Author: Commandante

  • COVID-19 Nedir? Koronavirüs Belirtileri Nelerdir?

    COVID-19 Nedir? Koronavirüs Belirtileri Nelerdir?

     

    Koronavirüs hastalığı olarak tanımlanan COVID-19, yeni bir tür koronavirüsün neden olduğu, yeni keşfedilen bulaşıcı hastalıktır. 

     

    Koronavirüs (COVID-19) hastalığına yakalanan çoğu kişi, bu hastalığı hafif veya orta düzeyde semptomlar göstererek, özel herhangi bir tedaviye ihtiyaç duymadan
    iyileşebilmektedir.

    Koronavirüs (COVID-19), kişiden kişiye farklılık gösterebilmektedir.Farklı bireyleri farklı biçimlerde etkileyen hastalık sürecinde, enfekte statüsündeki kişilerin çoğu, hafif veya orta düzeyde belirtilerle, hastaneye kaldırılmadan da iyileşmektedir.

    Belirtileri Nelerdir? 

    Halk arasında “Korona” olarak tabir edilen, COVID-19’ a neden olan bu virüs, çoğunlukla enfekte kişinin nefes vermesi , öksürmesi veya hapşırması sonucunda ortaya çıkan damlacıklar yoluyla bulaşır. Açığa çıkan bu damlacıklar, çok ağır olduklarından havada asılı kalamazlar ve yere ya da yüzeylere düşerler. 

    Koronavirüs enfekte olan birinin yakınındayken havayı solursanız veya virüsün bulaştığı bir yüzeye dokunursanız hastalığın size de bulaşması mümkündür. Bu yüzeylere temas ettikten sonra ellerinizi gözlerinize, ağzınıza veya burnunuza dokunursanız siz de enfekte olabilirsiniz.

    Koronavirüs Belirtileri (Yaygın) :

    • Ateş
    • Kuru öksürük
    • Yorgunluk

    Koronavirüs Belirtileri (Seyrek) :

    • Ağrı ve sızı
    • Baş ağrısı
    • Boğaz ağrısı
    • İshal
    • Konjunktivit
    • Tat alma veya koku duyusunun kaybı
    • Ciltte döküntü ya da el veya ayak parmaklarında renk değişimi

    Koronavirüs Belirtileri (Ciddi Semptomlar) :

    • Solunum güçlüğü veya nefes darlığı
    • Göğüs ağrısı veya göğüste baskı
    • Konuşma veya hareket kaybı

     

    COVID-19 enfekte kişilerde direkt alt ve üst solunum yollarını etkilediğinden, hastalıkta ilk görülen ve şikayet edilen durum kuru öksürüktür. Sık sık ve sürekli devam eden kuru öksürük hastalığın belirtileri arasındadır. Bununla birlikte virüsün neden olduğu bir diğer önemli belirti, nefes darlığı şikayetidir.  Nefes darlığı her enfektede görülmeyebilir fakat genellikle kişilerde solunum sıkıntısı yaratır ve bu durum ilerlerse hastanın tıbbi gözlem altına alınması gerekmektedir. 

    Şayet daha önceden solunum rahatsızlıkları yaşamış bir bireyse; solunum sıkıntısı olma olasılığı ve şiddeti, bu alt nedenlere bağlı olarak daha da yükselebilir. 

    Koronavirüsün sebep olduğu en önemli belirtilerden biri de yüksek ateştir.  Bu semptom enfekte kişilerde görülen en önemli belirtiler arasındadır. Corona-virus vücutta çeşitli tahribatlar oluşturduğundan vücut ateşle bu duruma tepki vermektedir. Ayrıca virüsün vücutta yarattığı tahribata göre , kişide kas ve eklem ağrılarının yanı sıra; halsizlik , yorgunluk az da olsa ishal gibi durumlar da gözlenebilir.

    Bu belirtilerin her biri için hastalığın tedavi süreci ve yöntemi farklılık gösterebilmektedir. 

    Örneğin, hafif semptomlar gösteren , herhangi başka bir kronik sağlık problemi olmayan kişiler, tedavi sürecini evde geçirebilmektedir. Halk arasında ‘hastalığı ayakta atlatmak’ deyimi ile bilinen bu durumdaki bireyler, beslenme alışkanlıkları ve kişisel dikkatle tedavi sürecini tamamlayıp,  iyileşebilmektedirler.

    Ciddi semptomlar gösteren bireyler içinse süreç daha farklı işlemektedir. Bu bireyler aciliyetle tıbbi yardıma ihtiyaç duymaktadır. İlgili belirtileri gösteren kişiler hızlıca en yakın sağlık kuruluşuna başvurarak uzman desteği almalıdır.

    Unutulmaması ve dikkat edilmesi gereken; corona virüsle enfekte olan kişiler  bu semptomları ortalama 5 ila 6 gün içinde göstermeye başlar. Bununla birlikte, belirtiler ve semptomları gösterme süreleri kişiden kişiye farklılık gösterebilir ve bu süre 14 güne kadar uzayabilmektedir.

    Türkiye Güncel Koronavirüs (COVID-19) Tablosu için; https://covid19.saglik.gov.tr  

    Dünya Güncel Koronavirüs (COVID-19) Tablosu için; Tıklayın 

  • Türkçe’de Bulunmayan 10 Efsane Kelime

    Türkçe’de Bulunmayan 10 Efsane Kelime

    Dilimizde karşılığı olmayan ifadeler, çoğu zaman yoğun olarak yaşadığımız fakat bir türlü anlatamadığımız duyguların tercümesi olabiliyor.

    Anlatmakta güçlük çektiğimiz, olayları anlatabilmek için onlarca kelime sarfettiğimiz durumları ifade etmek aslında çok kolay. Düşünülmediğinden midir bilinmez, dilimizde sözlük karşılığı bulunmayan fakat dünya üzerinde kullanılagelen bu kelimeler tam da birçoğumuzun ilacı olacak şekilde.

    1- SAUDADE (Portekizce)

    “imkansız şeyler için duyulan arzu, yitirilene özlem”

     

    “Saudade” Portekiz dilinde, ‘gerçekleşmeyen veya muhtemelen gerçekleşmeyecek bir şey için duyulan belli belirsiz, sürekli arzuyu’ ifade ediyor. Aynı zamanda ‘sevilen ve yitirilen kişi veya nesne için duyulan nostaljik özlem’ anlamını da taşıyor.

     

    2- FORELSKET (Norveççe)

    “Aşık olunan andaki heyecan duygusu.”

