Etiket: ehaliyle

  • Faizler Neden Artıyor?  ‘Politika Faizi’ Nedir?

    Faizler Neden Artıyor? ‘Politika Faizi’ Nedir?

    Faizler Neden Artıyor?

    ‘Politika Faizi’ Nedir?

    Ekonomide faiz iki farklı şekilde kullanılmaktadır. Birincil anlamda faiz, bir borç anlaşması ile gerçekleşen satış sonucu elde edilen gelir oranı iken; ikincil anlamda ise üretim amacıyla girdi olarak kullanılan sermayenin gelir oranıdır. İktisat bilimi açısıdan iki anlam da farklı değildir ve iktisatçılar tarafından aynı manada ‘faiz’ olarak nitelendirilirler.

    Günümüzde yoğun şekilde gündemdeki yerini koruyan ve birçoğumuzun merak ettiği  ‘Politika faizi’ ise en basit tabirle Merkez Bankası tarafından belirlenen ve bir hafta vadeli repo ihale faiz oranıdır. Merkez Bankası, bu faiz oranı üzerinden bankaların repo taleplerini karşılarken; bu bankalar ellerinde var olan tahvil ve bonolarını teminat olarak verip Merkez Bankası’ndan para almak suretiyle repo yaparlar. Böylelikle kendi bünyelerine fon sağlamış-oluşturmuş olurlar. En kısa tabiriyle belirtmek gerekirse “Faiz, paranın fiyatıdır ”. Politika Faizi’ne dair bilinmesi gereken bir diğer husus ise, yıl içerisinde genel itibariyle aylık periyotlarda ve Para Politikası Kurulu toplantılarıyla açıklanır.

    Para piyasaları da diğer tüm piyasalar gibi kontrol edilebilir ve esnekliğine rağmen çerçevesi olan piyasalardır. Dolayısıyla Merkez Bankası/Bankaları, para piyasaları içinde paranın miktarını ya da yukarıda ‘paranın fiyatı’ olarak belirttiğimiz ‘faiz oranını’ kontrol edebilmektedir. Bu noktada Merkez Bankası/Bankaları paranın piyasaya sunulması (arzını) değil de, ‘fiyatını’ (yani faiz oranını) kontrol etmek isterse;  uygulayacağı politikaya faiz politikası- politika faizi adı verilir.

    Para politikası esasen enflasyon üzerinde belirleyici etkisi olan değişkenlerin denetim ve kontrolüne dayanmaktadır. Bu husus ise kurlar, para arzı veya kısa vadeli faiz oranlarının önemini artırır.

  • Girişimciyseniz Dikkat! Kurulan Her 10 Start-up’ tan 9’u Kapanıyor.  Start-Up’lar ve Başarısızlık Sebepleri Neler?

    Girişimciyseniz Dikkat! Kurulan Her 10 Start-up’ tan 9’u Kapanıyor. Start-Up’lar ve Başarısızlık Sebepleri Neler?

    Girişimciyseniz Dikkat! Kurulan Her 10 Start-up’ tan 9’u Kapanıyor.

    Start-Up’lar ve Başarısızlık Sebepleri Neler?

    Türkiye’de girişimcilerin önündeki en büyük endişe şüphesiz varlığını sürdürebilmektir. Oranlara baktığımızda ilk 18 ay içerisinde; kurulan 10 şirketten 9’u varlığını devam ettiremiyor ve kapanıyor.

    Günümüz Start-Up’larlarının 10 Başarısızlık Sebebi:

    1- Anlık Heves , Cahil Cesareti

    Sektöre tam anlamıyla hakim olmadan girişilecek işten başarı beklemek pek anlamlı değil. Teknik veya teorik, her bilgi, döküman mutlaka okunmalı. Fakat ben bilirimcilik ve cahil cesareti kişinin kendisini geliştirmesine engel oluyor.

    Altyapı olmadan riskli işlere giriliyor. Unutulmaması gereken risk almak ile içi boş anlık heves cesareti çok farklı şeyler.

    2-Güven Problemi

    İş dünyasında sürekliliği sağlayabilmek için öncelikle ihtiyaç duyulan şey güvendir. Zamanında ödeme yapmayan iş ortakları, sözleşmeye sadakat göstermeyen girişimciler, karşılıksız çek muhatabı tedarikçiler ve haliyle büyük bir güvensizlik atmosferi oluşuyor.

