Etiket: ehaliyle

  • Almanya Şansölyesi Angela Merkel’le Özdeşleşen Şansölye Terimi Anlamı Nedir?

    Almanya Şansölyesi Angela Merkel’le Özdeşleşen Şansölye Terimi Anlamı Nedir?

    Şansölye Nedir Hangi Ülkeler Bu Ünvanı Kullanıyor?

    Şansölye, Roma İmparatorluğu mirası üzerine kurulmuş çeşitli ülkelerde, farklı zamanlarda ve farklı anlamlarda kullanılmış bir görev isimlendirmesidir. Günümüzde ise en açık manasıyla Almanya ve Avusturya’da hükümet başkanlığı makamı için kullanılan unvandır. Bu makam Türkiye’deki başbakanlığa denk düşüyor.

    Yalnızca Almanya’ya Mahsus Bir Ünvan Sanılıyor

    Günümüzde ‘Şansölye’ makamını kullanan iki devlet var. Bunlar; Almanya ve Avusturya. Bugünün başbakanı olarak nitelendirebileceğimiz bu makamı Almanya Federal Cumhuriyeti’nde Angela Merkel kullanıyor. Avusturya Federal Cumhuriyeti’nin şansölyesi ise Christian Kern’dir.

    Politik arenada ‘kadın’ figürünün yükselen önemi bir yana ülkesinin uluslararası ilişkilerdeki üst düzey birçok diyaloğunu gerçekleştiren Angela Merkel, gerek Türkiye’de gerekse tüm dünyada ‘şansölye’ denildiğinde akla gelen ilk isim.

    Peki Şansölye Yetkileri Neler?

    Bu makamın kullanışı elbette ülkelerin yönetim biçimleri ile paralel, uygulanış ve yetki farklılıkları gösteriyor. Almanya’da şansölye ünvanına sahip kişi aynı zamanda hükümet başkanı makamındadır.Ve bakanları seçme yetkisi olduğu gibi hükümet politikasını çizme noktasında önemli pay sahibidir. Avusturya’da ise bu durum daha farklıdır. Şansölyenin hükümet politikasını belirlemek gibi bir yetkisi olmadığı gibi; şansölye, Avusturya yasasına göre hükümetin diğer üyeleri ile denk statüde yer alır.

    Şansölye Merkel’in Makama Gelişi ve Yetkileri

    Angela Merkel, Mecklenburg-Vorpommern’den milletvekili olduktan sonra, Almanya Federal Cumhuriyeti tarafından 22 Kasım 2005 tarihinde “Almanya Şansölyesi” seçilerek göreve gelmiştir. Merkel, halihazırda Almanya Federal Cumhuriyeti’nin hükümet başkanlığı görevini sürdürüyor.

    Bakanları ve hükümet politikasının ana hatlarını belirleyebilme yetkisi olduğu gibi kendisi, pratikte de en güçlü Alman politikacı konumundadır. 13 yıldır bu ünvanı taşıyan politikacı, yalnızca parlamentonun yasama dönemi süresince güven oyu yoklaması sonucu ile görevden alınabilir. 

    Avusturya Şansölyesi İçin Durum Daha Farklı

    Avusturya Federal Cumhuriyeti Şansölyesi Christian Kern açısından durum Merkel’inken daha farklıdır. Her şeyden önce şansölye seçilerek değil atanarak göreve gelir. Atanması teorik açıdan tamamıyla devlet başkanının hür tercihine bağlıdır. Pratikte ise, haliyle Ulusal Konsey’deki çoğunluk ilişkilerinin dikkate alınması gerekiyor.

    Hükümet ve şansölye, yemin töreniyle birlikte doğrudan göreve başlar ve burada parlamentonun onayı gerekli değildir. Hükümet partisinin başı olarak uygulamada önemli bir etkiye sahip olan şansölyenin yetkileri arasında atanacak diğer hükümet üyelerini devlet başkanına önermek de yer alıyor. Bununla birlikte şansölyenin görevden alınabilmesi için parlamento, dilediği zaman hükümet aleyhinde güven oylaması yapabilir.