    Şüphesiz aşık olunduğunu tarif etmek için mide kelebeklenmesinden başlayarak uzunca bir kelimeler ve benzetmeler yığını oluşturuyoruz. Oysa Norveç’te bu durum oldukça basit!

    “Forelstket” Kelimenin tam karşılığı ise, aşık olmaya başlarken yaşanan ve tarif edilemez olan coşku.

    3- KINTSUGI (Japonca)

    “Kusurlu olmak güzeldir.”

    Kırılan bir nesnenin eskisinden daha güzel ve daha değerli hale getirilebileceğini anlatmak için kullanılan bir sözdür. Kelimenin tam manası, kırık ve çatlak nesnelerin altın kullanılarak onarılması esasına dayanan eski Japon sanatını işaret etmektir.

    Anlamını aldığı felsefeye göre, hayat tüm kusurları ile değerlidir. Bu nedenle “kintsugi” ile kırık izleri gizlenmek yerine daha da vurgulanır, amaç yaşanmışlık ve kusuru daima kutsamaktır.

    4- TSUNDOKU (Japonca)

    “Okunmamış kitaplardan oluşan istif”

    Kitap alırken yaşadığımız heyecanı ne yazıkki sonrasında getiremeyebiliyoruz. Satın aldığımız fakat okumak için fırsat bulamadığımız, bir şekilde okuyamadığımız atıl durumdaki kitapları ifade etmek için düşünülmüş bir sözcük “tsundoku”.

    Japonların müsrifliğe olan aşırı duyarlılığının bir ürünü sayılabilecek bu kelime, bir kitabı satın aldıktan sonra okumamak ve diğer okunmamış kitaplarla birlikte istif (yığın) hâlinde bırakmak durumunu anlatır.

    5- TREPVERTER (Yidiş Dili)

    “zamanında kullanılmamış, henüz akla gelen cevap ya da karşılık”

    Öncelikle Yidiş, yaklaşık 1000 yıldan fazla bir süredir Avrupa’da yaşayan Aşkenaz Yahudîleri tarafından kullanılan bir dil.

    Bu dile mensup enteresan bir kelime olan “trepverter”, net kelime anlamıyla, ‘kullanmak için çok geç olduğunda akla gelen cevap ya da karşılık’ demek. Literatürde ise “merdiven sözcükleri” olarak ifade ediliyor.

    6- WABİ-SABİ (Japonca)

    “yaşam ve ölüm döngüsü kabulüyle, kusurlarda güzellik bulma”

    Kabul edelim Japonlar kırılan, dökülen bir şekilde kusurlu olan şeyleri tedavülden kaldırmak yerine kullanıma açmayı, yıkıcı olmak yerine hayata kazandırmayı ilke edinmiş.

    Yaşamın tüm olumsuzluklarıyla birlikte başlangıcı ve sonu olan, içine güzellikler doldurabileceğimiz bir gerçeklik olduğu kabul edilmiş. E haliyle ‘yaşam ve ölüm döngüsü kabul edilerek kusurlarda güzellik bulma’ durumunu ifade etmek adına “webi-sabi” kelimesini kullanmaları yaşamlarının bir parçası.

    7- GURFA (Arapça)

    “avuç içinde biriktirilebilecek su”

    Hangimiz yapmadıkki düşen yağmur damlalarına avuç açıp biriktirme işini! Arapça’da yağmur damlalarını avuçta biriktirme eylemi önemsenmiş olacak ki ‘bir avuç içinde tutulabilecek su miktarını’ ifade etmek için “Gurfa” kelimesi türetilmiş.

    8- KOMOREBİ (Japonca)

    “yapraklar arasından yansıyan güneş ışığı”

    Japonca’nın evren ve yaşam üzerine kelimeleri günlük kullanımda da oldukça yerleşmiş. Gün döngüsü içerisinde güneş ışıklarının varlığı ve farkındalığı için türetilen “komorebi” kelimesi, ‘ağaç yaprakları arasından süzülen güneş ışığı’ anlamına geliyor.

    9- FIKA (İsveççe)

    “günlük rutinden uzaklaşma amacıyla, bi’ evde veya kafede kahve içmek, hamur işi yemek için birlikte toplanılması”

    İsveç dilinde, günün yoruculuğu ve koşuşturmacasına ara vermek için mola mahiyetinde kullanılan”fika”, ‘muhabbet etmek ve kaçamak yapmak için, bir kafede ya da birisinin evinde toplanarak saatlerce kahve içmek, hamur işi yemek’ anlamında.

    10- COMMUOVERE (İtalyanca)

    “kalpleri ısıtan anlatılar, göz yaşartıcı hikayeler”

    Bu kelimeyi duymuş olmanız muhtemel. “Commuovere”, genellikle “kalpleri ısıtan” anlamını taşıyor. Kelimenin aslı ise ‘göz yaşartan hikâyeleri anlatma, anımsama’ niteliğinde olması. 

  • HTML’ den Uçak’a Tarihe İz Bırakan Mucitler 

    HTML’ den Uçak’a Tarihe İz Bırakan Mucitler 

    Özgün fikirler doğası gereği alışılmışın dışına çıkmayı, süregelen düşüncelerden ayrılmayı gerekli kılar. Beklenmedik yenilikler ise çoğunlukla eski yöntemlere veda edilerek, yeni başlangıçların oluşmasına vesiledir.

    Bu noktada dünyanın ilerleyişine katkı sağlayan, tarihteki pek mühim mucitleri e haliyle bilmenizde fayda var.

    1-Tim Berners-Lee (8 Haziran 1955 – )

    “www”(worldwideweb) yaratıcısıdır. Berners-Lee, 1989’da CERN Avrupa Parçacık Fiziği Laboratuvarı’nda çalışmış ve ilk hipermetin tarayıcısını geliştirmiştir. 

    Yine 1989 yılında, bugün hali hazırda kullandığımız HTML, URL ve HTTP’nin mucidi oldu. Berners-Lee bu sistemi öncelikli olarak bilim adamları için geliştirse de, kısa sürede daha geniş çaplı bir kullanıma uygun olduğunu fark etti. Şüphesiz Berners-Lee’nin ilk fikri üzerinde yaptığı geliştirmeler sayesinde bugünki iletişim şeklimiz de değişmiş ve belirlenmiş oldu.

    2-Ada Lovelace (10 Aralık 1815-27 Kasım 1852)

    “İlk kadın programcı” unvanının sahibi ve ilk bilgisayarın köklerinin mucididir. 

