Author: Commandante

  • Mimlendin Sen Artık…  Mimlemek Nedir? Mimlenmek Kelimesi Ne Anlama Gelir?

    Mimlendin Sen Artık… Mimlemek Nedir? Mimlenmek Kelimesi Ne Anlama Gelir?

    Mimlendin Sen Artık…

    Mimlemek Nedir? Mimlenmek Kelimesi Ne Anlama Gelir?

    Mimlemek kelimesi, Osmanlı Devleti zamanında kullanılmış ve günümüzde olumsuz bir durumu belirtmek, işaretlemek, işaret etmek amacıyla kullanılmaktadır. Kökeni ise Arap alfabesinin yirmi dördüncü harfi olan ‘mim’ den gelmektedir.

     

    Osmanlı’da özellikle Abdülhamit döneminde ünlenen bu terimin günümüzde negatif bir anlamının olmasının sebebi, dönemin siyasi evrak ve yazışmalarından hasıl olmuştur. Bu yazışmalar içerisinde padişah Abdülhamit , okuduğu belirli evraklara yahut makamına gelen jurnallerin arka köşesine ‘mim’ harfini yazarmış. Eklenen bu harf, o evrakın padişah tarafından ‘okunduğu, bilindiği’ ve ‘akıbetinin ona kaldığını’ belirten bir anlam taşırmış.

     

    Öte yandan yine Osmanlı Devleti Dönemi’nde mali kayıtlar yapılırken bir tür şifreleme dili ürünü olarak da kullanılmıştır. ‘Siyakat’ adı verilen bu mali yazışma dilinin kullanılma sebebi evrakların deşifre olmamasıdır. Kayıtların üzerine bu şifreler yerleştirilirken bazı önem arz eden ‘mühim’ evrakların üzerine zamanla ‘mim’ harfi yazılmaya başlanmıştır. Bu harf üzerine yazıldığı kaydın önem teşkil ettiğini belirtirmiş. Dolayısıyla dönem yazışmalarında ve evraklarında ‘mim’ harfi çok fazla kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum neticesinde ise ‘mimlenen evraklar’, ‘mimlenen politik unsurlar’ tarih sahnesinde sıklıkla kullanılmıştır.

    Günümüzde genellikle iyi olmayan, hoşa gitmeyen bir davranış veya düşüncesinden dolayı o kişiyi hakkında iyi düşünülmeyen insan sınıfına koyma durumu için kullanılır. Ayrıca yine insanlar çevresinde, insan kaynaklı gelişen olayları ifade ederken ‘mimledim’,’mimlendin’ kelimeleri kullanılmaktadır. Bu kullanıştaki anlam ise, o kişi ve olayların; mimleyen kesim tarafından olumsuz şekle büründüğünü veya o kişilere karşı önyargılı olmak gerektiği, onlara temkinli yaklaşmak gerektiğini ifade eder.

    Sıkı arkadaş ortamı olanların pek de dert edinmediği ‘mimlemek’ durumu kısa zamanda bumerang etkisi gösterebiliyor. E haliyle günümüz standartları düşünüldüğünde her birimiz potansiyel mimliler olarak dolaşıyoruz ortalıkta…

     

  • Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Entelektüel ilerleme ve eğitim reformları bakımından zengin olan Finlandiya, yıllar içerisinde eğitim sistemindeki değişimlerle çağ atlamış durumda. Finlandiya, günümüzde birçok gelişmiş devleti geride bırakarak eğitim sistemiyle çığır açtı ve hali hazırda Doğu Asya ülkeleri ile kapışır durumda.

    Sağduyu uygulamaları, bütünsel öğrenme çalışmaları ve  mükemmeliyet değil eşitliği amaçlayan ortamları ile Finlandiya eğitim sisteminde dünya devi konumunda. Fin eğitim sisteminin diğer dünya devletlerini domine etmesinin ve en iyi olmasının 10 sebebiyse şöyle sıralanabilir:

    1- Standart test sınavları yok

    Sınavlarda, standart test uygulamaları yapılmıyor. Bu durumun tek istisnası lise son sınıf öğrenciler için yapılan Ulusal Yeterlik Sınavı. Ki bu sınav da gönüllülük esasına dayanıyor.

    Finlandiya’da her bir sınıf öğrencisi öğretmenleri tarafından belirlenmiş notlandırma sistemine tabi ve her biri bireysel olarak değerlendiriliyor. Bu süreci izleme, denetleme görevi ise farklı okullarda farklı grupları örnekleyen Eğitim Bakanlığı yetkilileri tarafından yapılıyor.

    2- Öğretmenler için ‘hesap verme’ baskısı yok

    Finlandiyalı ünlü yazar Pasi Sahlberg, eğitim sistemlerindeki öğretmen sorumluluğuna ilişkin: “Fin dilinde ‘hesap verme’ kelimesinin karşılığı yoktur. Hesap verme, sorumluluk ortadan kalktığında geriye kalan bir şeydir.” demiştir.

    Ayrıca Finlandiya’da tüm öğretmenler için, mesleğe başlamadan önce mutlaka yüksek lisans yapmış olmak zorunluluğu var.  Ve öğretmenlik bölümleri, ülkenin çok seçici ve sıkı okullarında yer alıyor.

    Şayet bir öğretmen gereken performansı göstermiyorsa bu mesuliyet okul müdürüne ait.

    3- Rekabet yerine iş birliği

    Finlandiya eğitim sisteminde yapay ya da rastgele üstün başarılara yer verilmiyor ve önemsenmiyor. En iyi okullar veya en iyi öğretmenler gibi sınıflandırmaları yok. Bir yarış ortamının aksine işbirliği atmosferi inşaa edilmiş durumda.

    4- Eğitim endeksli yaşam standardı

    Finlandiya sistemi en iyi notlara sahip olma fikrine değil bunun yerine eşit şartlara sahip okul ortamları düşüncesine yoğunlaşmış.