    Başbakan Yerine Şansölye

    Kim ne derse desin hükümetin başı sıfatını tanımlayabilmek adına şansölye kelimesi kulağa oldukça albenisi yüksek geliyor. Hal böyleyken gündemi takip eden vatandaşlar açısından ne yazık ki bu unvan sanki daha üst düzey bir makamı, cumhurbaşkanı, başkanı çağrıştırıyor.

    Bilinmesi gereken; şansölyelik, tarih boyunca başta Roma İmparatorluğu, sonrasında da imparatorluğun mirasını yaşatan uluslarca devam ettirilmiştir. Bu makam geçmişte geniş yetkilerle donatılmasına karşın; günümüzde demokrasinin gelişmesiyle birlikte farklılaşmıştır. Yine de bilinen bu ülkelerde uygulanışları değişse de etkisini siyaset sahnesinde sürdürmeye devam etmektedir.

  • Netflix’e Neler Oluyor? Netflix’te Yeni Dönem İçin Hareketlilik!

    Netflix’e Neler Oluyor? Netflix’te Yeni Dönem İçin Hareketlilik!

    NETFLIX’E NELER OLUYOR? NETFLIX’TE YENİ DÖNEM İÇİN HAREKETLİLİK!

    NETFLIX Nedir?

    İnternetin yaygınlaşması ve mobil teknolojilerin geliştirilmesiyle artık birçoğumuz televizyondan uzaklaşmış durumdayız. Fakat her ne kadar evde ekran başına oturup TV izleyemesek de, yerli/yabancı diziler, takip ettiğimiz TV programlarını internetten sezon sezon izleyebiliyoruz.

    Radyo televizyon sektöründe sanal aleme uyum çalışmalarının başlamasıyla birlikte kanallar yayınlarını internet ortamına aktarmaya başladı. Fakat tüm bu farklı yayınların bir araya getirilmesi izleyiciler için ciddi kolaylık sağlıyor. E haliyle popüler dizi ve filmlerin tek bir ortamda paylaşılması internet kullanıcılarına istedikleri fırsatı sunmuş oldu.

    DVD Satış& Kiralama İşi ile Başladı

    Netflix, video içerik dağıtımı alanında iş gören bir film-dizi yapımcılığı kuruluşudur. Amerika kökenli olan kuruluş kendi dizi ve filmlerini de üretiyor. 1997 yılında Kaliforniya’da kurulan şirket,  internet üzerinden gerçek zamanlı veri akışı sağlama ve DVD dağıtımı alanlarında yola çıkmıştı.

    Net&Flicks

    Netflix’in adı, İngilizce internet anlamındaki “net” ve Amerika günlük konuşma dilindeki “filmler” anlamına gelen “flicks” kelimelerinin birleşiminden geliyor.

    190 Ülkede Faaliyet Gösteriyor

    Netflix, Avustralya, Yeni Zelanda, Kuzey Amerika’nın tamamı, Güney Amerika ülkeleri ve Avrupa ülkelerinde hizmet veriyor. Ayrıca, Hollanda, Danimarka, İrlanda, İsveç, Norveç, Fransa, Finlandiya, İsviçre, Avustralya, Belçika, Almanya, Lüksemburg, İngiltere şeklinde uzayıp giden bir medya içerik dağıtım ağıyla 190 ülkede yayınlarına devam ediyor. Ve tüm bu ülkelerden toplam üye sayısı 130 milyon kişi.

    2018 Sonuna Kadar 1000 Orijinal İçerik Hedefi

    Netflix, içerik üretimine ilk dizisi olan “House of Cards” ile 2013 yılında başladı. Ve o tarihten bu yana film ve televizyon dizisi üretim işine ivme kazandıran şirket, sadece 2016 yılında 126 orijinal dizi ve film yayımladı.

    Kuruluş 2018 yılı planlarını açıklarken, bu yıl sonuna kadar kendi orijinal içerik sayısını 700’e çıkarmayı planladıklarını belirtmişti. Netflix CEO’su Ted Sarandos , geçtiğimiz günlerde yatırımcı firmalara seslendiği bir konferansta, 2018 yılı sonuna kadar orijinal içerik sayılarını 1000’e ulaştırmayı planladıklarını söyledi. Bu ani artış çıtayı yükseltmekten başka bir şey olamazdı!