    Beynin nasıl düşünce ürettiği ve sinirlere duygularımızı nasıl aktardığının matematiksel modelini yaratmayı hedefleyen Lovelace, “analitik motor” olarak bilinen, bilgisayarın atasının mucididir. Lovelace’in fikrine göre bu makine, sembolleri belirli kurallara göre değiştirebiliyor, sayılar da miktar yerine kimlikleri temsil edebiliyordu.

    3- Cai Lun ( Ts’ai Lun, MS 48 – 121)

    Cai, kağıt tabakası oluşturma fikrinin sahibidir. Bu amaçla, ıslanmış ağaç kabuğu, eski paçavra, kenevir atığı gibi materyallerin yanı sıra balık ağlarından faydalanmıştır. Bu türdeki kağıtların taşınması ve üretimi çok daha kolaydı. Ayrıca üzerine yazı yazmak da daha pratikti.

    Bilinen o ki; kâğıt yapımı, neredeyse 500 yıl kadar,  Çin topraklarında gizli bir sanat olarak kaldı. MS 751’de yapılan Talas Savaşı sonrası Arapların Çinli esirleri Semerkant’a götürmesiyle, burada önemli bir kâğıt üretim merkezi kurulmuş oldu.  Avrupa’nın kağıtla tanışması ise ancak MS 12. yüzyılda yine Arapların aracılığı ile gerçekleşti.

     

    4- Leonardo Da Vinci (15 Nisan 1452-2 Mayıs 1519)

    Leonardo Da Vinci her ne kadar tablolarıyla tanınsa da onun bu yazımızda yer alma sebebi, çizimleri. Bir çok alana ilgi duyan ve çalışmalar yapımı olan Da Vinci’nin çizimleri, bisiklet, uçak, helikopter, makineli tüfek ve paraşütün kendisi tarafından “icat edilmiş olabileceğini” gösteriyor.

    Kendisi 1485 – 1490 yılları arasında, doğa, mekanik, geometri ve uçan makinelerin yanı sıra, kale, kilise ve kanal yapımı gibi mimari yapılarla ilgilendi, anatomi çalışmaları yaptı ve çok sayıda öğrenci yetiştirdi.

    5- Galileo Galilei (15 Şubat 1564 – 8 Ocak 1642)

    Kinematik, dinamik, teleskop gibi çalışmalar yürüten Galilei, Günmerkezlilik modelinin kurucusudur. Diğer adıyla Güneş Merkezlilik, gökbiliminde, Dünya ve diğer gezegenlerin ‘Güneş’in çevresinde döndüğü’ bir astronomik modeldir.

    Ayrıca Galileo, atlı pompa ve hidrostatik denge ölçüm cihazı gibi önemli mekanik cihazların mucididir.  En ünlü icadı ise 1609 yılında geliştirdiği, Jüpiter’in dört uydusunu görmeyi sağlayan teleskoptur.

    6- Thomas Edison (11 Şubat 1847-18 Ekim 1931)

    Tarihin en önemli mucitleri arasında yer alan Edison’un icatları saymakla bitmiyor. Başlıcaları telgraf, gramofon, elektrikli ampul ve alkalin pil olan icatları arasında ilk ses kaydedici, ilk ticari akkor ve evrensel hisse senedi bandı da var.

    7- Marie Curie (7 Kasım 1867- 4 Temmuz 1934)

    Curie, radyoaktiviteyle ilgili çalıştı ve  polonyum (polonium) elementini buldu. Onu ilginç kılan ise, kızların okula gitmesinin yasak olduğu bir dönemde Rus emperyallerden gizli olarak devam eden “Uçan Üniversite”de eğitim alması ve çalışmalarını tamamlayabilmesidir.   

    8- Wright Kardeşler

    Orville (d. 19 Ağustos 1871 – ö. 30 Ocak 1948), Wilbur (d. 16 Nisan 1867 – ö. 30 Mayıs 1912)

    Wilbur Wright ve kardeşi Orvill Wright, uçan bir makine üretimini ilk kez gerçekleştiren kişilerdir. Bu alanda, daha önceki girişimlerin çoğu başarısızlıkla sonuçlanan Wright Kardeşler, bilimsel öğrenim görmemiş olmalarına rağmen; lise sonrası uçma fikrine yönelmiş ve çalışmalar yapmıştır.

    Uçma fikri hususunda çalışmalarını yürütürken, kendi yöntemleri ile uçurtmalar, model uçaklar ve insan taşıyan planörleri de yine Wright Kardeşler üretti.

  • Google’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na Özel Doodle’ı..

    Google’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na Özel Doodle’ı..

     

    Google, 95.yılını kutladığımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna özel bir logo hazırladı.

    Google, ana sayfasındaki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na özel hazırladığı “doodle” ile Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.

    Google, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 95. yıl dönümü nedeniyle bu yıl özel bir logo hazırladı.

    Arama motorunun açılış sayfasında bulunan mavi, bulutlu bir gökyüzü üzerinde dalgalanan Türk Bayrağı görüntüsü, bir çok Türk kullanıcının beğenisini kazandı.Kullanıcılar doodle’a tıklandığında, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile ilgili yazıların olduğu, bilgi ve haber sayfasına yönlendiriliyorlar.

    Google bu Doodle uygulamaları ile, dünyadaki tüm ülkeler için önemli gün ve tatillere, kültürel olay ve tarihteki önemli kişilere yer vererek dikkat çekmeyi hedefliyor. İnternet kullanıcıları ise, başlangıç sayfasında bulunan bu özel tasarımlı logonun üstüne tıklayarak, o güne, kişiye yahut konuya ilişkin ayrıntılı bilgiye erişebiliyor. 

    Daha önce de Türkiye’de bu tip özel günleri unutmayan Google’ın bu kez tasarladığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı doodle’ı kimi kullanıcıların beğenisini toplarken kimisi de beklentinin altında bularak eleştirdi.

  • Almanya Şansölyesi Angela Merkel’le Özdeşleşen Şansölye Terimi Anlamı Nedir?

    Almanya Şansölyesi Angela Merkel’le Özdeşleşen Şansölye Terimi Anlamı Nedir?

    Şansölye Nedir Hangi Ülkeler Bu Ünvanı Kullanıyor?

    Şansölye, Roma İmparatorluğu mirası üzerine kurulmuş çeşitli ülkelerde, farklı zamanlarda ve farklı anlamlarda kullanılmış bir görev isimlendirmesidir. Günümüzde ise en açık manasıyla Almanya ve Avusturya’da hükümet başkanlığı makamı için kullanılan unvandır. Bu makam Türkiye’deki başbakanlığa denk düşüyor.