    Başarı içi her şartta karşılıklı güven ve paydaşlar arası sürdürülebilir diyalog ilişkileri gerekir. Dolayısıyla pamuk ipliğine bağlı iş ilişkileri içinde kurulan girişimler ölü doğmuştur.

    3-Ortak Seçiminde Hatalar

    Aynı hedefe yönelmediğiniz , vizyonlarınızın uyuşmadığı bir ortakla yola koyulamazsınız. Ortak her şeyden önce sizinle aynı derece işe inanmalı ve aynı azimle mücadele edebilmeli.Sermaye yahut yakınlık adı altında edinilen yapay ortaklarla icraattan çok siyaset yapan bir seyir izleyebilirsiniz ancak.

    Dolayısıyla Türkiye’de ortaklıkların duygusal temellere dayanan inşa süreci ve iş yapmaktan çok söz üretilmesi durumu ne yazıkki işletme başarısını daha en başından düşürmektedir.

    4- Kopya Girişimler

    Girişimin amaçları arasında katma değer yaratmak fikri mutlaka barınmalı. Şirket sürekliliği için bu yegane bir gerçektir. Fakat ülkemizde ne yazıkki yapılmış olanı kopyalayıp piyasaya girmek girişimcilik anlamını taşıyabiliyor. Bu da yalnızca pazarı kalabalıklaştırıyor.

    Özgün fikir veya uygulama yöntemleri ile yola çıkmayan start up’ lar , ya ölüme mahkum oluyorlar ya da kalabalıklaştırdıkları pazar içinde oyundaşlarıyla birlikte kaybolup gidiyorlar.

    5-Mali Bilgi Yetersizliği:İş Akitleri ve Mevzuat

    Düzenli finansal raporlama sistemleri , gelir tablosu, nakit akışı ve bilançolar için özel bir çaba sarfediliyor. 

    Finans ve muhasebe hususunda çoğu girişimci sınıfta kalıyor.  Haliyle bir çok yatırımcı , hesap kitap bilmeyen girişime yatırım yapmaya yanaşmıyor.

    Bu noktada hukuki metinlerin önemi artıyor. Şirketi kuruluşu, yatırımcı anlaşmaları, satış, müşteri sözleşmeleri, çalışan istihdamı derken kısaca bir çok kritik nokta hukuki kontratlara dayanıyor.

    Mali bilgi yetersizliğinin yanında sözleşmelerden, hukuki metinlerden de endişe duyulması ne yazıkki şirket sürekliliğine ve gereken hakimiyete vurulan bir ket.

    7-Yatırımcıyı Yolunacak Kaz Görmek

    Girişimin melek veya tohum yatırım alması, dünya turuna çıkan bir motosiklet sürücüsünün yalnızca ilk 500 kilometrelik deposunu doldurması gibidir.

    Türkiye’de girişimciler ise, alınan ilk yatırımı bir çıkış noktası görüp bir daha sermayeye ihtiyacı olmayacakmış gibi rastgele harcayabiliyor. Dolayısıyla işletme devamlılığı için gerekecek ileri dönem sermayesi gözden çıkmış oluyor.

    Yanlış harcamaların yanı sıra, finansal gerçekleri yatırımcılardan saklayarak yatırım parasını kişisel harcamalar için kullanıyorlar. Bu da hem girişimin ölmesine hem de ekosistemin bozulmasına yol açıyor.

    9-Tutkunun Ötesine Geçememek: Yanlış Ürün Israrı

    Büyük heyecan duyulan, sevdiğin işi yapma fikriyle yola çıkan girişimci çoğunlukla yukarıda değindiğimiz bilgi yetersizliği noktasında takılıp kalıyor. Haliyle eksik bilgi, doğru işe yönelme ve ürün seçimi yanılgısı da beraberinde gelebiliyor.

    Bugün yanlış ürün ve platformda ısrar edip gerçek potansiyellerine ulaşamadan silinen yüzlerce firma var.

    Dolayısıyla esnek yapıda olmak önem arz ediyor. Günümüz akıbeti belli olmayan pazarlarında esnek bir ürün ve esnek bir yapı kurmazsanız ilk depremde yerle bir olmak kaçınılmaz.