    1980’den bu yana Fin eğitimcilerin öncelikleri:

    – Eğitim sosyal eşitsizliği dengeleyen bir araç olmalı

    – Öğrencilere bireysel yönlendirme imkanı

    – Ücretsiz okul yemekleri

    – Sağlık hizmetlerine erişim kolaylığı

    – Bire bir psikolojik danışmanlık

    5- Çocukluk, yetişkinlik geçişinde zorunlu eğitim kısıtı yok

    Okula başlama yaşı 7 ve zorunlu eğitim 9 yıl. 9.sınıf sonrası ara vermek veya devam etmek öğrencinin tercihine bağlı.

    Yani öğrencilere gelişme yıllarında  zorunlu bir eğitimin parçası  olmadan bu konuda özgür bırakılıp tercih mekanizmalarını kullanmaları sağlanıyor.

    6- Üniversite diploması yerine eşit yetenek kazanımı 

    Öğrenciler lisede kazandıkları becerilerine göre, üç yıllık olan Yüksek İkinci Okul’a kayıt oluyor ve bu okullarda üniversite kabul sınavı olan Yeterlik Sınavı’na hazırlıyorlar. Ayrıca mesleki eğitim için yine üç yıllık bir program mevcut.

    Üniversite mezunu, meslek okulu mezunu ya da işçi sınıfı arasındaki karşıtlık neredeyse yok denecek kadar az. Çünkü eğitim sonrası hepsi aynı derecede profesyonel ve tatmin edici yeteneklere sahip oluyorlar.

    7- Erken sabah dersleri yok

    Okullar sabah 9:00 ile 9:45 saatleri arasında başlıyor ve öğleden sonra 2:00 ya da 2:45’te dersler bitiyor. Ders saatleri ve ders aralarıysa uzun zaman dilimlerine ayrılmış. Sistem öğrenciyi bilgiyle boğup ezberletmek yerine bütünsel bir öğrenme ortamı ile zamana yayarak öğretmeyi hedefliyor.

    8- Aynı öğretmenlerle sürekli öğretim

    Finlandiya’da öğretmen sayısı az. Ve genellikle öğrenciler öğretim hayatlarının 6 yılı boyunca aynı öğretmenden ders alıyorlar. İhtiyaçlar ve öğrenme şekillerinin bireyden bireye değişiklik gösterdiğini düşünürsek; Fin öğretmenler öğrencinin kendine özgü ihtiyaçlarını anlamış ve cevap verebilir konumda oluyorlar.

    9- Zamana yayarak öğrenme

    Öğrenciler genellikle toplamda günde  2 veya 3 derse giriyorlar. Yemek yemek, aktivitelerin tadını çıkarmak ve sadece rahatlamak için uzunca saatleri var. Aynı durum öğretmenler  için de geçerli elbette.

    10- Az ödev , bilinçli öğrenme

    OECD verilerine göre Finlandiya’daki öğrenciler dünya öğrencileri arasında en az ödev ve dışarıda çalışmaya sahip öğrenciler. Okul sonrası, okul ile ilgili sadece yarım saat ders çalışıyorlar.

    Öğrenciler bir konuda en iyi olma stresi taşımadan, yapmaları gereken her şeyi okulda yapıyor ve notları konusunda endişe duymuyorlar.

  • Yeni Başlayanlar İçin En Basit Haliyle HTML Nedir?- En Temel HTML Etiketleri

    Yeni Başlayanlar İçin En Basit Haliyle HTML Nedir?- En Temel HTML Etiketleri

    Yeni Başlayanlar İçin HTML

    HTML Nedir?

    Html web sayfaları oluşturulurken kullanılan işaretleme dilidir. Sıklıkla kullandığımız web tarayıcıları (Internet Explorer,  Google Chrome, Firefox vs.) bu kodları algılayarak, web sayfalarındaki o görsel haline dönüştürürler. Html’i programlama dili olarak düşünmek katiyetle yanlıştır, çünkü bir programlama dili değildir.

    Bu kodlama dili temel haliyle;

    • yazılar, görseller ve video öğelerini sayfa içersinde yerleştirme ve konumlandırabilme,
    • oluşturulan sayfaların tarayıcılarda düzgün şekilde görüntülenebilmesi,
    • arama motorlarına(Google, Yandex vs.) sayfalar hakkında bilgi vermek

    gibi başlıca işlemleri gerçekleştirebilmektedir.

    Html kullanarak web sayfası yapabilmek için bilgisayarınıza herhangi bir uygulama, program yüklemenize hacet yoktur. Not defterinde, office word  veya wordpad  gibi herhangi bir metin editöründe  html sayfaları oluşturabilirsiniz. Naçizane tavsiye işi kolaylaştırmak istiyorsanız; Atom, Dreamweaver, Notepad++ veya Sublime Text gibi programları kullanabilirsiniz. Bu programları kullanmanız ve elinizi alıştırmanız kod yazım sürecinizi kat kat hızlandıracaktır.

    Metin editöründe ya da programınızda hazırladığınız html kod sayfanızı html, htm, xhtml gibi uzantılarla kaydetmelisiniz. Tarayıcıların anlayabilmesi için.

    Siz de kullandığınız programı yahut not defterinizi açıp aşağıdaki kodları yazabilirsiniz.

    Dosya’yı kaydet tuşuna bastıktan sonra, kaydetmiş olduğunuz klasöre gidip .html uzantılı dosyanıza tıklayın.

    Yazdığınız kod sayfası varsayılan web tarayıcınız ile çalışır ve böylelikle ilk web sayfanızı karşınızda göreceksiniz.

    HTML ile  Kod Yazarken Mutlaka Dikkat Edilmesi Gerekenler

    • Büyüktür <…>işareti içerisine yazılan kodlara ‘tag’ (etiket) adı verilir. Örneğin; <html> <title> <head> <body> vs.
    • Etiketler <..> şeklinde açılır ve etiketi kapatmak için kesme / işareti kullanılır </..> bu şekilde.
    • Html kodları yazılırken Türkçe karakterler kullanılmaz. Şayet yazarsanız web tarayıcıları hata verir.
    • Etiketler büyük ya da küçük harfle yazılır. Ancak genel kabul küçük harf kullanımıdır.