    Yalnızca Almanya’ya Mahsus Bir Ünvan Sanılıyor

    Günümüzde ‘Şansölye’ makamını kullanan iki devlet var. Bunlar; Almanya ve Avusturya. Bugünün başbakanı olarak nitelendirebileceğimiz bu makamı Almanya Federal Cumhuriyeti’nde Angela Merkel kullanıyor. Avusturya Federal Cumhuriyeti’nin şansölyesi ise Christian Kern’dir.

    Politik arenada ‘kadın’ figürünün yükselen önemi bir yana ülkesinin uluslararası ilişkilerdeki üst düzey birçok diyaloğunu gerçekleştiren Angela Merkel, gerek Türkiye’de gerekse tüm dünyada ‘şansölye’ denildiğinde akla gelen ilk isim.

    Peki Şansölye Yetkileri Neler?

    Bu makamın kullanışı elbette ülkelerin yönetim biçimleri ile paralel, uygulanış ve yetki farklılıkları gösteriyor. Almanya’da şansölye ünvanına sahip kişi aynı zamanda hükümet başkanı makamındadır.Ve bakanları seçme yetkisi olduğu gibi hükümet politikasını çizme noktasında önemli pay sahibidir. Avusturya’da ise bu durum daha farklıdır. Şansölyenin hükümet politikasını belirlemek gibi bir yetkisi olmadığı gibi; şansölye, Avusturya yasasına göre hükümetin diğer üyeleri ile denk statüde yer alır.

    Şansölye Merkel’in Makama Gelişi ve Yetkileri

    Angela Merkel, Mecklenburg-Vorpommern’den milletvekili olduktan sonra, Almanya Federal Cumhuriyeti tarafından 22 Kasım 2005 tarihinde “Almanya Şansölyesi” seçilerek göreve gelmiştir. Merkel, halihazırda Almanya Federal Cumhuriyeti’nin hükümet başkanlığı görevini sürdürüyor.

    Bakanları ve hükümet politikasının ana hatlarını belirleyebilme yetkisi olduğu gibi kendisi, pratikte de en güçlü Alman politikacı konumundadır. 13 yıldır bu ünvanı taşıyan politikacı, yalnızca parlamentonun yasama dönemi süresince güven oyu yoklaması sonucu ile görevden alınabilir. 

    Avusturya Şansölyesi İçin Durum Daha Farklı

    Avusturya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Christian Kern açısından durum Merkel’inken daha farklıdır. Her şeyden önce şansölye seçilerek değil atanarak göreve gelir. Atanması teorik açıdan tamamıyla devlet başkanının hür tercihine bağlıdır. Pratikte ise, haliyle Ulusal Konsey’deki çoğunluk ilişkilerinin dikkate alınması gerekiyor.

    Hükümet ve şansölye, yemin töreniyle birlikte doğrudan göreve başlar ve burada parlamentonun onayı gerekli değildir. Hükümet partisinin başı olarak uygulamada önemli bir etkiye sahip olan şansölyenin yetkileri arasında atanacak diğer hükümet üyelerini devlet başkanına önermek de yer alıyor. Bununla birlikte şansölyenin görevden alınabilmesi için parlamento, dilediği zaman hükümet aleyhinde güven oylaması yapabilir.

    Başbakan Yerine Şansölye

    Kim ne derse desin hükümetin başı sıfatını tanımlayabilmek adına şansölye kelimesi kulağa oldukça albenisi yüksek geliyor. Hal böyleyken gündemi takip eden vatandaşlar açısından ne yazık ki bu unvan sanki daha üst düzey bir makamı, cumhurbaşkanı, başkanı çağrıştırıyor.

    Bilinmesi gereken; şansölyelik, tarih boyunca başta Roma İmparatorluğu, sonrasında da imparatorluğun mirasını yaşatan uluslarca devam ettirilmiştir. Bu makam geçmişte geniş yetkilerle donatılmasına karşın; günümüzde demokrasinin gelişmesiyle birlikte farklılaşmıştır. Yine de bilinen bu ülkelerde uygulanışları değişse de etkisini siyaset sahnesinde sürdürmeye devam etmektedir.

  • Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı Kimdir? Neden Önemlidir?

    Suudi Gazeteci Cemal Kaşıkçı Kimdir? Neden Önemlidir?

    2 Ekim 2018’de New York’ tan İstanbul’daki Suudi Arabistan Konsolosluğu’na gönderilen Cemal Kaşıkçı, ölümü ve ardındaki sırlar… 

    Cemal Kaşıkçı, Ekim 1958 Medine, Suudi Arabistan doğumludur. Henüz gençlik yıllarındayken eğitim için Amerika’ya giden merhum gazeteci, 1985 yılında ABD’deki Indiana State University’den mezun oldu.  Eğitim sonrası ülkesine dönen Kaşıkçı, gazetecilik mesleğini yapmak için Suudi Arabistan’a geldi ve çalışmalarını bir süre orada sürdürdü.

    1991 – 1999 yılları arası dönemde, Al Madina gazetesinde yazı işleri müdürlüğü ve genel yayın yönetmenliği vekilliği görevlerini yapan Kaşıkçı, bu süre zarfında Afganistan vb. ülkelerden haberler yaptı. 1987-1995 döneminde ise Afganistan ve Sudan’da, eski El Kaide lideri Usame bin Ladin ile söyleşiler gibi çarpıcı haberlere de imza attı.

    Yazıları Ülkedeki Dini Yapıya Eleştiri Niteliğinde Bulundu

    Amerika’da eğitim görmüş olan Suudi gazeteci, İngilizce yayın yapan Arab News’te dört yıl boyunca lider olarak çalıştı. Kaşıkçı, bu görevi münasebetiyle gittiği Al Watan’da yazı işleri müdürlüğü görevini 52 gün sürdürebildi. Sebebi ise, gazetede ülkenin dini yapısını eleştiren yazıların çıkmasıydı. Bu eleştirel yazıları akabinde gazeteci görevden alındı.

    Özgürce Yazabilmek Gerekçesiyle ABD’ye Gitti

    Cemal Kaşıkçı, 2008 yılında tekrar Al Watan yazı işleri müdürlüğüne getirilmesine rağmen 2010 yılında gazetede eleştirel yazıların yayınlanması sebebiyle bir kez daha görevden alındı.