    10-Hızlı Büyümeyi Yönetememe

    Doğru zaman ve doğru pazarı yakalamışken; sınırlı kapasiteyle, yükselen talebe karşılık verememek bir işletme için en acı son olabilir.  Beklentileri, kaliteyi ve tedariği yönetememek rüzgarı arkasına almış bir işletmenin bir daha kalkmamak üzere tökezleyerek yere düşmesidir.

    Küresel örneklerinden, Friendster’ın çöküşü bu konuda semboldür. 15 yıl önce çok popüler bir sosyal ağ olan Friendster, Facebook’tan çok daha önce piyasaya girmiş, kitlelere ulaşmıştır. Fakat sunucu, tasarım ve kapasite kaynaklı sorunları dolayısıyla kendi kendini imha etmiştir. Ve hiç bir zaman arzu edilen noktaya ulaşamamıştır.

    Unutulmaması gereken , dijital tüketici nankördür ve bir kere soğudu mu tekrar gönlünü almak çok zordur.

  • Yeni Mezunlar Dikkat! Mezuniyet Sonrası Derhal Edinilmesi Gereken 10 Kişisel Özellik

    Yeni Mezunlar Dikkat! Mezuniyet Sonrası Derhal Edinilmesi Gereken 10 Kişisel Özellik

    Yeni Mezunlar Dikkat!

    Mezuniyet Sonrası Derhal Edinilmesi Gereken

    10 Kişisel Özellik

    Uzun yıllar boyunca süren eğitim hayatı ve bir çırpıda geçip giden zaman sonunda okuldan mezun oluyoruz.Bir çoğumuz okul biter bitmez iş hayatına atılma kararı almaktadır. Ve adeta sudan çıkmış balık olan bizler bu yeni serüvenimizde işe nasıl koyulacağımızı kestiremez, nasıl bir yol izleyeceğimizi bilemeyiz.Size sunacağımız 10 maddelik kişisel özellik ve alışkanlığı yaşamınıza hızla yerleştirip, uygulamaya başlarsanız çok geçmeden kendiliğinden işlerin yoluna girmeye başladığını göreceksiniz. Kısaca hem kariyer hem de bireysel bir kazanımdan söz ediyoruz.

    1) En az bir konuda ‘çok iyi’ ol 

    Size her koşulda getiri sağlayabilecek bir yetkinliğe sahip olmalısınız. Freelance olarak çalışabileceğiniz, bu iş arama sürecinde kendi kendinize yetebileceğiniz bir ‘iyi’ olmalı bu yeteneğiniz. Örneğin, herhangi bir dile çeviri boyutunda hakimiyet, bilgisayar programlarını iyi kullanabilmek, tasarım, çizim, spor eğitmenliği, yemek yapabilmek gibi meziyetlerden herhangi birine sahip olursanız bunu hızlıca gelire dönüştürebilirsiniz.Malum her şeyin hızla aktığı bi dönemdeyiz. Zihni açık tutun.

    2) Pazarlamayı bil, satışçı ol

     

    Çok sık ziyaret edeceğiniz CV yükleme ve iş arama sitelerinde göreceksiniz ki Satış-Pazarlama departmanında derya deniz eleman arayışı bulunmaktadır. Öte yandan satışı sadece başkalarının firmalarında ürün, mal pazarlamak olarak düşünmeyip kendi yetenekleriniz noktasına indirgeyebilmelisiniz. İş görüşmelerinizde firma insan kaynakları yetkilisini yahut günlük ikili diyaloglarınızda karşı tarafı ikna etmek için yaptığınız pazarlamayı kendi hayatınıza ve yeteneklerinize de uygulayabilirsiniz. Evet yeteneğinizi satabilmelisiniz. Satış ve ikna kabiliyetlerini edinmeniz size güzel avantajlar saylayacaktır.

    3) Akılda kalan ol

    İnsanlarla sohbet edeceğiniz, iletişim kabiliyetinizi aktif olarak kullanabileceğiniz ortamlara girmekten kaçınmayın. Kısa kısa sohbetlerde pratikleşin, usta olun. İnsanların akıllarında kalan kişi olmak için bu diyaloglar size fırsat sunacaktır. Onların hafızasında olumlu bir etiket bırakmalısınız.  İnsanlara kim olduğunuzu anlatırken, yaptığınız işten bahsederken heyecan verici, imrendirici ve samimi bir imaj çizin.  O işi neden yaptığınızı ve kimlere ne fayda sağladığınızı direkt, açık ve umut verici bir şekilde ortaya koymanız  akılda kalmanıza yeterli olacaktır.

