Category: Yaşam

  • Coronavirüs COVID-19 Son Durum Haritası

    Coronavirüs COVID-19 Son Durum Haritası

    Coronavirus COVID-19 Global Harita

    Evrim Ağacı Türkiye COVID-19 Koronavirüs Raporu

    Kaynak: evrimagaci.com

  • Didim’de Tarihle Tatil Yapın

    Didim’de Tarihle Tatil Yapın

    İlk yerleşim izlerinin M.Ö. 8000’lere dayandığı Didim ziyaretçilerine doğa, deniz,spor ve tarih gibi farklı alanları bir arada sunar. Özetle Didim’de tarihle tatil yapacaksınız.

    Didim’de yer alan tarihi noktalar genellikle Antik Yunan ve Roma Dönemi eserleridir. Tarihi gezi noktalarının başında Antik Yunan ve Roma Döneminin izlerini taşıyan ve Dünya’nın 3. tapınağı olma özelliğini gösteren Apollon Tapınağı yer alır. İyonyalılar tarafından inşa edilmiştir.

    Apollo Tapınağı

    Roma Döneminde yapılmış olan Milet Tiyatrosu da tarihi gezi noktalarından birisidir. Yine Milet Antik Kenti içerisinde yer alan Milet Müzesi da gezi alanları içerisinde yer alır.

    Adını Yunanca’dan alan ve ilçeye de adını veren ikiz kardeş anlamındaki Didyma Antik Kenti de antik kentlerinden birisini oluşturur.

    İlçede yer alan diğer Roma Dönemi eserlerinden birisi de Fustina Hamamı’dır

    Didim’e yakın bir uzaklığı bulunan ve Milas Söke Karayolu üzerinde bulunan yol ile gidilebilen Herakleia Antik Kenti diğer adı ile de Latmos Antik Kenti de tarihi noktalardan birisini oluşturur. Yine Didim’e yakın bir mesafedeki ve Bafa Gölü kıyısında yer alan diğer bir antik kent ise Myus Antik Kenti’dir.

    Didim BafaAkköy ise Osmanlı ve Rum mimarilerinin birlikte yer aldığı tarihi bir köydür.

    İlçe Roma ve Antik Yunan dönemleri eserlerinin yanında Türk İslam Beylikleri eserlerinin de yer aldığı bir ilçedir. Menteşeoğulları Beyliğinden İlyas Bey tarafından yaptırılmış olan Milet İlyas Bey Külliyesi bunlardan en bilinenlerinden birisini oluşturur.

    İlçede tarihin yanında doğal oluşumlarda yer alır. Akbük Saplı Ada da bunlardan birisidir. Doğal alanlar arasında Manastır Koyu, Cennet Koyu gibi koylar da yer alır.

    Didim’de aynı zamanda Tavşan Burnu Tabiat Parkı adında bir milli park yer alır.

    Didim Harita

    Didim Nerede?

    Aydın iline bağlı olan Didim şehir merkezine yaklaşık olarak 100 – 120 kilometre uzaklıkta sahil kıyısındaki bir ilçedir.

    Didim Ne Zaman Gidilmeli?

    Akdeniz ikliminin hakim olması nedeni ile sıcaklık değerleri diğer bölgelere oranla daha erken yükselmekte ve daha geç düşmektedir. Bu nedenle yaz sezonu da uzun sürmektedir. Sıcaklığın 10 derece ortalamalarının altına düşmediği bölgeye her dönem gidilebilse de yaz sezonu yoğunluk göstermektedir.

    Didim Nerede Kalınır?

    Lüks oteller başta olmak üzere otel, pansiyon ve apart otellerde konaklama imkanı veren ilçede günü birlik kiralanan evlerde de kalınması mümkündür. Konaklama alanlarının da çeşitli olması her bütçe ve ekonomiye uygun konaklama imkanı da verir.

    didim gece hayatı

    Didim Gece Hayatı

    Özellikle yaz sezonunda daha fazla gece hayatına sahip olan Didim’de eğlence merkezleri genel olarak sahil ve merkezlerde toplanmıştır. Bar, pub ve disko sayısı gece kulüplerine göre daha fazla olmakla birlikte her anlamda eğlence merkezi yer alır. Bölge genel itibariyle turistik bir alan olması itibariyle turistlere yönelik eğlence alanı daha çoktur.

  • Mide Yanması veya Mide Ağrısı mı Çekiyorsunuz? Mide Problemlerine Deva 10 İlaç Gibi Gıda

    Mide Yanması veya Mide Ağrısı mı Çekiyorsunuz? Mide Problemlerine Deva 10 İlaç Gibi Gıda

     

    Mide Yanması veya Mide Ağrısı mı Çekiyorsunuz? Mide Problemlerine Deva 10 İlaç Gibi Gıda

    Hepimizin malumu yemek yemek yaşamımızı sürdürebilmemiz için yegane ihtiyacımız. Hal böyleyken, midemiz bu döngü içinde gereken beslenme faaliyetini gerçekleştirme için en önemli organımız.