    Yazılarını özgürce yayınlayamadığı gerekçesiyle ülkeyi terk eden Kaşıkçı, gariptir ki bir yakınlaşma neticesinde Prens Türki al Faysal’ın danışmanlığı görevine getirildi. Prens Türki, İngiltere ve ABD’de Suudi Arabistan Büyükelçiliği yapmıştı. Günümüzde ise, Kral Selman’ın oğlu Halid bin Selman Suudi Arabistan’ın ABD Büyükelçiliği görevini yapıyor.

    Temelli ABD’ye Yerleşmişti

    Ülkesinde bir türlü dikiş tutturamayan Kaşıkçı, hem Prens Türki gibi politik kimliklerin güvencesi hem de daha öncesinde buradaki gazetecelik tecrübelerine dayanarak Eylül 2017’de ABD’ye yerleşme kararı aldı. Aynı ay içerisinde ülkeye yerleşen Suudi gazeteci, Washington Post’ta köşe yazıları yazmaya başladı.

    Burada Suudi Arabistan’ın Katar’a yönelik politikalarını ve Yemen savaşını eleştiren yazılar yazdı.

    Peki Cemal Kaşıkçı Neden Önemli?

    Kaşıkçı ABD’ye yerleşmesinden önceki süreçte, Arap ülkelerinde yayınlanan Al Hayat gazetesinde köşe yazıları yazmaya devam ediyordu. Beş yıl boyunca gazetede yayınlanan yazıları sonrası 2016 Aralık ayında, o dönemde seçimi yeni kazanmış olan ve daha göreve başlamayan ABD Başkanı Donald Trump’ı eleştiren açıklamaları sebebiyle bir daha yazıları yayınlanmadı. Kaşıkçı, Trump’ın hem İran karşıtı olup hem de Esad’ı destekleme fikrinin bir çelişki olduğunu vurgulamıştı.

    Türkiye İle Bağlantısı

    Öncelikle Cemal Kaşıkçı, Suudi Arabistan’ın kurucusu Abdülaziz ibn Suud’ un özel doktoru olan Kayserili Muhammed Kaşıkçı’nın torunudur. Dolayısıyla Kaşıkçı büyükbaba tarafından Türkiye’yle bağlantılı.Öte yandan danışmanlığını yaptığı Prens Türki’nin de anne tarafından Türk kökenli olduğu biliniyor.

    İstanbul’a Gelişi

    Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’daki eşi, muhalif gazeteciyi hükümetle arasının açılması nedeniyle istemiyordu ve boşandılar.  Erdoğan’ın ekibiyle yakın temasları da bulunan Kaşıkçı, Türk yetkililerin yeniden evlenmesine izin vermesi için boşandığını gösteren bir belgeyi almak için konsolosluğa geldi. 

    Türkiye vatandaşı nişanlısı Hatice Cengiz ile evlenebilmek için gereken yasal işlemleri halletmek üzere 2 Ekim 2018 tarihinde İstanbul, Suudi Arabistan Başkonsolosluğu’na geldi. İçeri giriş görüntüleri yayınlanan Cemal Kaşıkçı’dan bir daha haber alınamadı. 

    Endişeleri Vardı Ama Yine De Konsolosluğa Geldi

    Kaşıkçı konsolosluğa gitmesi halinde tutuklanma veya ülkeye geri götürülme tehlikesinin olduğunu biliyordu ve endişeliydi. Nişanlısı Hatice Cengiz’e, konsolosluğa girdikten sonra kendisinden haber alamaması halinde, AKP Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay ve Türk – Arap Basın Derneği’ne haber vermesi gerektiği söylemişti.

    Tüm endişelerine rağmen, Kaşıkçı’yı konsolosluğa gitmeye ikna eden isim, Muhammed bin Selman’ın demir yumruğu altındaki Prens Turki’den başkası değildi. Kaşıkçı’yı arayan Turki, ona tehdit olmadığını belirterek konsolosluğa gitmesi hususunda telkin etti.

    Herkesi düşündüren nokta, Kaşıkçı Suud Hanedanı’nda oyunun kurallarını iyi bilen bir isimdi. Prens Turki’nin danışmanlığını yaptığı dönemlerde elçiliklerin nasıl çalıştığını öğrenmiş, işlerin nasıl yürüdüğünü biliyordu. Buna rağmen İstanbul’a yönlendirilirken kendisini ölüme götüren tüm bu durumların mukayesesini nasıl yapamamıştı?

    Washington Post Kaşıkçı’nın Köşesini Boş Bıraktı

    2017’den bu yana Washington Post’ta kendine ait köşesinde yazılar yazan Kaşıkçı’nın, kendisinden haber alınamamasının ardından gazetedeki köşesi boş bırakılarak yayınladı.

  • NETFLIX’E NELER OLUYOR? NETFLIX’TE YENİ DÖNEM İÇİN HAREKETLİLİK!

    NETFLIX’E NELER OLUYOR? NETFLIX’TE YENİ DÖNEM İÇİN HAREKETLİLİK!

    NETFLIX’E NELER OLUYOR? NETFLIX’TE YENİ DÖNEM İÇİN HAREKETLİLİK!

    NETFLIX NEDİR?

    İnternetin yaygınlaşması ve mobil teknolojilerin geliştirilmesiyle artık birçoğumuz televizyondan uzaklaşmış durumdayız. Fakat her ne kadar evde ekran başına oturup TV izleyemesek de, yerli/yabancı diziler, takip ettiğimiz TV programlarını internetten sezon sezon izleyebiliyoruz.

    Radyo televizyon sektöründe sanal aleme uyum çalışmalarının başlamasıyla birlikte kanallar yayınlarını internet ortamına aktarmaya başladı. Fakat tüm bu farklı yayınların bir araya getirilmesi izleyiciler için ciddi kolaylık sağlıyor. E haliyle popüler dizi ve filmlerin tek bir ortamda paylaşılması internet kullanıcılarına istedikleri fırsatı sunmuş oldu.

    DVD Satış& Kiralama İşi İle Başladı

    Netflix, video içerik dağıtımı alanında iş gören bir film-dizi yapımcılığı kuruluşudur. Amerika kökenli olan kuruluş kendi dizi ve filmlerini de üretiyor. 1997 yılında Kaliforniya’da kurulan şirket,  internet üzerinden gerçek zamanlı veri akışı sağlama ve DVD dağıtımı alanlarında yola çıkmıştı.

    Net&Flicks

    Netflix’in adı, İngilizce internet anlamındaki “net” ve Amerika günlük konuşma dilindeki “filmler” anlamına gelen “flicks” kelimelerinin birleşiminden geliyor.