    Sezonun Tamamını Beklemek Zorunda Olmak…

    Yayıncılık alanına girmesiyle birlikte televizyon dünyasının çehresini değiştiren online içerik devi Netflix, kendi kurallarını koymaya devam etti. Paylaştığı dizilerini haftalık bölümler halinde yayınlamak yerine, tüm bir sezonun tamamını ayna anda yayınlama kararı aldı. Bu uygulamasıyla yeni bir trend başlatan Netflix, dizilere sonradan başlayan kullanıcılar için ‘bir oturuşta bir sezon bitirme’ konforunu sunuyor. Öte yandan güncel dizi takipçileri içinse bu durum ‘yeni bölümleri kaçırdığında beklemek zorunda olmak’ gibi problemler oluşturabiliyor.

    Netflix’te Yeni Dönem İçin Hareketlilik

    Online yayın platformu Netflix’ten geçtiğimiz günlerde yeni bir haber geldi. Şirket yeni yayın döneminde içerik üretimi, satın alma ve geliştirme amaçlı harcamaları için 2 milyar dolar borç finansmanı hedefliyor.

    İlgili rapora göre, 2021 yılına kadar küresel çapta 200 milyon aboneye ulaşmayı planlayan Netflix’in bu yıl için hisse fiyatları %60 civarı arttı. Fakat bu artışa rağmen, Netflix’in içerik üretimi için borçlanmaya gitmesi finans analistleri tarafından olumsuz karşılanıyor.

    2018 yılında içerik yatırımına 12 milyar dolar civarı para harcayan online platformun yeni dönemde, içerikler arası reklamlara yer vermesi öngörülüyor.

  • Dünyanın En İyi Fotoğrafçıları Arasında Gösterilen Ara Güler’in Sanat Hayatı ve Yaşamı.. Ara Güler Kimdir?

    Dünyanın En İyi Fotoğrafçıları Arasında Gösterilen Ara Güler’in Sanat Hayatı ve Yaşamı.. Ara Güler Kimdir?

     

    “Sanat olmasına gerek yoktur fotoğrafın. Fotoğraf tarih olayıdır.
    Tarihi zaptediyorsun. Bir makina ile tarihi durduruyorsun.”  ARA GÜLER

    Kendi alanında Türkiye’yi dünya çapında üne kavuşturan ve objektifin en iyileri arasında gösterilen Ara Güler geçtiğimiz günlerde yaşama gözlerini yumarak bizlere veda etti. Peki bir devri onun gözlerinden gördüğümüz usta fotoğrafçı Ara Güler kimdir?

    90 yaşında hayata gözlerini yuman Ara Güler, Türkiye’yi aşkın bir sanatçıydı. Öyle ki dünyanın en iyi fotoğrafçıları arasında gösteriliyordu. Başarılarıyla Türkiye’nin göğüsünü kabartan usta fotoğrafçı Ara Güler, başta Salvador Dali, Picasso olmak üzere dünyaca ünlü sanatçılar ile röportajlar yapmış ve onların fotoğraflarını çekmiştir.

    Dünyanın En İyi Yedi Fotoğrafçısından Biri

    Ara Güler, 16 Ağustos 1928 tarihinde İstanbul’da bir Ermeni ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Henüz 6 yaşındayken okumak için İstanbul’a gelen sanatçı, gazetecilik mesleğine yerel bir Ermeni gazetesinde yazmaya başlayarak ilk adımı attı. Gazetecilik yaşamına 1950 yılında ‘Yeni İstanbul’ gazetesinde yazarak yeni bir sayfa açmış oldu. Eş zamanlı İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nde eğitimine devam eden usta sanatçı, fotoğrafçılık alanında da kendini geliştirdi. Fotoğrafçılık alanındaki tecrübelerinden biri olan ‘Hayat’ dergisi fotoğraf bölümü şefliği görevini, 1962 yılına kadar sürdürdü. Birleşik Krallık’ta, 1961 yılında yayınlanan Photography Annual ise onun hayatına bir köşe taşı oldu. Bu yayında Ara Güler ‘dünyanın en iyi yedi fotoğrafçısından biri’ olarak gösterildi. Yine 1961’de, Amerikan Dergi Fotoğrafçıları Derneği’ne kabul edildi. Güler, bu kuruluşun Türkiye’den olan tek üyesiydi. 