    En Temel HTML Etiketleri

    Yukarıdaki işlemlerde bir çok tag kullandık ve bunların ne anlama geldiğini kısaca şu şekilde açıklayabiliriz:

    Html: Bu etiket diğer tüm etiketlerin en dışında(kapsayacak şekilde)dir. Yani kodlama yapılacağını belirten ve sayfanın başında açılıp sonunda kapatılan bir etikettir.

    <html>.….

               ……

               ……

    </html>

    Head: Hazırladığımız sayfanın adıdır diyebiliriz. Bu kodlar web sayfasında görüntülenmezler , sekme adında görebilmeniz mümkün.

    Head etiketinin içerisinde <title> etiketi kullanılır. Ve Title da web sayfasının başlığı  yani o sekmede gördüğünüz, görmek istediğiniz  addır. Birlikte yaptığımız sayfanızın web üst sekmesinde ‘Merhabalar’ yazısını görebilirsiniz.

    Body: Bu etiket ziyaretçinin göreceği yani sayfanın tüm içeriğinin bulunduğu kısımdır. Kullanılacağınız etiketlerin bir çoğunu bu body etiketinin içerisinde yazacaksınız.

  • Daha Önce Duymadığınız 10 Bilgi İle “Google”

    Daha Önce Duymadığınız 10 Bilgi İle “Google”

    Daha Önce Duymadığınız 10 Bilgi İle “Google”

    Satın almak istediğimiz ürünün hangi markaya ait olduğu, gideceğimiz yerin tam adresini, bilmediğimiz bir kelimenin anlamını, yazılış özelliklerini, burçları, sosyal medya hesaplarını ve daha bir çok bilinmeyeni öğrenmek için hepimizin yaptığı yegane eylem Google’lamak.

    Araştırma devi Forbes’e göre Google’da her saniyede ortalama 40bin arama gerçekleştiriliyor. Bu ise günlük 3,5 milyarlık bir arama demek.

    Haliyle her bir arama ile girilen yeni veriler ve kat kat artan bilgi hazinesi söz konusu. Google bu yönüyle dünyanın en popüler arama motoru olma özelliğinin ötesine geçti. Büyük çaplı bir reklam platformu ve daima büyüyen bireysel bilgi bankası halini aldı.

    Google her birimizi bu kadar iyi tanırken; biz onun hakkında ne biliyoruz?

    1-Googol

    Google” kelimesi bir anlama sahip mi yoksa hiç bir anlamı olmayan biz sözcük mü?

    Esasen Google ardından 100 tane sıfır gelen 1 rakamının tanımlanmış şekli için kullanılan bir matematik terimi “googol”un hatalı yazılmış halinden ibaret.

    Şirketin kuruluş günlerinde bir mühendisin ya da bir öğrencinin bu kelimeyi yanlış yazdığı şeklinde doğruluğu biraz şaibeli hikayeler yok değil.

    Rivayetlere göre yanlış yazım genel kabul görünce zaruri bir kullanımda kalış yaşanmış.

    2-BackRub

    Google’ın kurucuları olan Larry Page ve Sergey Brin ilk olarak Google’a ‘Backrub’ adını koymuştu.

    ‘Sırt masajı’ anlamındaki bu kelimenin esasen masajla bir ilgisi yok. İki farklı internet sitesinin ,siteler arası bağlantı linki oluşturması anlamına gelen ‘backlink’ mantığında sayfaları bulma, sıralama sistemine verilen addır Backrub.

    3- Askew  (eğik sayfa biçimi)

    Google’ın aşırı resmi olmadığının göstergesi olan bu olay espriden başka bir şey değil.

    İngilizce bir kelime olan Askew’i Google’da search ettiğinizde, arama yaptırdığınız sayfa eğri hale geliyor.

    Dilerseniz hemen Google’layarak, Google’ın size esprisine gülmek isteyebilirsiniz. Eh heh 🙂

    4- Keçi Severiz

    Google yeşili korumaya özen gösteriyor ve yeşil girişimleri destekliyor. Bu amaçla giriştiği işlerden biri de çim biçme makinesi yerine, keçilerden yararlanmak.

    California’da bulunan Google genel merkezinde, bahçelerin sık sık bakıma ihtiyacı oluyor ve bu alanlardaki çimleri tüketen 200 civarı keçi hem karnını doyuruyor hem de bağı bostanı tertemiz ediyor.

    5- Büyüdükçe Büyümek 

    Her hafta yeni bir şirket!

    Google haritalar, Google Chrome, Google Drive ve Gmail derken Google 2010 yılından bu yana ortalama olarak her hafta bir yeni şirket satın alıyor.

    Biliyorsunuz Android, Youtube, Waze ve AdSense esasen Google’ın. Tabiki biliyorsunuz.

    6- Doodle Aşkına

    Larry ve Sergey Nevada’da gerçekleşecek Burning Man Festivali’ne gideceklerdi ve kullanıcılardan gelen teknik sorun vb. mesajlara cevap veremeyeceklerini iletmeleri gerekiyordu. İşte Google’ın ilk doodle’ı  30 Ağustos 1998 tarihinde bir “ofis dışındayız” mesajı ile doğmuştu. Doodle , çiziktirme anlamına gelmektedir.

    Yine Google’ın başlangıç sayfasındaki logosunda yer alan ikinci o harfi yanan bir çöp adamdı bir zamanlar.

    Zamanla bu doodle’lar kullanıcılar tarafından eğlenceli bulundu, fazlasıyla ilgi gördü. Halihazırda önemli kişi ve günleri anmak için bu çiziktirmeler kullanılıyor.

    7- Kriz Mahsülü, Kaçırılan Fırsat

    İki ortak 1999 yılında Google’ı bir milyon dolara satılığa çıkardı fakat fiyatı daha da düşürmelerine rağmen alıcı çıkmamıştı.

    Mevcut değeri 300 milyar doları aşan bir Google’dan söz ediyoruz. Muhtemelen birilerinin canı acıyordur düşündükçe.

    8-Google Anayasası

    Şirket başlangıç ilkelerinden birisi “Habis olma”.

    Google’ın bu ilkesine bağlı kalıp kalmadığına siz karar verin.