    190 Ülkede Faaliyet Gösteriyor

    Netflix, Avustralya, Yeni Zellanda, Kuzey Amerika’nın tamamı, Güney Amerika ülkeleri ve Avrupa ülkelerinde hizmet veriyor. Ayrıca, Hollanda, Danimarka, İrlanda, İsveç, Norveç, Fransa, Finlandiya, İsviçre, Avustralya, Belçika, Almanya, Lüksemburg, İngiltere şeklinde uzayıp giden bir medya içerik dağıtım ağıyla 190 ülkede yayınlarına devam ediyor. Ve tüm bu ülkelerden toplam üye sayısı 130 milyon kişi.

    2018 Sonuna Kadar 1000 Orijinal İçerik Hedefi

    Netflix, içerik üretimine ilk dizisi olan “House of Cards” ile 2013 yılında başladı. Ve o tarihten bu yana film ve televizyon dizisi üretim işine ivme kazandıran şirket, sadece 2016 yılında 126 orijinal dizi ve film yayımladı.

    Kuruluş 2018 yılı planlarını açıklarken, bu yıl sonuna kadar kendi orijinal içerik sayısını 700’e çıkarmayı planladıklarını belirtmişti. Netflix CEO’su Ted Sarandos , geçtiğimiz günlerde yatırımcı firmalara seslendiği bir konferansta,  2018 yılı sonuna kadar orijinal içerik sayısılarını 1000’e ulaştırmayı planladıklarını söyledi. Bu ani artış çıtayı yükseltmekten başka bir şey olamazdı!

    Sezonun Tamamını Beklemek Zorunda Olmak..

    Yayıncılık alanına girmesiyle birlikte televizyon dünyasının çehresini değiştiren online içerik devi Netflix, kendi kurallarını koymaya devam etti. Paylaştığı dizilerini haftalık bölümler halinde yayınlamak yerine, tüm bir sezonun tamamını ayna anda yayınlama kararı aldı. Bu uygulamasıyla  yeni bir trend başlatan Netflix, dizilere sonradan başlayan kullanıcılar için ‘bir oturuşta bir sezon bitirme’ konforunu sunuyor. Öte yandan güncel dizi takipçileri içinse bu durum ‘yeni bölümleri kaçırdığında beklemek zorunda olmak’ gibi  problemler oluşturabiliyor.

    Netflix’te Yeni Dönem İçin Hareketlilik

    Online yayın platformu Netflix’ten geçtiğimiz günlerde yeni bir haber geldi. Şirket yeni yayın döneminde içerik üretimi, satın alma ve geliştirme amaçlı harcamaları için 2 milyar dolar borç finansmanı hedefliyor.

    İlgili rapora göre, 2021 yılına kadar küresel çapta 200 milyon aboneye ulaşmayı planlayan Netflix’in bu yıl için hisse fiyatları %60 civarı arttı. Fakat bu artışa rağmen, Netflix’in içerik üretimi için borçlanmaya gitmesi finans analistleri tarafından olumsuz karşılanıyor.

    2018 yılında içerik yatırımına 12 milyar dolar civarı para harcayan online platformun yeni dönemde, içerikler arası reklamlara yer vermesi öngörülüyor.

  • Dünyanın En İyi Fotoğrafçıları Arasında Gösterilen Ara Güler’in Sanat Hayatı ve Yaşamı.. Ara Güler Kimdir?

    Dünyanın En İyi Fotoğrafçıları Arasında Gösterilen Ara Güler’in Sanat Hayatı ve Yaşamı.. Ara Güler Kimdir?

     

    “Sanat olmasına gerek yoktur fotoğrafın. Fotoğraf tarih olayıdır.
    Tarihi zaptediyorsun. Bir makina ile tarihi durduruyorsun.”  ARA GÜLER

    Kendi alanında Türkiye’yi dünya çapında üne kavuşturan ve objektifin en iyileri arasında gösterilen Ara Güler geçtiğimiz günlerde yaşama gözlerini yumarak bizlere veda etti. Peki bir devri onun gözlerinden gördüğümüz usta fotoğrafçı Ara Güler kimdir?

    90 yaşında hayata gözlerini yuman Ara Güler, Türkiye’yi aşkın bir sanatçıydı. Öyle ki dünyanın en iyi fotoğrafçıları arasında gösteriliyordu. Başarılarıyla Türkiye’nin göğüsünü kabartan usta fotoğrafçı Ara Güler, başta Salvador Dali, Picasso olmak üzere dünyaca ünlü sanatçılar ile röportajlar yapmış ve onların fotoğraflarını çekmiştir.

    Dünyanın En İyi Yedi Fotoğrafçısından Biri

    Ara Güler, 16 Ağustos 1928 tarihinde İstanbul’da bir Ermeni ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Henüz 6 yaşındayken okumak için İstanbul’a gelen sanatçı, gazetecilik mesleğine yerel bir Ermeni gazetesinde yazmaya başlayarak ilk adımı attı. Gazetecilik yaşamına 1950 yılında ‘Yeni İstanbul’ gazetesinde yazarak yeni bir sayfa açmış oldu. Eş zamanlı İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde eğitimine devam eden usta sanatçı, fotoğrafçılık alanında da kendini geliştirdi. Fotoğrafçılık alanındaki tecrübelerinden biri olan ‘Hayat’ dergisi fotoğraf bölümü şefliği görevini, 1962 yılına kadar sürdürdü. Birleşik Krallık’ta, 1961 yılında yayınlanan Photography Annual ise onun hayatına bir köşe taşı oldu. Bu yayında Ara Güler ‘dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri’ olarak gösterildi. Yine 1961’de, Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği’ne kabul edildi. Güler, bu kuruluşun Türkiye’den olan tek üyesiydi. 

    Ünlü fotoğraf sanatçısının, dünyanın bir çok önemli yayınlarında fotoğraflarına yer verildi, kendisinden  bahsedildi ve eserleri yayınlandı.Onun fotoğraflarını küresel bir çok yayın kullandı. Almanya’da, Fransa/Paris’te ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde çeşitli sergiler açtı. Sergilerinin büyük beğeni alması onun için yeterli olmadı. O fotoğraflarıyla tarihi yansıtıyor ve yaşatmak istiyordu. Bu nedenle dünya çapında ünlü kişilerle röportajlar yaparak sanat yaşamında ve eserlerinde toplumu aydınlatma amacını pekiştirmiş oldu.  Winston Churchill, Arnold Toynbee, Bertrand Russell gibi isimlerin yanı sıra Picasso, Salvador Dali gibi popüler isimlerle röportajlar yaptı ve onların fotoğraflarını çekti.