    Gün içinde midenizde baş gösterecek olası bir yanma veya ağrının hayatınızı nasıl sıkıntıya soktuğunu bir düşünün. Hele bazı anlarda başa çıkılamayacak derecede gelen o ağrılar!

    Bu durumda mide problemlerinin insan yaşamını olumsuz etkileyebilmesi kaçınılmaz.

    Mide rahatsızlıkları sadece yemek yemek hususunda değil, her türlü yaşamsal faaliyette isteksizlik oluşturabiliyor. Örneğin; günün geri kalan kısmında yaşamı çekilmez hale getiren bir mide ağrısı, odaklanmanızı zorlaştırabilir ve yaşamdan tat alamayacak kadar yaşama sevincinizi yok edebilir.Haliyle bu durum oldukça moral bozucu olabiliyor.

    Olası bir mide rahatsızlığı yaşamamak için dikkat etmek gereken bir çok faktör var aslında.Bunların en başında, sağlıklı öğünler ile beslenmek, mideyi üşütmemek, alkol ve sigara kullanımını sıfıra indirmek geliyor. Peki tüm bu problemlerden kurtulmak, midemizi koruyabilmek için hangi gıdaları tüketmeliyiz? Bu şikayetlerden kurtulmak için nelere dikkat etmeliyiz? Elbette doğru yiyecek tercihleri hayat kurtarır. İşte onları sizler için derledik.

    1-Lahana

    Çiğ lahana tüketimi daha makbul olmakla birlikte, ince şeritler halinde doğranmış bir lahana salatası da tüketim aısından kolaylık olabilir.  Ayrıca katı meyve sıkacağı ile lahananın suyunu sıkmak da bir yöntem.

    Ülser ve gastritin bir numaralı ilacı olarak gösterilen lahana,  elma gibi daha tatlı ve hafif meyvelerle birlikte de tüketilebiliyor.

    2-Maden suyu

    Sık sık soda ile karıştırılan maden suyu, sodaya kıyasla bir çok mineral deposu olmanın yanı sıra içeriği ile de bir çok faydayı da beraberinde getiriyor. Bikarbonat içeriği sayesinde midedeki asit yoğunluğu ile oluşan ekşime ve yanmayı azaltıyor.

    3- Kızarmış Ekmek

    Midenin salgıladığı aşırı asidi dizginleyici özelliği ile asit kaynaklı yanma hissini kurutarak gideriyor.

    4-Baklagiller

    Fasulye, bezelye ve mercimek gibi baklagillerde bulunan bio-flavionid maddesi, mide koruyucu görevi taşıyor. Fakat mercimeğe dikkat! Çünkü bazı bireylerde mide yanmasına sebep olabildiği gibi aşırı tüketimi başlıca mide rahatsızlıklarına da yol açabiliyor.

    5-Patates

    Patates suyu son zamanlarda yükselen bir popülarite yakaladı malumunuz. Sebebi ise bir çok şeye iyi gelmesi. Bunların en başında mideye olan faydaları geliyor.

    Mide yanmasının doğal ilacı olan patates suyunu elde etmek için, patatesi soyup katı meyve püresinde suyunu sıkabilirsiniz. Su, havuç suyu ya da kereviz suyu ile karıştırıp içtiğinizde ise mucizevi bir besin deposu ortaya çıkıyor.

    6-Zeytinyağı

    Yağların sindirimi için safra salgısını artıran zeytinyağı, ham olarak kullanıldığında besinlerin midede kalma süresini azaltıyor ve yanma hissi olmaksızın kolaylıkla öğünlerinizi geçirebiliyorsunuz.

    7-Meyankökü

    Yapılan son araştırmalara göre güçlü bir mide koruyucu olarak tespit edilen meyankökü artık her köşebaşındaki aktarda mevcut.

    Midedeki aşırı asitlenmeyi önlemede ve azaltmada oldukça başarılı olan meyan kökü kabızlığa karşı da başarılı. E haliyle sindirim sistemine her anlamda büyük rahatlık sağlıyor.

    8-Karnabahar

    Tabiki de çiğ karnabahar demeyeceğiz! Haşlanmış bir karnabahar, mideyi asit saldırılarından korur ve tüm sorunları giderebilir.

    Karnabahar içerdiği quercitrin ve threonine sayesinde ülsere karşı etkin ‘antiulcer’ bir madde. Özellikle bu konuda (mide ülseri) problemi olanların rahatlıkla tüketebileceği bir sebze. Ayrıca karnabaharın, içeriğindeki ‘gefarnato’ maddesinin ülser ilacı hammaddesi olarak kullanıldığını bilmekte fayda var.