    Ünlü fotoğraf sanatçısının, dünyanın bir çok önemli yayınlarında fotoğraflarına yer verildi, kendisinden  bahsedildi ve eserleri yayınlandı.Onun fotoğraflarını küresel bir çok yayın kullandı. Almanya’da, Fransa/Paris’te ve Amerika Birleşik Devletleri gibi ülkelerde çeşitli sergiler açtı. Sergilerinin büyük beğeni alması onun için yeterli olmadı. O fotoğraflarıyla tarihi yansıtıyor ve yaşatmak istiyordu. Bu nedenle dünya çapında ünlü kişilerle röportajlar yaparak sanat yaşamında ve eserlerinde toplumu aydınlatma amacını pekiştirmiş oldu.  Winston Churchill, Arnold Toynbee, Bertrand Russell gibi isimlerin yanı sıra Picasso, Salvador Dali gibi popüler isimlerle röportajlar yaptı ve onların fotoğraflarını çekti.

    Ara Güler yurt içi ve yurt dışı başarılara imza atmış bir sanatçıydı. 1979 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ‘foto muhabirliği’ alanında birincilik ödülünü aldı. Ardından 1980 yılında Karacan Yayıncılık tarafından fotoğraflarının bir kısmı kitap haline getirilerek yayımlandı. 1986’da Hürriyet Vakfı tarafından basılan, Prof. Abdullah Kuran’ın eseri olan ‘Mimar Sinan’ kitabını fotoğrafladı. Ve bu kitabı bir yıl sonra, 1987’de Institute of Turkish Studies, İngilizce olarak yayınlandı.

    Günümüzde Ara Güler fotoğraflarının büyük bir çoğunluğu ABD, Fransa ve Almanya’da çeşitli müzelerde sergileniyor. Merak edilen sorulardan biri olarak; usta sanatçı fotoğraflarında ‘Leica’ makinasını kullanmıştır. Aslında Güler, fotoğrafın bir sanat dalı olmadığını düşünmektedir. Ara Güler kendisini: “Ben bir gazeteciyim. Fotoğrafçı değilim.” diye ifade ederdi. Fotoğrafçı ile gazeteci arasındaki farkı : “Fotoğrafçı bomba patlar kaçar. Ama gazeteci peşinden gider olayı yakalamaya çalışır. Ben de bu yaşa kadar ona göre çalıştım” şeklinde tanımlamıştır.

    Dünya Çapında Ünlü İsimleri Objektifine Taşıdı

    Ara Güler birçok ünlü isim ile röportajlar yapmış,  dünya çapında isimleri fotoğraflamıştı. Devlet adamı, siyasi kimlikler ve ressamlar başta olmak üzere bilinen bir çok isim…

    Kısaca birkaç örnek:

    Bülent Ecevit, Süleyman Demirel, Winston Churchill, Indira Gandi, John Berger, Bertrand Russell, Bill Brandt, Alfred Hitchcock, Ansel Adams, Yaşar Kemal, Salvador Dali, Maria Callas, Fikret Mualla, Picasso

    Ve daha bunun gibi birçok ünlü kişi ile çalışmıştır. İçlerinde en dikkat çeken çalışması ise;  kimsenin fotoğraflayamadığı, poz vermeyi sevmeyen ünlü ressam Picasso’dur. E haliyle Ara Güler’i bugün ‘Üstad’ kılan da onun karakteri ve ideallerine olan saygılı bağıdır. Geçtiğimiz günlerde medya ve sanat çevrelerinin yanı sıra tüm sevenleri derin üzüntü ve kederle onu son yolculuğuna uğurladı. Güler’in 90 yıllık ömrüne sığdırdığı pek çok eseri bir yana son zamanlarda yaşamını anlatan bir belgesel çalışmasında yer alması, onun tarihe bıraktığı son imza oldu.

    O son röportaj ve “Ara Güler: Islık Çalan Adam” belgeselinin görüntülerini izleyebilirsiniz.

     

     

     

  • ‘Deniz Üstü Köpürür’ Halk Türküsünün Hikayesi Nedir?

    ‘Deniz Üstü Köpürür’ Halk Türküsünün Hikayesi Nedir?