    9-Yemeksiz Asla

    Google’ın kurucu ortaklarından Sergey Brin, daha en başında Google ofislerinin gıda maddelerinden 60 metreden fazla uzak olmaması gerektiğini söylemiş.

    Şirketin başlangıç günlerinde oldukça mütevazı yiyecekler tüketilmesine karşın, şu an en kaliteli kahve ve yiyeceklerin Google çalışanlarına sunulduğunu biliyoruz.

    10- Minik dostlar

    Google ofislerinde çalışanlar, yeni işe başlayanlar da dahil köpeklerini işe getirmekte özgürler.

    Ofiste nasıl davranacakları ve tuvalet alışkanlığı hususunda eğitimini almış olmaları şartıyla.

  • Bırak O Sigarayı Elinden! – Sigarayı Beyinde Bırakma Yolları

    Bırak O Sigarayı Elinden! – Sigarayı Beyinde Bırakma Yolları

    Bırak O Sigarayı Elinden! -Sigarayı Beyinde Bırakma Yolları

    Tütün ürünlerinin sayısı 4000’i aşkın kimyasal madde içerdiğini çoğu kişi bilmez. Nargile, pipo, puro, sigara.. Tüm bunların içinde yer alan ve kişide bağımlılık yaratan madde ise nikotindir. Elbette amonyak, arsenik hatta aseton gibi kimyasalların da içtiğimiz sigaranın içerisinde yer aldığını bilmenizde fayda var.

    Sigaraya bağımlılık çoğu kişide genç yaşlarda başlasa da zamanın şartları, stres, merak gibi unsurlar sebebiyle artık her yaşta kişide bu alışkanlığa yeni başlama görülebilmektedir. Çay, kahve ekürisi sigara, çok darlandım sigarası, günün yorgunluğunu atamadım bi sigara ve daha bir sürü sebeple her defasında yakılan sigaralar. Peki bırakmak için ne yapmalıyız ?

    Zihninizde büyütmeyin, sıradışı olun

    Her şeyden önce zihninizde bırakmak eyleminin başlamak kadar kolay olduğunu hatırlayın. Sigaranın size verdiği zararlar noktasında beyninize mesajlar gönderin. Yaşam kalitem ve sağlığım kimyasal bir madde olan nikotinden çok daha büyük. 

    Neden bir şeye esir olup onun kurallarına uymalısın? Vakit kuralları belirleme vakti ve ben herkesten farklıyım!

    Düşünün: Kokusu berbat ve insanlar kokularıyla hatırlanır

    Kül tablasından bir yastıkta uyuduğunuzu düşünün. Ya da içindeki izmaritlerin yemek tabağınızda olduğunu. Günlük yaşantımızdaki o ağır sigara kokulu, uzak durulası kişi de siz oluyorsunuz muhtemelen..

    Unutmayın: Kaliteli olmak fresh ağız ve ten kokusundan geçer

    Günümüzde sigara içenler artık ikinci sınıf statüsünde bile yer almıyor. Herkesin spora gittiği, herkesin diyet yaptığı ve bakımlı olduğu şu yıllarda sigara kokusu ne kadar cazip gelebilir ki? Unutmayın temiz ve ferah olmak her zaman çalışır.

    Hatırlayın: Bir zamanlar cebinizde duran o paraları

     

    Sigara tüketiminin maddi açıdan çok büyük israf olduğu su götürmez bir gerçek. Ev kirası, faturalar, ihtiyaçlar, sosyal aktivite harcamaları derken her şeyi ince ince hesapladığımız şu devirde küçük bir muhasebe ile  bunlardan herhangi birini bedavaya çıkaracağınızı göreceksiniz. Bedava dediysek, hatırlayın; o cebinizde duran ama çöpe attığınız atıl paraları.

    Harekete geçin: Zararın neresinden dönersek kârdır

    Başladığınız o makus tarihi muhtemelen hatırlıyorsunuzdur. O günden itibaren geçen sigara dolu günleriniz yeterince dolmuştur. Artık temiz bir nefes alma vakti. Harekete geçin ve sigarayı bırakın. Spora yazılın ve sosyalleşin. Kendinize aynada her baktığınızda haklı gururla gülümseyeceksiniz.

    Yaşayın: Kaliteli, zinde ve dolu dolu yaşamak

    Çay, kahvenin yanına sigara yerine kurabiye deneyin. Filmlerde olacak değil ya hep. Mola saatlerinizde sigara içmek yerine kendi hayatınıza katacağınız yeni şeyleri keşfetmek için internette gezebilirsiniz. Yemek sonrası, atıştırmalık, cips, çikolata ve içeceğinizi alıp film/dizi seyretme faslına geçin. Ya da en önemlisi sevdiklerinizle vakit geçirin.Onlara sigara dumanı solumak yerine daha değerli şeyler verin. Her sigarayı hatırladığınızda ömrünüzü, sevdiklerinizi, sevdiğiniz şeyleri düşünün. Hayat sağlığınızdan ibaret. Sağlıklı ve mutlu olmaksa sizin elinizde ve çok basit.  

    Karar verin: Sevdiğiniz her şeyi elinizde tutmalısınız

    Kazandıklarınız ve kaybettikleriniz için bir teraziniz olsun. Ağır basan tarafa sevdiklerinizi koyun ve kararınızı verin. Feda etmek için fazlasına sahip olmak gerekir. 

    Ekonomik açıdan çok mu zenginsiniz?

    Sağlığınız ya da ömür uzunluğunuz?

    Ya da sevdiklerinizi kaybedip yenilerini bulacak kadar mı zenginsinsiniz? 

    … Değil misin? O halde bırak elinden o sigarayı.

  • Yakın Zamanda Konkordato Talebiyle Dikkat Çeken 10 Şirket

    Yakın Zamanda Konkordato Talebiyle Dikkat Çeken 10 Şirket

    Yakın Zamanda Konkordato Talebiyle Dikkat Çeken 10 Şirket

    İflas ertelemenin KHK (Kanun Hükmünde Kararname) ile yasaklanmasıyla birlikte bir çok firma konkordato için mahkemeye başvuruyor. 