    9-Ispanak

    Ispanağı mutlaka buharda pişirerek ya da haşlayarak tüketmelisiniz. Ayrıca taze yapraklarından salata için faydalanabilirsiniz ve bu midenizi ferahlatacaktır.

    10-Muz

    En sevilen meyvelerden olan muz, mideyi seven besinlerin başında geliyor. Ara öğünlerde birer muz tüketmek, midedeki yanma hissini ortadan kaldırabiliyor. Ayrıca muz, midede enzim ve hücre üretimini de artırıyor.

  • Mimlendin Sen Artık…  Mimlemek Nedir? Mimlenmek Kelimesi Ne Anlama Gelir?

    Mimlendin Sen Artık… Mimlemek Nedir? Mimlenmek Kelimesi Ne Anlama Gelir?

    Mimlendin Sen Artık…

    Mimlemek Nedir? Mimlenmek Kelimesi Ne Anlama Gelir?

    Mimlemek kelimesi, Osmanlı Devleti zamanında kullanılmış ve günümüzde olumsuz bir durumu belirtmek, işaretlemek, işaret etmek amacıyla kullanılmaktadır. Kökeni ise Arap alfabesinin yirmi dördüncü harfi olan ‘mim’ den gelmektedir.

     

    Osmanlı’da özellikle Abdülhamit döneminde ünlenen bu terimin günümüzde negatif bir anlamının olmasının sebebi, dönemin siyasi evrak ve yazışmalarından hasıl olmuştur. Bu yazışmalar içerisinde padişah Abdülhamit , okuduğu belirli evraklara yahut makamına gelen jurnallerin arka köşesine ‘mim’ harfini yazarmış. Eklenen bu harf, o evrakın padişah tarafından ‘okunduğu, bilindiği’ ve ‘akıbetinin ona kaldığını’ belirten bir anlam taşırmış.

     

    Öte yandan yine Osmanlı Devleti Dönemi’nde mali kayıtlar yapılırken bir tür şifreleme dili ürünü olarak da kullanılmıştır. ‘Siyakat’ adı verilen bu mali yazışma dilinin kullanılma sebebi evrakların deşifre olmamasıdır. Kayıtların üzerine bu şifreler yerleştirilirken bazı önem arz eden ‘mühim’ evrakların üzerine zamanla ‘mim’ harfi yazılmaya başlanmıştır. Bu harf üzerine yazıldığı kaydın önem teşkil ettiğini belirtirmiş. Dolayısıyla dönem yazışmalarında ve evraklarında ‘mim’ harfi çok fazla kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum neticesinde ise ‘mimlenen evraklar’, ‘mimlenen politik unsurlar’ tarih sahnesinde sıklıkla kullanılmıştır.

    Günümüzde genellikle iyi olmayan, hoşa gitmeyen bir davranış veya düşüncesinden dolayı o kişiyi hakkında iyi düşünülmeyen insan sınıfına koyma durumu için kullanılır. Ayrıca yine insanlar çevresinde, insan kaynaklı gelişen olayları ifade ederken ‘mimledim’,’mimlendin’ kelimeleri kullanılmaktadır. Bu kullanıştaki anlam ise, o kişi ve olayların; mimleyen kesim tarafından olumsuz şekle büründüğünü veya o kişilere karşı önyargılı olmak gerektiği, onlara temkinli yaklaşmak gerektiğini ifade eder.

    Sıkı arkadaş ortamı olanların pek de dert edinmediği ‘mimlemek’ durumu kısa zamanda bumerang etkisi gösterebiliyor. E haliyle günümüz standartları düşünüldüğünde her birimiz potansiyel mimliler olarak dolaşıyoruz ortalıkta…

     

  • Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Entelektüel ilerleme ve eğitim reformları bakımından zengin olan Finlandiya, yıllar içerisinde eğitim sistemindeki değişimlerle çağ atlamış durumda. Finlandiya, günümüzde birçok gelişmiş devleti geride bırakarak eğitim sistemiyle çığır açtı ve hali hazırda Doğu Asya ülkeleri ile kapışır durumda.

    Sağduyu uygulamaları, bütünsel öğrenme çalışmaları ve  mükemmeliyet değil eşitliği amaçlayan ortamları ile Finlandiya eğitim sisteminde dünya devi konumunda. Fin eğitim sisteminin diğer dünya devletlerini domine etmesinin ve en iyi olmasının 10 sebebiyse şöyle sıralanabilir:

    1- Standart test sınavları yok

    Sınavlarda, standart test uygulamaları yapılmıyor. Bu durumun tek istisnası lise son sınıf öğrenciler için yapılan Ulusal Yeterlik Sınavı. Ki bu sınav da gönüllülük esasına dayanıyor.