    4)Kendi networkün olsun

    İnsanlarla diyaloglarınızı boşu boşuna sohbet olsun diye gerçekleştirmeyin. Onlar için değer yaratmaya çalışın ve değer katan olun. Network’ ün temelinde tanıştığınız insanların çokluğu veya büyüklüğünden ziyade, tanıştığınız büyük insanlara yardım etmiş olup olmadığınız vardır. Kaç mühim insana, ne denli yardımlarda bulundun? 

    Hayatta yeni fırsatlara, yeni fikirlere ve bizi diğer insanlara götürecek güvenilir, güçlü insanlara her daim ihtiyacımız vardır ve olacaktır. Kendi Network’ünüzü oluşturup, büyütmelisiniz.

      

    5) Nö Endişe, Don’t Panic!

    Şu hayatta endişe kadar enerji tüketen bir durum yok! İşleri endişe ederek yoluna koyamayacağımız da bir gerçek. Dolayısıyla endişeden uzak, planlı ve organize davranışlarla yola devam etmek, zihni sağlıklı, pozitif bilgilerle beslemek gerekir.

    Bedenimiz de bir nevi elektronik alet mantığıyla çalışır. Kendimizi yorup, strese sokup enerjimizi düşürmektense; bizi deşarj edecek, hayat motivasyonumuzu yükseltecek kişi, olay ve işlere yönelmekte fayda var.

    Plan yapmak ve uygulamaya başlamak süreci, endişeleri kendiliğinden minimuma indirecektir.

    6)Meditasyon yapmayı bil

    Dikkat dağınıklığı ve odaklanma problemi günümüzün baş belası sorunlarının en birincileridir. Bu noktada meditasyon paha biçilemez bir hediye. 20 dakikalık bir meditasyonun 2 saatlik uykuyla eşdeğer olması araştırmalara konu olmuş bir gerçeklik iken; vakti verimli kullanmayalım da ne yapalım a dostlar.   

    7)Kişisel gelişimini artır

    Gününüzün çoğunu TV, bilgisayar başında ya da sosyal medyada vakit öldürerek geçirmeyin. Kitap okumaya başlayın, okuma sevmiyorsanız o kitapların özetlerine hakim olun (özet dinleyebilirsiniz). Seminerlere, forumlara, sempozyumlara katılın. Kısaca öz değerinizi artırın. Her birimiz pazara kattığımız değer ölçüsünce karşılık alıyoruz. Yani güzel maaşlı işlerde çalışmak istiyorsak, kalitemizi, yeteneklerimizi artırabilmeli, fark yaratan kişi olabilmeliyiz. Profesyonel yaşamın altın kuralı, başarıya giden yol kişisel gelişimden geçer.

    8) Para biriktirmek şart

    İşe başlamadıysanız biraz zor gibi görünebilir ama ‘şart’ dedik; sırf biriktirebilmek için bile günlük, part-time işleri denemeniz size bir kapı açılmasını sağlayacaktır. 

    Kendi işiniz veya bir başkasının işinde çalışmanız bu gerçeği değiştirmez, ufak ufak geleceğe yatırım yapabilmelisiniz. Bu bireysel emeklilik olabileceği gibi, banka birikim hesabı, altın vs olabilir. Şimdiden küçük küçük bütçeniz dahilinde başlarsanız; ileride müthiş rahatlık ve size yoğun tempoda dahi esneklik katar. Bir diğer not; kazandığınızdan fazlasını harcamamayı bilin. Para her zaman kolay elde edilmez.

    9)Spor yap, sağlıklı ol

    Spor yapmak beraberinde öz disiplin ve denge gibi profesyonel hayatın en çok talep ettiği iki unsuru taşır. Size keyif veren bir spor bulun ve rutin olarak yapın.

    10) Seyahat et, araştır, bil

    Gez,  gör , öğren. Gitmediğin yahut görmeyi hayal ettiğin yerlere gitmeye çalış, kendine fırsatlar yarat. Gezdikçe, yeni kültürlerle karşılaştıkça hayata bakışınız da genişleyecek ve her bir seyahatinizden kendinize yarattığınız katma değerlerinizle dönüyor olacaksınız.