    Terk-i diyar eylese de gönlü ‘memleket’ atanların türküsü: ‘Deniz Üstü Köpürür’ halk türküsünün yaşanmış hikayesini e haliyle sizler için derledik. 

    Osman’ın Gülayşe’si…

    Anadolu’da yazılan türkülerin herbiri birer öykü barındırır içinde. Kimi zamane şartları ayrı kalmıştır sevdiğinden kimiyse bir bakıştan öteye ulaşamamıştır sevdiğine… Öyle veya böyle aşk, sevda ve hasret duyguları yer edinmiştir bu türkülerde. Muğla Ula’ lı derlemeci, bağlama sanatçısı ve halen İzmir ‘de yaşayan halk sanatçısı Şerafettin Civelek tarafından kaleme alınan ve günümüze değin ulaştırılan ’Deniz Üstü Köpürür’  türküsü de bunlardan birisi.

    Muğla’nın Ula köyünde geçen gerçek bir hikayeden doğmuştur bu türkü. Osman isimli bir gencin Gülayşe’ sine olan aşkı konu olmuştur o meşhur şarkıdaki dizelere. Osman Ula Çaydere’dendir. Ve bir gün Ula düğünlerinden birine katılır.  Bu düğünün onun dayı oğlunun olduğu rivayet edilir.  O dönemlerde Ula düğünlerinde ve hatta Anadolu’da birçok ilimizde düğünlerde köyün bekar oğlanları duvar üzerine dizilir ve düğün alanındaki kızları süzerlermiş. Buradaki amaç çoğu görüşe göre beğendikleri kızları işaret edip ailelerini karşı tarafa görücü göndermek amacıyla kız kesmek diyebiliriz. (kızların kafasına taş atan bile olurmuş)  Velhasıl Osman da bekarlar kervanıyla duvarın üstünde yerini alır. Alaydaki kızları bir bir süzmeye başlar. Fakat çok geçmez gözü bir dilbere takılıverir.  O kızdan başkasına gitmez gözleri dönüp dolaşıp halkada onu bulmuştur. Gülayşe.. Eli ayağı tutuşmuştur o an ve aklına yazmıştır o kızı. Artık ne unutması mümkündür kızı ne de hatırından çıkarabilmiştir. Görücü göndermeye cesareti olmadığından mıdır bilinmez Osman önce kızı bilmek ister. O gün sadece izleyebildiği o kızı bir kez daha görebilmek için başlar düğün seferlerine. Gülayşe’ sini görmek umuduyla düğün düğün gezer dolaşır.

    Rivayet edildiğine göre Osman bu düğün gezme işini biraz abartır ve neredeyse Ula’nın tüm düğünlerine gider. Bu durum neticesi Osman’ı bilenler ona ‘kambersiz düğün olmaz’ yerine artık ’Osman’sız düğün olmaz’ demeye başlarlar. Gel zaman git zaman Osman kızı bir düğünde yakalar. Konuşacaktır, kafaya koymuştur. Lakin ne hikmetse tam o sıra arkadaşları birden dert dinleme meraklısı gibi oğlanın derdini anlatması için onu bir yere götürürler.-hayır araya girmeseniz çocuk zaten cesaretini toplamış- Deniz kenarına götürürler bir de iş bu ya! Hemen derdini sorarlar. Osman onlara ne anlatsın ki. Bunca zaman ne anladılar ki. Osman kalbinden geçenleri bir tek sevdiği kıza söylemek ister. Bir kere söyleyebilecektir çünkü. Onca duygu yükünü yüreğinden dile dökebilmek öyle kolay mıdır ki?.. Osman alır sazını eline ve bir türlü anlatamadıklarını yine ancak ifade edebileceği kadar söylemeye başlar…

    “deniz üstü köpürür ah yarim

    gemilere binsem götürür ah yarim ah.

    benim sana yandığım ah yarim

    bir güzelden ötürü ah yarim ah.

    diz üstüne diz koydum ah yarim

    gül yastığa baş koydum ah yarim ah.

    seni gelecek diye ah yarim

    sol yanıma boş koydum ah yarim ah.”