    Finlandiya’da her bir sınıf öğrencisi öğretmenleri tarafından belirlenmiş notlandırma sistemine tabi ve her biri bireysel olarak değerlendiriliyor. Bu süreci izleme, denetleme görevi ise farklı okullarda farklı grupları örnekleyen Eğitim Bakanlığı yetkilileri tarafından yapılıyor.

    2- Öğretmenler için ‘hesap verme’ baskısı yok

    Finlandiyalı ünlü yazar Pasi Sahlberg, eğitim sistemlerindeki öğretmen sorumluluğuna ilişkin: “Fin dilinde ‘hesap verme’ kelimesinin karşılığı yoktur. Hesap verme, sorumluluk ortadan kalktığında geriye kalan bir şeydir.” demiştir.

    Ayrıca Finlandiya’da tüm öğretmenler için, mesleğe başlamadan önce mutlaka yüksek lisans yapmış olmak zorunluluğu var.  Ve öğretmenlik bölümleri, ülkenin çok seçici ve sıkı okullarında yer alıyor.

    Şayet bir öğretmen gereken performansı göstermiyorsa bu mesuliyet okul müdürüne ait.

    3- Rekabet yerine iş birliği

    Finlandiya eğitim sisteminde yapay ya da rastgele üstün başarılara yer verilmiyor ve önemsenmiyor. En iyi okullar veya en iyi öğretmenler gibi sınıflandırmaları yok. Bir yarış ortamının aksine işbirliği atmosferi inşaa edilmiş durumda.

    4- Eğitim endeksli yaşam standardı

    Finlandiya sistemi en iyi notlara sahip olma fikrine değil bunun yerine eşit şartlara sahip okul ortamları düşüncesine yoğunlaşmış.

    1980’den bu yana Fin eğitimcilerin öncelikleri:

    – Eğitim sosyal eşitsizliği dengeleyen bir araç olmalı

    – Öğrencilere bireysel yönlendirme imkanı

    – Ücretsiz okul yemekleri

    – Sağlık hizmetlerine erişim kolaylığı

    – Bire bir psikolojik danışmanlık

    5- Çocukluk, yetişkinlik geçişinde zorunlu eğitim kısıtı yok

    Okula başlama yaşı 7 ve zorunlu eğitim 9 yıl. 9.sınıf sonrası ara vermek veya devam etmek öğrencinin tercihine bağlı.

    Yani öğrencilere gelişme yıllarında  zorunlu bir eğitimin parçası  olmadan bu konuda özgür bırakılıp tercih mekanizmalarını kullanmaları sağlanıyor.

    6- Üniversite diploması yerine eşit yetenek kazanımı 

    Öğrenciler lisede kazandıkları becerilerine göre, üç yıllık olan Yüksek İkinci Okul’a kayıt oluyor ve bu okullarda üniversite kabul sınavı olan Yeterlik Sınavı’na hazırlıyorlar. Ayrıca mesleki eğitim için yine üç yıllık bir program mevcut.

    Üniversite mezunu, meslek okulu mezunu ya da işçi sınıfı arasındaki karşıtlık neredeyse yok denecek kadar az. Çünkü eğitim sonrası hepsi aynı derecede profesyonel ve tatmin edici yeteneklere sahip oluyorlar.

    7- Erken sabah dersleri yok

    Okullar sabah 9:00 ile 9:45 saatleri arasında başlıyor ve öğleden sonra 2:00 ya da 2:45’te dersler bitiyor. Ders saatleri ve ders aralarıysa uzun zaman dilimlerine ayrılmış. Sistem öğrenciyi bilgiyle boğup ezberletmek yerine bütünsel bir öğrenme ortamı ile zamana yayarak öğretmeyi hedefliyor.

    8- Aynı öğretmenlerle sürekli öğretim

    Finlandiya’da öğretmen sayısı az. Ve genellikle öğrenciler öğretim hayatlarının 6 yılı boyunca aynı öğretmenden ders alıyorlar. İhtiyaçlar ve öğrenme şekillerinin bireyden bireye değişiklik gösterdiğini düşünürsek; Fin öğretmenler öğrencinin kendine özgü ihtiyaçlarını anlamış ve cevap verebilir konumda oluyorlar.

    9- Zamana yayarak öğrenme

    Öğrenciler genellikle toplamda günde  2 veya 3 derse giriyorlar. Yemek yemek, aktivitelerin tadını çıkarmak ve sadece rahatlamak için uzunca saatleri var. Aynı durum öğretmenler  için de geçerli elbette.

    10- Az ödev , bilinçli öğrenme

    OECD verilerine göre Finlandiya’daki öğrenciler dünya öğrencileri arasında en az ödev ve dışarıda çalışmaya sahip öğrenciler. Okul sonrası, okul ile ilgili sadece yarım saat ders çalışıyorlar.