    Ara Güler yurt içi ve yurt dışı başarılara imza atmış bir sanatçıydı. 1979 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ‘foto muhabirliği’ alanında birincilik ödülünü aldı. Ardından 1980 yılında Karacan Yayıncılık tarafından fotoğraflarının bir kısmı kitap haline getirilerek yayımlandı. 1986’da Hürriyet Vakfı tarafından basılan, Prof. Abdullah Kuran’ın eseri olan ‘Mimar Sinan’ kitabını fotoğrafladı. Ve bu kitabı bir yıl sonra, 1987’de Institute of Turkish Studies, İngilizce olarak yayınlandı.

    Günümüzde Ara Güler fotoğraflarının büyük bir çoğunluğu ABD, Fransa ve Almanya’da çeşitli müzelerde sergileniyor. Merak edilen sorulardan biri olarak; usta sanatçı fotoğraflarında ‘Leica’ makinasını kullanmıştır. Aslında Güler, fotoğrafın bir sanat dalı olmadığını düşünmektedir. Ara Güler kendisini: “Ben bir gazeteciyim. Fotoğrafçı değilim.” diye ifade ederdi. Fotoğrafçı ile gazeteci arasındaki farkı : “Fotoğrafçı bomba patlar kaçar. Ama gazeteci peşinden gider olayı yakalamaya çalışır. Ben de bu yaşa kadar ona göre çalıştım” şeklinde tanımlamıştır.

    Dünya Çapında Ünlü İsimleri Objektifine Taşıdı

    Ara Güler birçok ünlü isim ile röportajlar yapmış,  dünya çapında isimleri fotoğraflamıştı. Devlet adamı, siyasi kimlikler ve ressamlar başta olmak üzere bilinen bir çok isim…

    Kısaca birkaç örnek:

    Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russell, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Yaşar Kemal, Salvador Dali, Maria Callas, Fikret Mualla, Picasso

    Ve daha bunun gibi birçok ünlü kişi ile çalışmıştır. İçlerinde en dikkat çeken çalışması ise;  kimsenin fotoğraflayamadığı, poz vermeyi sevmeyen ünlü ressam Picasso’dur. E haliyle Ara Güler’i bugün ‘Üstad’ kılan da onun karakteri ve ideallerine olan saygılı bağıdır. Geçtiğimiz günlerde medya ve sanat çevrelerinin yanı sıra tüm sevenleri derin üzüntü ve kederle onu son yolculuğuna uğurladı. Güler’in 90 yıllık ömrüne sığdırdığı pek çok eseri bir yana son zamanlarda yaşamını anlatan bir belgesel çalışmasında yer alması, onun tarihe bıraktığı son imza oldu.

    O son röportaj ve “Ara Güler: Islık Çalan Adam” belgeselinin görüntülerini izleyebilirsiniz.

     

     

     

  • What is the Story of the Turkish Folk Song ‘Deniz Üstü Köpürür’?

    What is the Story of the Turkish Folk Song ‘Deniz Üstü Köpürür’?

    The song of those whose hearts long for their homeland even though they have left their land: ‘Deniz Üstü Köpürür’ (The Sea Foams) is a folk song that we have compiled the true story of for you.

    Osman’s Gülayşe…

    Each of the folk songs written in Anatolia contains a story. Some have been separated from their loved ones due to contemporary conditions, while others have not been able to go beyond a single glance to reach their loved ones… Love, longing, and yearning emotions have found their place in these songs, one way or another. ‘Deniz Üstü Köpürür’, written by Şerafettin Civelek, a folk artist from Muğla Ula and a bağlama (a traditional Turkish string instrument) player who currently resides in İzmir, is one of these songs that has been passed down to us until toda

    This folk song is based on a true story that took place in the village of Ula in Muğla. It tells the story of Osman, a young man who is in love with Gülayşe. Osman is from Ula Çaydere. One day, he attends a wedding in Ula, which is rumored to be his cousin’s. During that time, at Ula weddings and even in many other provinces in Anatolia, unmarried young men from the village line up on a wall and observe the girls in the wedding area. The purpose, according to many opinions, is to point out the girls they like and send their families to propose to the other side. (Some even throw stones at the girls’ heads) In short, Osman takes his place on the wall with the group of bachelors. He starts scanning the girls one by one. However, it doesn’t take long for his eyes to be drawn to one particular girl. His eyes don’t wander around anymore, they have found her in the crowd. Gülayşe… At that moment, his hands and feet tremble, and he writes her into his mind. He can’t forget her now, nor can he get her out of his mind. It is unknown whether it is because he doesn’t have the courage to send a proposal, but Osman wants to know the girl first. From that day on, he starts to attend weddings in the hope of seeing Gülayşe again. He travels from one wedding to another in search of her.

    According to the rumor, Osman exaggerates this wedding hopping business a bit and almost goes to all of Ula’s weddings. As a result, those who know Osman start saying “there can’t be a wedding without Osman” instead of “there can’t be a wedding without a cameraman”. Over time, Osman catches his daughter at a wedding. He will speak, he is determined. But for some reason, just at that moment, his friends take him somewhere as if they are eager to listen to his troubles. “No, if you don’t interfere, the boy has already gathered his courage,” they say. They take him to the seaside as well, go figure! They immediately ask him about his troubles. What can Osman tell them? What have they understood all this time? Osman wants to tell the things that are in his heart only to the girl he loves. He will be able to say it once, because is it easy to pour out all the burden of emotions from one’s heart?.. Osman takes his saz in his hand and starts to say the things he couldn’t explain, only as much as he can express…

    “deniz üstü köpürür ah yarim (“The sea foams over, oh my beloved”)

    gemilere binsem götürür ah yarim ah.(“If I get on a ship, it takes me away, oh my beloved, oh”)

    benim sana yandığım ah yarim(“Oh my beloved, I burn for you”)

    bir güzelden ötürü ah yarim ah.(“Because of a beautiful one, oh my beloved, oh”)

    diz üstüne diz koydum ah yarim(“I knelt down on my knees, oh my beloved”)

    gül yastığa baş koydum ah yarim ah.(“I put a rose on the pillow, oh my beloved, oh”)

    seni gelecek diye ah yarim()

    sol yanıma boş koydum ah yarim ah.”(“I left a space on my left side, oh my beloved”)

