermesi gerektiği söylemişti.

    Tüm endişelerine rağmen, Kaşıkçı’yı konsolosluğa gitmeye ikna eden isim, Muhammed bin Selman’ın demir yumruğu altındaki Prens Turki’den başkası değildi. Kaşıkçı’yı arayan Turki, ona tehdit olmadığını belirterek konsolosluğa gitmesi hususunda telkin etti.

    Herkesi düşündüren nokta, Kaşıkçı Suud Hanedanı’nda oyunun kurallarını iyi bilen bir isimdi. Prens Turki’nin danışmanlığını yaptığı dönemlerde elçiliklerin nasıl çalıştığını öğrenmiş, işlerin nasıl yürüdüğünü biliyordu. Buna rağmen İstanbul’a yönlendirilirken kendisini ölüme götüren tüm bu durumların mukayesesini nasıl yapamamıştı?

    Washington Post Kaşıkçı’nın Köşesini Boş Bıraktı

    2017’den bu yana Washington Post’ta kendine ait köşesinde yazılar yazan Kaşıkçı’nın, kendisinden haber alınamamasının ardından gazetedeki köşesi boş bırakılarak yayınladı.