    Öğrenciler bir konuda en iyi olma stresi taşımadan, yapmaları gereken her şeyi okulda yapıyor ve notları konusunda endişe duymuyorlar.

  • Bırak O Sigarayı Elinden! – Sigarayı Beyinde Bırakma Yolları

    Bırak O Sigarayı Elinden! – Sigarayı Beyinde Bırakma Yolları

    Bırak O Sigarayı Elinden! -Sigarayı Beyinde Bırakma Yolları

    Tütün ürünlerinin sayısı 4000’i aşkın kimyasal madde içerdiğini çoğu kişi bilmez. Nargile, pipo, puro, sigara.. Tüm bunların içinde yer alan ve kişide bağımlılık yaratan madde ise nikotindir. Elbette amonyak, arsenik hatta aseton gibi kimyasalların da içtiğimiz sigaranın içerisinde yer aldığını bilmenizde fayda var.

    Sigaraya bağımlılık çoğu kişide genç yaşlarda başlasa da zamanın şartları, stres, merak gibi unsurlar sebebiyle artık her yaşta kişide bu alışkanlığa yeni başlama görülebilmektedir. Çay, kahve ekürisi sigara, çok darlandım sigarası, günün yorgunluğunu atamadım bi sigara ve daha bir sürü sebeple her defasında yakılan sigaralar. Peki bırakmak için ne yapmalıyız ?

    Zihninizde büyütmeyin, sıradışı olun

    Her şeyden önce zihninizde bırakmak eyleminin başlamak kadar kolay olduğunu hatırlayın. Sigaranın size verdiği zararlar noktasında beyninize mesajlar gönderin. Yaşam kalitem ve sağlığım kimyasal bir madde olan nikotinden çok daha büyük. 

    Neden bir şeye esir olup onun kurallarına uymalısın? Vakit kuralları belirleme vakti ve ben herkesten farklıyım!

    Düşünün: Kokusu berbat ve insanlar kokularıyla hatırlanır

    Kül tablasından bir yastıkta uyuduğunuzu düşünün. Ya da içindeki izmaritlerin yemek tabağınızda olduğunu. Günlük yaşantımızdaki o ağır sigara kokulu, uzak durulası kişi de siz oluyorsunuz muhtemelen..

    Unutmayın: Kaliteli olmak fresh ağız ve ten kokusundan geçer

    Günümüzde sigara içenler artık ikinci sınıf statüsünde bile yer almıyor. Herkesin spora gittiği, herkesin diyet yaptığı ve bakımlı olduğu şu yıllarda sigara kokusu ne kadar cazip gelebilir ki? Unutmayın temiz ve ferah olmak her zaman çalışır.

    Hatırlayın: Bir zamanlar cebinizde duran o paraları

     

    Sigara tüketiminin maddi açıdan çok büyük israf olduğu su götürmez bir gerçek. Ev kirası, faturalar, ihtiyaçlar, sosyal aktivite harcamaları derken her şeyi ince ince hesapladığımız şu devirde küçük bir muhasebe ile  bunlardan herhangi birini bedavaya çıkaracağınızı göreceksiniz. Bedava dediysek, hatırlayın; o cebinizde duran ama çöpe attığınız atıl paraları.

    Harekete geçin: Zararın neresinden dönersek kârdır

    Başladığınız o makus tarihi muhtemelen hatırlıyorsunuzdur. O günden itibaren geçen sigara dolu günleriniz yeterince dolmuştur. Artık temiz bir nefes alma vakti. Harekete geçin ve sigarayı bırakın. Spora yazılın ve sosyalleşin. Kendinize aynada her baktığınızda haklı gururla gülümseyeceksiniz.

    Yaşayın: Kaliteli, zinde ve dolu dolu yaşamak

    Çay, kahvenin yanına sigara yerine kurabiye deneyin. Filmlerde olacak değil ya hep. Mola saatlerinizde sigara içmek yerine kendi hayatınıza katacağınız yeni şeyleri keşfetmek için internette gezebilirsiniz. Yemek sonrası, atıştırmalık, cips, çikolata ve içeceğinizi alıp film/dizi seyretme faslına geçin. Ya da en önemlisi sevdiklerinizle vakit geçirin.Onlara sigara dumanı solumak yerine daha değerli şeyler verin. Her sigarayı hatırladığınızda ömrünüzü, sevdiklerinizi, sevdiğiniz şeyleri düşünün. Hayat sağlığınızdan ibaret. Sağlıklı ve mutlu olmaksa sizin elinizde ve çok basit.  