    Son dönemde ard arda gerçekleşen ekonomik olaylar, piyasaların bir türlü dengeye ulaşamaması derken borçlarını ödemekte zorlanan bir çok şirket sahibi çözümü konkordato ilan etmekte buldu. Türkiye’de bilinirliği yüksek, başlıca köklü firmalar bile bu mali kırılganlık ortamında çare olarak konkordato yoluna gidiyor. 

    Yaşanan zorlukların üstesinden gelemeyen çoğu şirket konkordato ilan etti. 

    Konkordato süresi içinde, şirket borçlarının anlaşmalarda belirlenen oranı ödenirken; bu süre zarfında yeni borç alınamıyor, alacaklılar şirket için herhangi bir haciz işlemi başlatamıyor. Bkz.konkordato nedir? 

    1-YEŞİL KUNDURA

     

    Temelleri 1948’de Yeşil Kardeşler tarafından atılan ayakkabı devi Yeşil Kundura Sanayi A.Ş.’nin çeşitli illerde 13 franchise mağazası bulunuyor. 

    Son dönemde, ülkedeki yüksek faizlerin uzun vadeli yatırımlara imkan vermemesi, TL’ de yaşanan değer kayıpları ile satışların azalması ve ithal girdilerin kur dalgalanmalarından etkilenmesi gibi sebeplerle şirket, İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne konkordato talebinde bulundu. Mahkeme kararı onadı ve şirkete üç ay geçici süre vererek, şirket faaliyetlerinin denetimi ve onayı için iki konkordato komiseri atadı.

    2-HOTİÇ 

    Türkiye’de 150 noktada satışı bulunan, piyasada 80 yılı aşkın bir süredir varlık gösteren ayakkabı devi Hotiç, geçtiğimiz günlerde konkordato ilan ettiğini açıkladı.  Hotiç’in CEO’su Alihan Hotiç, yaptığı basın açıklamasında şirketin son dönem 

    gerçekleşen piyasa hareketlerinden etkilendiğini ve buna bağlı nakit sıkışıklığı çektiğini belirtmişti. 

     3-KESKİNOĞLU

    Türkiye merkezli şirketler grubu olan Keskinoğlu , tarım, gıda, lojistik ve sağlık gibi alanlarda faaliyet gösteriyor. 55 yıldır faaliyette olan Keskinoğlu Şirketler Grubu, iflas erteleme yasaklanınca, yaşadığı nakit sıkışıklığı sorununu aşmak için konkordato başvurusu yaptı. 

    Şirket, konkordato nedenini ticari faaliyetlerini devam ettirebilmek olarak açıklarken, bu süresi boyunca firma yönetimindeki bir çok kişi mal varlığını satışa çıkarmıştı. Haliyle yaşanan mali sıkıntılar sebebiyle şirket bünyesinde çalışan bir çok işçinin de işine son verildi.

    4-REMOİL

    Türkiye genelinde bir çok bayii bulunan akaryakıt dağıtım şirketi Remoil’ in, yıllık cirosu 300 milyon lira civarında. İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi’ne konkordato talebinde bulunan Remoil’in başvurusu mahkeme tarafından kabul edildi . 

    Kısa vadeli banka kredilerindeki sorunlarının yanı sıra bankaların yeniden yapılandırma talepleri hususunda sürüncemede kalan şirket haliyle çözümü konkordato ilanında buldu.

    5-MAKRO MARKET

    Makro Market A.Ş , Türkiye genelinde 253 mağazaya sahip. Ve yıllık şirket cirosu 1.7 milyar lira civarında. Türkiye’nin en büyük market zincirlerinden biri olan Makro, 6 bin 500 kişiye de istihdam sağlıyor. Fakat içine düştüğü mali sıkıntıyı aşamaması, firmayı konkordato talebine itti.  

    pastedGraphic.png

    6-KAŞIBEYAZ RESTORANLARI

    Kırkbeş yılı aşkın faaliyette olan İstanbul’un en eski ve köklü restoranlarından Kaşıbeyaz Turizm İşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin biri Ankara’da olmak üzere toplam beş şubesi bulunuyor.

    Ünlü restoran zinciri, mali darboğaz yaşamasını gerekçe göstererek, ekonomide yaşanan olumsuz gelişmeleri atlatamaması nedeniyle konkordato talebi için Bakırköy Ticaret mahkemesine başvuruda bulundu. 

    7-PALET İNŞAAT

     

    Türkiye’nin en büyük barajı olan Atatürk Barajı’nın inşasını gerçekleştiren köklü inşaat firması Palet İnşaat, konkordato talebinde bulundu. Aynı zamanda futbol yorumcusu Ömer Üründül’ün babasının da kurucu ortağı olduğu şirket yarım asırdır faaliyet gösteriyor. 

    Yapılan başvuru dilekçesinde , kısa vadeli borçların ödenmesi hususunda zorluk çekildiği belirtildi. 

    8-ASTALDİ 

    Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde yüzde otuz üçlük hisse sahibi olan İtalyan firması Astaldi, geçici bir mali dar boğaz yaşayan  şirket Roma’da konkordato başvurusunda bulundu. Konkordato talebindeki büyük rol, şirketin üçüncü köprü işletme hisseleri.

    Şirket sermaye artırımı için , 350 milyon euro değerindeki köprü hisselerin satışını bekliyor. Fakat konkordato haberlerinin yayılmasıyla şirket hisseleri yüzde 19.3 değer kaybetmiş durumda.  

    Firma yetkililerinden gelen açıklamada ise, geçici finansal gerginliği atlatabilmek için , bir kriz yönetim aracı olan konkordatoya başvurulduğu belirtiliyor.

    9-EURONET CAR RENTAL

    Araç kiralama sektörünün önde gelen firmalardan biri olan Euronet Car Rental , yaşadığı mali sıkıntıyı aşamayınca konkordato talebiyle mahkemeye başvurdu. Hacizlere karşı korunma isteği olan şirketin, ilgili davasında tedbir kararı verildi. 

    Euronet Car Rental firması yaklaşık 20 yıldır kendi alanında faaliyet gösteriyor.