    Osman has always sung the well-known lyrics that we all know during that time. However, in the version we hear from artists like Cem Karaca, Haluk Levent, Edip Akbayram in our time, the lyrics have been changed. Naturally, while these songs, which can adapt to the modern music system, do not deviate from the original thought structure, the lyrics have gained qualities that are suitable for notes rather than pouring from the heart. (ah yarim- rinna rinna ney). In conclusion, Osman has burned, mended, added, and reached out to a girl. His Gulayse laughed, the seas foamed… Gulayse pouted and took the ships from the harbor. And into her, the strange Osman and his Gulayse were sent off. The song of those who closed the doors, burned the ports, stirred the waves, and ran away has become Osman’s Gulayse…

    We are leaving the link of the latest version of the song we heard from Aleyna Tilki a few days ago for you here:  

     

  • Mide Yanması veya Mide Ağrısı mı Çekiyorsunuz? Mide Problemlerine Deva 10 İlaç Gibi Gıda

    Mide Yanması veya Mide Ağrısı mı Çekiyorsunuz? Mide Problemlerine Deva 10 İlaç Gibi Gıda

     

    Mide Yanması veya Mide Ağrısı mı Çekiyorsunuz? Mide Problemlerine Deva 10 İlaç Gibi Gıda

    Hepimizin malumu yemek yemek yaşamımızı sürdürebilmemiz için yegane ihtiyacımız. Hal böyleyken, midemiz bu döngü içinde gereken beslenme faaliyetini gerçekleştirme için en önemli organımız.

    Gün içinde midenizde baş gösterecek olası bir yanma veya ağrının hayatınızı nasıl sıkıntıya soktuğunu bir düşünün. Hele bazı anlarda başa çıkılamayacak derecede gelen o ağrılar!

    Bu durumda mide problemlerinin insan yaşamını olumsuz etkileyebilmesi kaçınılmaz.

    Mide rahatsızlıkları sadece yemek yemek hususunda değil, her türlü yaşamsal faaliyette isteksizlik oluşturabiliyor. Örneğin; günün geri kalan kısmında yaşamı çekilmez hale getiren bir mide ağrısı, odaklanmanızı zorlaştırabilir ve yaşamdan tat alamayacak kadar yaşama sevincinizi yok edebilir.Haliyle bu durum oldukça moral bozucu olabiliyor.

    Olası bir mide rahatsızlığı yaşamamak için dikkat etmek gereken bir çok faktör var aslında.Bunların en başında, sağlıklı öğünler ile beslenmek, mideyi üşütmemek, alkol ve sigara kullanımını sıfıra indirmek geliyor. Peki tüm bu problemlerden kurtulmak, midemizi koruyabilmek için hangi gıdaları tüketmeliyiz? Bu şikayetlerden kurtulmak için nelere dikkat etmeliyiz? Elbette doğru yiyecek tercihleri hayat kurtarır. İşte onları sizler için derledik.

    1-Lahana

    Çiğ lahana tüketimi daha makbul olmakla birlikte, ince şeritler halinde doğranmış bir lahana salatası da tüketim aısından kolaylık olabilir.  Ayrıca katı meyve sıkacağı ile lahananın suyunu sıkmak da bir yöntem.

    Ülser ve gastritin bir numaralı ilacı olarak gösterilen lahana,  elma gibi daha tatlı ve hafif meyvelerle birlikte de tüketilebiliyor.

    2-Maden suyu

    Sık sık soda ile karıştırılan maden suyu, sodaya kıyasla bir çok mineral deposu olmanın yanı sıra içeriği ile de bir çok faydayı da beraberinde getiriyor. Bikarbonat içeriği sayesinde midedeki asit yoğunluğu ile oluşan ekşime ve yanmayı azaltıyor.

    3- Kızarmış Ekmek

    Midenin salgıladığı aşırı asidi dizginleyici özelliği ile asit kaynaklı yanma hissini kurutarak gideriyor.

    4-Baklagiller

    Fasulye, bezelye ve mercimek gibi baklagillerde bulunan bio-flavionid maddesi, mide koruyucu görevi taşıyor. Fakat mercimeğe dikkat! Çünkü bazı bireylerde mide yanmasına sebep olabildiği gibi aşırı tüketimi başlıca mide rahatsızlıklarına da yol açabiliyor.

    5-Patates

    Patates suyu son zamanlarda yükselen bir popülarite yakaladı malumunuz. Sebebi ise bir çok şeye iyi gelmesi. Bunların en başında mideye olan faydaları geliyor.

    Mide yanmasının doğal ilacı olan patates suyunu elde etmek için, patatesi soyup katı meyve püresinde suyunu sıkabilirsiniz. Su, havuç suyu ya da kereviz suyu ile karıştırıp içtiğinizde ise mucizevi bir besin deposu ortaya çıkıyor.

    6-Zeytinyağı

    Yağların sindirimi için safra salgısını artıran zeytinyağı, ham olarak kullanıldığında besinlerin midede kalma süresini azaltıyor ve yanma hissi olmaksızın kolaylıkla öğünlerinizi geçirebiliyorsunuz.

    7-Meyankökü

    Yapılan son araştırmalara göre güçlü bir mide koruyucu olarak tespit edilen meyankökü artık her köşebaşındaki aktarda mevcut.

    Midedeki aşırı asitlenmeyi önlemede ve azaltmada oldukça başarılı olan meyan kökü kabızlığa karşı da başarılı. E haliyle sindirim sistemine her anlamda büyük rahatlık sağlıyor.

    8-Karnabahar

    Tabiki de çiğ karnabahar demeyeceğiz! Haşlanmış bir karnabahar, mideyi asit saldırılarından korur ve tüm sorunları giderebilir.

    Karnabahar içerdiği quercitrin ve threonine sayesinde ülsere karşı etkin ‘antiulcer’ bir madde. Özellikle bu konuda (mide ülseri) problemi olanların rahatlıkla tüketebileceği bir sebze. Ayrıca karnabaharın, içeriğindeki ‘gefarnato’ maddesinin ülser ilacı hammaddesi olarak kullanıldığını bilmekte fayda var.

    9-Ispanak

    Ispanağı mutlaka buharda pişirerek ya da haşlayarak tüketmelisiniz. Ayrıca taze yapraklarından salata için faydalanabilirsiniz ve bu midenizi ferahlatacaktır.

    10-Muz

    En sevilen meyvelerden olan muz, mideyi seven besinlerin başında geliyor. Ara öğünlerde birer muz tüketmek, midedeki yanma hissini ortadan kaldırabiliyor. Ayrıca muz, midede enzim ve hücre üretimini de artırıyor.