    Karar verin: Sevdiğiniz her şeyi elinizde tutmalısınız

    Kazandıklarınız ve kaybettikleriniz için bir teraziniz olsun. Ağır basan tarafa sevdiklerinizi koyun ve kararınızı verin. Feda etmek için fazlasına sahip olmak gerekir. 

    Ekonomik açıdan çok mu zenginsiniz?

    Sağlığınız ya da ömür uzunluğunuz?

    Ya da sevdiklerinizi kaybedip yenilerini bulacak kadar mı zenginsinsiniz? 

    … Değil misin? O halde bırak elinden o sigarayı.

  • Kariyer Yaşamınızda Fark Yaratacak Bir Lisansüstü Eğitimi İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

    Kariyer Yaşamınızda Fark Yaratacak Bir Lisansüstü Eğitimi İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

    Kariyer Yaşamınızda Fark Yaratacak Bir Lisansüstü Eğitimi İçin 

    Dikkat Etmeniz Gerekenler

    Doğru bir lisansüstü eğitim, kişiyi yalnızca ilgilenilen alanda uzmanlaştırmakla kalmaz; eğitim sonrası iş hayatı için gerekli referans bilgilere ulaşımı da sağlar. Haliyle rekabet ortamının yoğun bir şekilde yaşandığı iş hayatında ön plana çıkabilmek için doğru bir lisansüstü eğitim tercihi yapmanız gerekiyor.

    Birçok araştırmaya göre, yeni mezun veya iş tecrübesi yetersiz adaylar,  işe giriş potansiyellerinde lisansüstü eğitimin önemli bir rol oynadığını söylüyor. Ayrıca çoğu şirket ve pozisyon için de yükseklisans şartı olduğunu unutmamak gerek.

    Yeterli şartları sağlamış ve halihazırda bir lisansüstü eğitim düşünüyorsanız, 10 adımda ince eleyip sık dokuyabilmeniz mümkün.  

    1- Doğru Uzmanlık Alanı Tercihi

    Lisans eğitiminiz ile bağlantılı, devam niteliğinde bir alan seçimi yapabileceğiniz gibi tamamen kendi yetenek ve meraklarınız doğrultusunda da tercih yapabilmeniz mümkün. 

    İlgi duyduğunuz ve uzmanlaşmak istediğiniz alan ile iş imkanları ve eğitim sonrası iş çeşitliliği konusunda paralellik olması gerek.Burada realist davranıp neyi istediğinize karar vermeniz  gerekiyor. Verimli bir eğitim daima başarıyı getirir.

    2-Doğru Bir Üniversite 

    Lisans yaşamınızda aldığınız eğitimin artı ve eksilerini sınıflandırarak, yükseklisans okul tercihinizi yönlendirebilirsiniz. ‘Köklü bir okul’ veya ‘marka okul’ gibi genel kabullerden yola çıkabileceğiniz gibi; eğitim kadrosunu bildiğiniz ve verim alacağınıza inandığınız bir üniversite tercih edebilirsiniz. 

    Unutmayın lisansüstü eğitim tamamen sizin tercihleriniz doğrultusunda şekillenecek bir eğitim türüdür.  

    3-Sağlam Bir Akademik Kadro

    Uzmanlaşmak için doğru şeyleri doğru yöntemlerle öğrenmek gerekir. Bilgi birikimi zamanla oluşan, kümülatif bir özellik taşırken, uzmanlaşma tamamen tecrübe ve uygulama dayanaklıdır. Haliyle bilgiyi tecrübeli kişilerden edinmeniz, kariyer yaşamınızda size gerekli anektod birikimi ve varsayımları  sağlayacaktır.

    4-Teori ve Uygulama İmkanı 

    Yükseklisans eğitimi , sizin var olan potansiyelinizi ortaya çıkarmanın ötesine geçerek yeteneklerinizi artırmanıza yardımcı olmalıdır. Dolayısıyla bilginin yanında, staj gibi somut iş yönlendirmeleri de yer almalı.  

    5-Mezunların Sektörde Dağılımı

    Eğitiminiz sona erdiğinde sizi nelerin bekleyeceğini öngörebilmeniz gerekir. Bu noktada , referansınız elbette mezunlar ve ne iş yaptıklarıdır. Kendinizi görmek istediğiniz gelecekte, kariyer hedefinize en uygun okul ve bölüm için, mezun kitlenin yoğunluk gösterdiği alanlara bakmanız yeterlidir. Boğaziçi veya Galatasaray mezunları gibi.

    6-İşi Yapan İnsanlarla Öğrenmek

    Kariyerinizde fark yaratmak istiyorsanız, halihazırda fark yaratmış insanlarla bir arada olmanız önemlidir. Akademik kadrosunun sektörde gösterdiği faaliyet ve katkıları mutlaka gözden geçirin. Kendini geliştiremeyen insanlar sizi ne derece geliştirebilir ki? 