    10-AKER İNŞAAT

     

                                                                              *Gazze Türk-Filistin Dostluk Hastanesi

    Gazze Türk-Filistin Dostluk Hastanesi inşası gibi ,ünlü projelere imza atan Aker İnşaat A.Ş de konkordato furyasında yerini alan firmalardan biri oldu. 

    Merkezi Ankara olan Aker İnşaat A.Ş. , elli yıla yakın bir süredir inşaat sektöründe faaliyet gösteriyor. Yakın tarihte mali darboğaza giren şirket, hacizlere karşı koruma talebinde bulunarak Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne konkordato davası açtı. 

    Mahkeme şirket faaliyetlerinin denetlenmesi için bir konkordato komiseri heyeti atadı.

  • Kariyer Yaşamınızda Fark Yaratacak Bir Lisansüstü Eğitimi İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

    Kariyer Yaşamınızda Fark Yaratacak Bir Lisansüstü Eğitimi İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

    Kariyer Yaşamınızda Fark Yaratacak Bir Lisansüstü Eğitimi İçin 

    Dikkat Etmeniz Gerekenler

    Doğru bir lisansüstü eğitim, kişiyi yalnızca ilgilenilen alanda uzmanlaştırmakla kalmaz; eğitim sonrası iş hayatı için gerekli referans bilgilere ulaşımı da sağlar. Haliyle rekabet ortamının yoğun bir şekilde yaşandığı iş hayatında ön plana çıkabilmek için doğru bir lisansüstü eğitim tercihi yapmanız gerekiyor.

    Birçok araştırmaya göre, yeni mezun veya iş tecrübesi yetersiz adaylar,  işe giriş potansiyellerinde lisansüstü eğitimin önemli bir rol oynadığını söylüyor. Ayrıca çoğu şirket ve pozisyon için de yükseklisans şartı olduğunu unutmamak gerek.

    Yeterli şartları sağlamış ve halihazırda bir lisansüstü eğitim düşünüyorsanız, 10 adımda ince eleyip sık dokuyabilmeniz mümkün.  

    1- Doğru Uzmanlık Alanı Tercihi

    Lisans eğitiminiz ile bağlantılı, devam niteliğinde bir alan seçimi yapabileceğiniz gibi tamamen kendi yetenek ve meraklarınız doğrultusunda da tercih yapabilmeniz mümkün. 

    İlgi duyduğunuz ve uzmanlaşmak istediğiniz alan ile iş imkanları ve eğitim sonrası iş çeşitliliği konusunda paralellik olması gerek.Burada realist davranıp neyi istediğinize karar vermeniz  gerekiyor. Verimli bir eğitim daima başarıyı getirir.

    2-Doğru Bir Üniversite 

    Lisans yaşamınızda aldığınız eğitimin artı ve eksilerini sınıflandırarak, yükseklisans okul tercihinizi yönlendirebilirsiniz. ‘Köklü bir okul’ veya ‘marka okul’ gibi genel kabullerden yola çıkabileceğiniz gibi; eğitim kadrosunu bildiğiniz ve verim alacağınıza inandığınız bir üniversite tercih edebilirsiniz. 

    Unutmayın lisansüstü eğitim tamamen sizin tercihleriniz doğrultusunda şekillenecek bir eğitim türüdür.  

    3-Sağlam Bir Akademik Kadro

    Uzmanlaşmak için doğru şeyleri doğru yöntemlerle öğrenmek gerekir. Bilgi birikimi zamanla oluşan, kümülatif bir özellik taşırken, uzmanlaşma tamamen tecrübe ve uygulama dayanaklıdır. Haliyle bilgiyi tecrübeli kişilerden edinmeniz, kariyer yaşamınızda size gerekli anektod birikimi ve varsayımları  sağlayacaktır.

    4-Teori ve Uygulama İmkanı 

    Yükseklisans eğitimi , sizin var olan potansiyelinizi ortaya çıkarmanın ötesine geçerek yeteneklerinizi artırmanıza yardımcı olmalıdır. Dolayısıyla bilginin yanında, staj gibi somut iş yönlendirmeleri de yer almalı.  

    5-Mezunların Sektörde Dağılımı

    Eğitiminiz sona erdiğinde sizi nelerin bekleyeceğini öngörebilmeniz gerekir. Bu noktada , referansınız elbette mezunlar ve ne iş yaptıklarıdır. Kendinizi görmek istediğiniz gelecekte, kariyer hedefinize en uygun okul ve bölüm için, mezun kitlenin yoğunluk gösterdiği alanlara bakmanız yeterlidir. Boğaziçi veya Galatasaray mezunları gibi.

    6-İşi Yapan İnsanlarla Öğrenmek

    Kariyerinizde fark yaratmak istiyorsanız, halihazırda fark yaratmış insanlarla bir arada olmanız önemlidir. Akademik kadrosunun sektörde gösterdiği faaliyet ve katkıları mutlaka gözden geçirin. Kendini geliştiremeyen insanlar sizi ne derece geliştirebilir ki? 

    7-Yolun Sonunu Görmek:Tez Aşaması

    Tez yazma işi, tamamiyle sizin eseriniz olacağı gibi tez  danışmanınız ve konu seçiminiz de bir hayli önemlidir. Doğru tez, size kariyer yaşamınızda bir çok kapıyı aralayabilir. 

    8-İlham Kaynağı ve Referans Bulma

    Dolu veya boş, ne olduğu farketmeksizin bir lisans eğimini geride bıraktınız. Lisansüstü artık sizin için yoğun bir tempo demektir. Rota çizebilmek için ilham kaynaklarına ihtiyacınız var. Ve yolunuzu açabilmek içinse güçlü referans mektuplarına. 

    Eğitim başlangıcından tez dönemine kadar birlikte olacağınız eğitimcilerin yazdıkları kitap sayısı size bir kıstas olabilir. Öte yandan uyum sağlayabileceğiniz kişilerle çalışmak , bol bol eser okuyup, sorgulayacağınız bu dönemde size güç ve bağlılık sağlayacaktır.