  • Çav Bella!  ‘Bella Ciao’ Şarkısı ve Mazisi

    Çav Bella! ‘Bella Ciao’ Şarkısı ve Mazisi

    Şarkılar yalnızca kulağa çalınan notalardan ibaret değildir. Her şarkının arkasında bir ruh hali, bir anı vardır. Ve bu anılar kimi zaman idealleri, hayalleri kimi zamansa yaşanmışlıkları, savaşları, barışları içinde barındırır. Öyle ki, şarkılar yazıldığı dönemi, tarihi ve olayları yansıtırlar. Bu bağlamda insanları birleştirici, bir araya getirici gücü olduğu da yadsınamaz bir gerçektir.

    Şarkılar evrensel olmanın yanı sıra sonsuzdurlar. Yani yıllar geçse dahi yazılış mahiyeti ve manası nesillere ulaşabilmekte yeni ufuklara yelken açabilmektedir. Bir İtalyan halk eseri olan Bella Ciao da söylenmeye başladığı ilk tarihten itibaren farklı şehirleri, ülkeleri, farklı kültürleri gezip dolaşmış, evrenselliği ve sonsuzluğu yaşamış, yaşatmıştır. Elbette hangi ulusta, hangi topraklarda söylenirse söylensin bir çok farklı anlamda kullanılagelmiş ve günümüzde çok bilinir hale gelmiştir.

    Bella Ciao şarkısı, İtalya’nın kuzeyinde nüfus yoğunluğu bakımından önde bölgelerinden biri olan Po Ovası’nda doğmuştur. Bu ova geniş ve verimli topraklara sahip olmakla birlikte, yıllarca bir çok tarım insanına, çiftçiye geçim kaynağı sağlamıştır. Şarkının yazarı ve bestecisi bilinmiyor olmasına rağmen; şarkının sahiplerinin bu topraklarda yaşamış olduğu bilinir. Zorlu şartlarda iş görülen pirinç tarlaları ve orada çok güç koşullarda çalışmış, zorluklarla göğüs germek zorundaki tarım işçileri düşünüldüğünde Bella Ciao’nun doğuşuna bir çok anlam yüklemek meşrulaşabilir.

    Savaş dönemlerinde insanların gökyüzü ve diline dolanmış şarkılarından başka pek fazla bir şeyleri yoktur ellerinde. Haliyle II.Dünya Savaşı’nın başlaması süreciyle beraber bu halk şarkısı da farklı durumları simgeleyen ve giderek daha büyük kitlelere ulaşan, yayıldıkça farklı nitelikleri yansıtan bir hal almıştır. Şarkı Alman işgal güçleri, Benito Mussolini ve faşizme karşı olan anti-faşist direnişçilerin, sözleri değiştirerek, kendi mücadele düşüncelerini temsil eder hale getirilmesiyle popülerleşmiş ve marş halini alarak söylenmeye başlanmıştır. Şarkıların, tarih sahnesinde toplumları bir çatı altında toplayabilen, büyük kitlesel hareketlerde onları amaca, hedefe yöneltmek rolleri sıklıkla görülmüştür.  İşte Dünya Savaşı sırasında da Bella Ciao’ya atfedilen rol tam olarak bu olmuştur. Direnişi, mücadeleyi, farklılıkları içinde barındıran ve bir o kadar tüm toplumu benzer ideale götürme gayesi taşıyan eser olmuştur.

    Savaşın sona ermesiyle şarkı bu ruhu benimseyen tüm diğer insanlar tarafından söylenmeye devam etmiş, zamanla ‘Devrim  Şarkısı ‘ olarak adlandırılmıştır.

    Günümüzde ‘Çav Bella’ şeklinde bilinen şarkı, popüler yabancı dizilerden olan La Casa De Papel’ de tekrar karşımıza çıkmış ve popülerleşmiştir. Görüldüğü üzere, yıllar önce bir savaşın gölgesinde marş halini alan bu şarkı günümüz şartlarında da heyecan, coşku, mücadele ve direnişi çağrıştırma noktasında insanlığı etkisi altına alabilmekte, devamlılığını sürdürebilmektedir.