    7-Yolun Sonunu Görmek:Tez Aşaması

    Tez yazma işi, tamamiyle sizin eseriniz olacağı gibi tez  danışmanınız ve konu seçiminiz de bir hayli önemlidir. Doğru tez, size kariyer yaşamınızda bir çok kapıyı aralayabilir. 

    8-İlham Kaynağı ve Referans Bulma

    Dolu veya boş, ne olduğu farketmeksizin bir lisans eğimini geride bıraktınız. Lisansüstü artık sizin için yoğun bir tempo demektir. Rota çizebilmek için ilham kaynaklarına ihtiyacınız var. Ve yolunuzu açabilmek içinse güçlü referans mektuplarına. 

    Eğitim başlangıcından tez dönemine kadar birlikte olacağınız eğitimcilerin yazdıkları kitap sayısı size bir kıstas olabilir. Öte yandan uyum sağlayabileceğiniz kişilerle çalışmak , bol bol eser okuyup, sorgulayacağınız bu dönemde size güç ve bağlılık sağlayacaktır.

    9-Verdiğini Alabilmek

    Kolay ve standart bir eğitimi tercih edebileceğiniz gibi, yoğun ve tempolu bir süreç ve akabinde maksimum birikimi seçebilirsiniz. Elbette ikincisi. Çünkü yükseklisans verdiğiniz ve harcadıklarınızın geleceğinize aktığı bir bumerangtır. Haliyle sizi doğru şekilde zorlayacak bir alan ve kadro seçerseniz, aldığınız haz en üst seviyede olacaktır.

    10- İmza 

    Başarı ve zirve için birikim dolu bir imzanız olmalı. Kariyerinizde  sizi diğer tüm sizinle aynı derecedeki rakiplerinizden ayrışabilecek tek şey;  vaktinizi doğru kişi, yer ve uğraşılarla harcamanızdır. 

  • Yeni Mezunlar Dikkat! Mezuniyet Sonrası Derhal Edinilmesi Gereken 10 Kişisel Özellik

    Yeni Mezunlar Dikkat! Mezuniyet Sonrası Derhal Edinilmesi Gereken 10 Kişisel Özellik

    Yeni Mezunlar Dikkat!

    Mezuniyet Sonrası Derhal Edinilmesi Gereken

    10 Kişisel Özellik

    Uzun yıllar boyunca süren eğitim hayatı ve bir çırpıda geçip giden zaman sonunda okuldan mezun oluyoruz.Bir çoğumuz okul biter bitmez iş hayatına atılma kararı almaktadır. Ve adeta sudan çıkmış balık olan bizler bu yeni serüvenimizde işe nasıl koyulacağımızı kestiremez, nasıl bir yol izleyeceğimizi bilemeyiz.Size sunacağımız 10 maddelik kişisel özellik ve alışkanlığı yaşamınıza hızla yerleştirip, uygulamaya başlarsanız çok geçmeden kendiliğinden işlerin yoluna girmeye başladığını göreceksiniz. Kısaca hem kariyer hem de bireysel bir kazanımdan söz ediyoruz.

    1) En az bir konuda ‘çok iyi’ ol 

    Size her koşulda getiri sağlayabilecek bir yetkinliğe sahip olmalısınız. Freelance olarak çalışabileceğiniz, bu iş arama sürecinde kendi kendinize yetebileceğiniz bir ‘iyi’ olmalı bu yeteneğiniz. Örneğin, herhangi bir dile çeviri boyutunda hakimiyet, bilgisayar programlarını iyi kullanabilmek, tasarım, çizim, spor eğitmenliği, yemek yapabilmek gibi meziyetlerden herhangi birine sahip olursanız bunu hızlıca gelire dönüştürebilirsiniz.Malum her şeyin hızla aktığı bi dönemdeyiz. Zihni açık tutun.

    2) Pazarlamayı bil, satışçı ol

     

    Çok sık ziyaret edeceğiniz CV yükleme ve iş arama sitelerinde göreceksiniz ki Satış-Pazarlama departmanında derya deniz eleman arayışı bulunmaktadır. Öte yandan satışı sadece başkalarının firmalarında ürün, mal pazarlamak olarak düşünmeyip kendi yetenekleriniz noktasına indirgeyebilmelisiniz. İş görüşmelerinizde firma insan kaynakları yetkilisini yahut günlük ikili diyaloglarınızda karşı tarafı ikna etmek için yaptığınız pazarlamayı kendi hayatınıza ve yeteneklerinize de uygulayabilirsiniz. Evet yeteneğinizi satabilmelisiniz. Satış ve ikna kabiliyetlerini edinmeniz size güzel avantajlar saylayacaktır.