    9-Verdiğini Alabilmek

    Kolay ve standart bir eğitimi tercih edebileceğiniz gibi, yoğun ve tempolu bir süreç ve akabinde maksimum birikimi seçebilirsiniz. Elbette ikincisi. Çünkü yükseklisans verdiğiniz ve harcadıklarınızın geleceğinize aktığı bir bumerangtır. Haliyle sizi doğru şekilde zorlayacak bir alan ve kadro seçerseniz, aldığınız haz en üst seviyede olacaktır.

    10- İmza 

    Başarı ve zirve için birikim dolu bir imzanız olmalı. Kariyerinizde  sizi diğer tüm sizinle aynı derecedeki rakiplerinizden ayrışabilecek tek şey;  vaktinizi doğru kişi, yer ve uğraşılarla harcamanızdır. 

  • Konkordato Nedir? Konkordato Süreci

    Konkordato Nedir? Konkordato Süreci

    Konkordato Nedirler ? Konkordato Süreci

    Mali sıkıntı çeken şirketlere bir tür koruma sağlayan iflas erteleme sistemi yasaklanınca, son yıllarda hiç tercih edilmeyen konkordato uygulaması yeniden gündeme geldi. 

    Konkordato, batık haldeki şirketlerin borçlarını ödemek için alacaklılarıyla, bu borçlarını karşılayabilecekleri koşullar çerçevesinde yaptıkları anlaşmaya verilen addır. Mali durumu bozulmuş, elinde olmayan sebeplerle işleri yolunda gitmeyen ve dürüst olan borçluların haklarını korumak için kabul edilmiş hukuki bir  çözümdür.

    Borçlunun Talebi İle Başlar

    Konkordato müessesesinde amaç, zor durumdaki borçlu şirketin alacaklılarına borçlarını uygun şartlarda ödemesidir. Bu uygulamada alacaklı ve borçlu tarafların borç ve alacakları, yeniden yapılandırma işlemine tabi tutulur. Konkordato sürecini başlatacak olan ise, borçlunun başvurusudur. Borçlunun talebi üzerine işlemler başlar. 

    Borçlu İyi Niyetli Olmalıdır

    Dış etkenler nedeniyle borçlarının tümünü ödeyemeyen şirketler için kabul edilmiş bir borç ödeme anlaşması olan konkordatoda, önemli olan iyi niyettir. Zor duruma düşen şirketin, iyi niyetli, dürüst ve borçlarını ödeme isteğinin olması gerekir. 

    Konkordato teklif eden borçlu taraf yaptığı işlerinde dürüst ve teklifinde samimi olmalıdır. Alacaklılarına zarar verici hamlelerde bulunmamış olmalıdır. Ayrıca tutmaya tabi olduğu defterleri zamanında ve muntazam bir şekilde tutmuş olmalıdır.

    Borçlu ile Alacaklı Arasında Bir Anlaşmadır

    Konkordato ticaret mahkemesinin onayıyla geçerlilik kazanır. 

    Konkordatonun geçerlilik kazanmasıyla birlikte borçlu haciz ve iflas takibinden kurtulur. İlanla birlikte genellikle borçlu, alacaklılarının çoğunluğuyla bir anlaşma yapar. Ve yapılan bu anlaşma ile alacaklılar belli oranlarda alacaklarından vazgeçerler. Borçlu da elindeki tüm mal varlığıyla borçlarını anlaşmadaki oranda öder ve geri kalan borçlarından kurtulmuş olur. 

    Örneğin: Anlaşmaya göre, alacaklılar alacaklarının yüzde kırkından vazgeçmiştir. Bu durumda borçlu, elindeki tüm mevcudu ile, bütün borçlarını kabul edilen yüzde ( yani yüzde altmış ) oranında öder, geri kalan borçlarından ise ( yüzde kırkından) kurtulmuş olur.

     Konkordato Neden Yapılır?

    Piyasa şartlarının kötü olması , borçlunun işlerinin yolunda gitmemesi, tahminlerinde yanılması ya da diğer dış sebeplerle, borçlunun mali durumu kötüye gitmiş olabilir. Ve böyle bir durumdaki borçlu, şayet bütün borçlarını ödemek zorunda bırakılırsa,  borçlunun elindeki varlık mevcudu ile var olan tüm bu borçlarını ödemesi mümkün olmayacaktır. 

    Haliyle mali yapısı kötüleşen, zor durumdaki borçlu alacaklılarıyla anlaşma yoluna gidecektir. 

    Üçte İki Çoğunluk Şartı

    Konkordatoda borçlu şirket, alacaklılarının üçte iki çoğunluğu ile bir anlaşma yapar. Ve bu anlaşma, onu kabul etmeyen diğer alacaklıları da bağlar.

    Buna göre konkordato, borçlu taraf ile alacaklılarının (en az 2/3) çoğunluğu arasında yapılır. Ticaret mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eder.  Taraflar arasında yapılan bu anlaşma onu kabul eden etmeyen tüm alacaklılar için bağlayıcıdır. İlanla birlikte imtiyazsız alacaklılar , borçlu tarafa karşı alacaklarının belirli bir yüzdesinden (oranında) feragat etmiş olurlar. Borçlu ise, borçlarının konkordatoda kabul edilmiş oranını (yüzdesini) ödemekle, borçlarının tamamından kurtulur.

    Resmi / Özel Konkordato

    Yukarıda açıkladığımız ve gündemde sıklıkla yer alan konkordato türü resmi konkordatodur. Bunun yanı sıra özel konkordato da vardır. 

    Özel konkordato alacak miktarında indirim ya da borçlar için süre verilmesi şeklinde yapılabilir. Tamamiyle alacaklı ile borçlu arasında yapılmış bir anlaşmadır ve sözleşmenin tarafı olan alacaklıların iradesine dayanır. Resmi konkordatodan farklı olarak, özel konkordato onu kabul etmeyen diğer  alacaklıları bağlamaz ve hiç bir şekilde resmi organların katılımı söz konusu değildir. 

    Konkordato Talebi ve İlan

    Konkordato hükümlerinden faydalanmak isteyen borçlu taraf, İcra Tetkik Mercii Hakimliği’ ne başvuru yapar.  Verilen dilekçede borçlu , konkordato projesini belirtir ve ayrıntılı bir bilançosunu teslim eder.