    3) Akılda kalan ol

    İnsanlarla sohbet edeceğiniz, iletişim kabiliyetinizi aktif olarak kullanabileceğiniz ortamlara girmekten kaçınmayın. Kısa kısa sohbetlerde pratikleşin, usta olun. İnsanların akıllarında kalan kişi olmak için bu diyaloglar size fırsat sunacaktır. Onların hafızasında olumlu bir etiket bırakmalısınız.  İnsanlara kim olduğunuzu anlatırken, yaptığınız işten bahsederken heyecan verici, imrendirici ve samimi bir imaj çizin.  O işi neden yaptığınızı ve kimlere ne fayda sağladığınızı direkt, açık ve umut verici bir şekilde ortaya koymanız  akılda kalmanıza yeterli olacaktır.

    4)Kendi networkün olsun

    İnsanlarla diyaloglarınızı boşu boşuna sohbet olsun diye gerçekleştirmeyin. Onlar için değer yaratmaya çalışın ve değer katan olun. Network’ ün temelinde tanıştığınız insanların çokluğu veya büyüklüğünden ziyade, tanıştığınız büyük insanlara yardım etmiş olup olmadığınız vardır. Kaç mühim insana, ne denli yardımlarda bulundun? 

    Hayatta yeni fırsatlara, yeni fikirlere ve bizi diğer insanlara götürecek güvenilir, güçlü insanlara her daim ihtiyacımız vardır ve olacaktır. Kendi Network’ünüzü oluşturup, büyütmelisiniz.

      

    5) Nö Endişe, Don’t Panic!

    Şu hayatta endişe kadar enerji tüketen bir durum yok! İşleri endişe ederek yoluna koyamayacağımız da bir gerçek. Dolayısıyla endişeden uzak, planlı ve organize davranışlarla yola devam etmek, zihni sağlıklı, pozitif bilgilerle beslemek gerekir.

    Bedenimiz de bir nevi elektronik alet mantığıyla çalışır. Kendimizi yorup, strese sokup enerjimizi düşürmektense; bizi deşarj edecek, hayat motivasyonumuzu yükseltecek kişi, olay ve işlere yönelmekte fayda var.

    Plan yapmak ve uygulamaya başlamak süreci, endişeleri kendiliğinden minimuma indirecektir.

    6)Meditasyon yapmayı bil

    Dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemi günümüzün baş belası sorunlarının en birincileridir. Bu noktada meditasyon paha biçilemez bir hediye. 20 dakikalık bir meditasyonun 2 saatlik uykuyla eşdeğer olması araştırmalara konu olmuş bir gerçeklik iken; vakti verimli kullanmayalım da ne yapalım a dostlar.   

    7)Kişisel gelişimini artır

    Gününüzün çoğunu TV, bilgisayar başında ya da sosyal medyada vakit öldürerek geçirmeyin. Kitap okumaya başlayın, okuma sevmiyorsanız o kitapların özetlerine hakim olun (özet dinleyebilirsiniz). Seminerlere, forumlara, sempozyumlara katılın. Kısaca öz değerinizi artırın. Her birimiz pazara kattığımız değer ölçüsünce karşılık alıyoruz. Yani güzel maaşlı işlerde çalışmak istiyorsak, kalitemizi, yeteneklerimizi artırabilmeli, fark yaratan kişi olabilmeliyiz. Profesyonel yaşamın altın kuralı, başarıya giden yol kişisel gelişimden geçer.

    8) Para biriktirmek şart

    İşe başlamadıysanız biraz zor gibi görünebilir ama ‘şart’ dedik; sırf biriktirebilmek için bile günlük, part-time işleri denemeniz size bir kapı açılmasını sağlayacaktır. 

    Kendi işiniz veya bir başkasının işinde çalışmanız bu gerçeği değiştirmez, ufak ufak geleceğe yatırım yapabilmelisiniz. Bu bireysel emeklilik olabileceği gibi, banka birikim hesabı, altın vs olabilir. Şimdiden küçük küçük bütçeniz dahilinde başlarsanız; ileride müthiş rahatlık ve size yoğun tempoda dahi esneklik katar. Bir diğer not; kazandığınızdan fazlasını harcamamayı bilin. Para her zaman kolay elde edilmez.

    9)Spor yap, sağlıklı ol

    Spor yapmak beraberinde öz disiplin ve denge gibi profesyonel hayatın en çok talep ettiği iki unsuru taşır. Size keyif veren bir spor bulun ve rutin olarak yapın.

    10) Seyahat et, araştır, bil

    Gez,  gör , öğren. Gitmediğin yahut görmeyi hayal ettiğin yerlere gitmeye çalış, kendine fırsatlar yarat. Gezdikçe, yeni kültürlerle karşılaştıkça hayata bakışınız da genişleyecek ve her bir seyahatinizden kendinize yarattığınız katma değerlerinizle dönüyor olacaksınız.