    Tetkik Mercii Hakimliği , konkordato mühleti veri­lebilmesi için borçlunun gereken şartları taşıyıp taşımadığını resen araştırır ve inceler. Borçlunun var olan mevcudunun -asgari- yüzde elli oranını karşılamaya yetip yetme­diği araştırılır. Ayrıca teklifte belirtilen mevcudu ile gerçekteki mevcudun denk olup olmadığı, Tetkik Mercii’nin resen bilirkişiye başvurması ile araştırılır. 

    Mercii bu usülde yapacağı inceleme neticesinde; 

    • Gerekli şartları sağlayan borçluya konkordato mühleti verir ve komiser tayin eder.
    • Konkordato mühleti için gerekli şartları sağlamayan şirketlerin ise konkordato teklifini reddeder.
  • Neil Armstrong’un Ay’a İlk Adımı Senaryodan İbaret Mi? : O İlk Adımın Komplo Teorisi Çürütüldü!

    Neil Armstrong’un Ay’a İlk Adımı Senaryodan İbaret Mi? : O İlk Adımın Komplo Teorisi Çürütüldü!

    Neil Armstrong’un Ay’a İlk Adımı Senaryodan İbaret Mi? : O İlk Adımın Komplo Teorisi Çürütüldü!

    Astronot Neil Armstrong’un Ay’a ilk ayak basması ile ilgili komplo teorilerine bir yenisi daha eklendi. Detaylar içeriğimizde.

    Neil Armstrong’un, 20 Temmuz 1969’da Ay’a ayak basması insanlık tarihi için büyük bir adım olarak görülüyordu.

    Neil Armstrong’un, 20 Temmuz 1969’da Ay’a ilk ayak basması insanlık tarihi için büyük bir adım olarak görülmüştü. Haliyle o tarihten bu yana bir çok komplo teorisi üretildi. (Örneğin; Amerikan bayrağının dalgalanması,  gölgelerin ters açıyla düşmesi vb.) Şimdi ise bu teorilere bir yenisi daha eklendi, Neil Armstrong’un Ay’daki o ilk ayak izi!

    Birkaç internet kullanıcısı , Neil Armstrong’un ayak izi ve botlarının birbiri ile uyuşmadığını fark etti!

     

    Fotoğrafı keşfeden kullanıcılar, ikna olmayıp teoriyi araştırmaya başladılar.

    Neil Armstrong ve diğer ekip arkadaşları Apollo/Skylab A7L  tipi özel uzay elbisesini giymişlerdi.

    Yırtık ve yıpranmalara karşı koruma sağlaması için botun üzerine giydikleri  “overshoe” denilen bir ‘galoş’ kısmı vardı.

    Fotoğraflara bakıldığında , botların üzerine giydikleri bu galoşların kendine özgü bir ayak izi var. 

    Ayrıca botların içinde yabancı bir olup olmadığını kontrol etmek için, uzay yolculuğuna çıkılmadan X-Ray’i çekilmiş. 

    Vee o ayak izleri Neil Armstrong’a değil,  Buzz Aldrin’e aitmiş!

    “Ay’daki ayak izleri rüzgar esmediği için hiç silinmeyecek ve orada milyonlarca yıl kalacak.”

    Neil Armstrong’un giydiği uzay elbisesi müzede sergilenirken neden o galoşları müzede değil?

    Ekibin 100 kadar parçayı Ay’da bıraktığı biliniyor. Ve o galoşlar da bırakılan parçalar arasında imiş.

     

    Kaynak: www.boredpanda.com

  • Faizler Neden Artıyor?  ‘Politika Faizi’ Nedir?

    Faizler Neden Artıyor? ‘Politika Faizi’ Nedir?

    Faizler Neden Artıyor?

    ‘Politika Faizi’ Nedir?

    Ekonomide faiz iki farklı şekilde kullanılmaktadır. Birincil anlamda faiz, bir borç anlaşması ile gerçekleşen satış sonucu elde edilen gelir oranı iken; ikincil anlamda ise üretim amacıyla girdi olarak kullanılan sermayenin gelir oranıdır. İktisat bilimi açısıdan iki anlam da farklı değildir ve iktisatçılar tarafından aynı manada ‘faiz’ olarak nitelendirilirler.

    Günümüzde yoğun şekilde gündemdeki yerini koruyan ve birçoğumuzun merak ettiği  ‘Politika faizi’ ise en basit tabirle Merkez Bankası tarafından belirlenen ve bir hafta vadeli repo ihale faiz oranıdır. Merkez Bankası, bu faiz oranı üzerinden bankaların repo taleplerini karşılarken; bu bankalar ellerinde var olan tahvil ve bonolarını teminat olarak verip Merkez Bankası’ndan para almak suretiyle repo yaparlar. Böylelikle kendi bünyelerine fon sağlamış-oluşturmuş olurlar. En kısa tabiriyle belirtmek gerekirse “Faiz, paranın fiyatıdır ”. Politika Faizi’ne dair bilinmesi gereken bir diğer husus ise, yıl içerisinde genel itibariyle aylık periyotlarda ve Para Politikası Kurulu toplantılarıyla açıklanır.

    Para piyasaları da diğer tüm piyasalar gibi kontrol edilebilir ve esnekliğine rağmen çerçevesi olan piyasalardır. Dolayısıyla Merkez Bankası/Bankaları, para piyasaları içinde paranın miktarını ya da yukarıda ‘paranın fiyatı’ olarak belirttiğimiz ‘faiz oranını’ kontrol edebilmektedir. Bu noktada Merkez Bankası/Bankaları paranın piyasaya sunulması (arzını) değil de, ‘fiyatını’ (yani faiz oranını) kontrol etmek isterse;  uygulayacağı politikaya faiz politikası- politika faizi adı verilir.

    Para politikası esasen enflasyon üzerinde belirleyici etkisi olan değişkenlerin denetim ve kontrolüne dayanmaktadır. Bu husus ise kurlar, para arzı veya kısa vadeli faiz oranlarının önemini artırır.