    Osman o dönem böyle söylemiştir hepimizin bildiği malum türkünün sözlerini. Lakin günümüzde Cem Karaca, Haluk Levent, Edip Akbayram gibi sanatçılardan da duyduğumuz versiyonunda sözler değiştirilmiştir. E haliyle günümüz müzik sistemine uyum vs. amacı taşıyabilmekte olan parçalar orijinal düşünce yapısından uzaklaşmasa da sözler o yürekten dökülenlerden ziyade notalara yaraşır nitelik kazanmışlardır.  (ah yarim- rinna rinna ney ).

    Velhasıl-ı kelam Osman bir kıza gönlünü yakmış, yamamış, eklemiş, ulamış. Gülayşe’ si gülmüş denizler köpürmüş.. Gülayşe’si bir dudak bükmüş gemileri limandan alıp götürmüş. İçine de bir garip Osman’la Gülayşe’sini yolcu etmiş. Kapıları kapatıp, limanları yakıp, dalgaları kabartıp kaçıp gidenlerin türküsü olup çıkıvermiş Osman’ın Gülayşe’si…

    En güncel versiyonunu geçtiğimiz günlerde Aleyna Tilki’den duyduğumuz parçanın linkini sizler için şuraya bırakıyoruz:  

    Türküler, Türk halkının duygularını, yaşantılarını ve kültürünü yansıtan önemli birer mirastır. Bu türkülerin her birinin kendine özgü bir hikayesi vardır. Deniz Üstü Köpürür Türküsü de bu türkülerden biridir ve derin bir hikayeye sahiptir.

    Deniz Üstü Köpürür Türküsü, Türk halk müziğinin en sevilen eserlerinden biridir. Türkülerin genellikle anonim olarak söylendiği düşünülse de, Deniz Üstü Köpürür Türküsü’nün sözleri ve müziği hakkında bazı bilgilere ulaşmak mümkündür.

    Bu türkünün hikayesi oldukça etkileyicidir. Deniz Üstü Köpürür Türküsü, aşkın, özlem ve ayrılığın derin duygularını yansıtır. Türkünün sözleri, denizin üzerinde köpüklerin oluştuğu bir sahneyi anlatır. Bu köpükler, aşık olan bir gencin sevgilisine olan özlemini simgeler. Denizdeki köpüklerin sürekli hareket etmesi, aşkın da sürekli bir özlem ve bekleyiş içinde olduğunu ifade eder.

    Deniz Üstü Köpürür Türküsü’nün müziği ise anonimdir. Yani, bestesi kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Ancak, bu türküyü söyleyen birçok farklı sanatçı bulunmaktadır. Her sanatçı, kendi yorumuyla bu türküyü seslendirmekte ve dinleyicilere duygusal bir deneyim sunmaktadır.

    Deniz Üstü Köpürür Türküsü’nün anlamı da oldukça derindir. Türkü, aşkın özlem ve bekleyişle dolu olduğunu anlatır. Denizin üzerindeki köpükler, aşık olan birinin sevgilisine olan özlemini ifade eder. Bu türkü, aşkın gücünü ve insanın içindeki duygusal karmaşayı anlatır. Aşkın bazen acı verici olabileceğini, ancak aşık olan kişinin bu acıya rağmen sevgilisini beklemeye devam ettiğini vurgular.

    Deniz Üstü Köpürür Türküsü’nün hikayesi kısaca böyledir. Bu türkü, aşkın derin duygularını yansıtırken, denizin üzerindeki köpüklerin hareketiyle de aşkın sürekli bir özlem ve bekleyiş içinde olduğunu anlatır. Bu türkü, Türk halk müziğinin en sevilen eserlerinden biri olup, birçok sanatçı tarafından da seslendirilmiştir.

  • Mimlendin Sen Artık…  Mimlemek Nedir? Mimlenmek Kelimesi Ne Anlama Gelir?

    Mimlendin Sen Artık… Mimlemek Nedir? Mimlenmek Kelimesi Ne Anlama Gelir?

    Mimlendin Sen Artık…

    Mimlemek Nedir? Mimlenmek Kelimesi Ne Anlama Gelir?

    Mimlemek kelimesi, Osmanlı Devleti zamanında kullanılmış ve günümüzde olumsuz bir durumu belirtmek, işaretlemek, işaret etmek amacıyla kullanılmaktadır. Kökeni ise Arap alfabesinin yirmi dördüncü harfi olan ‘mim’ den gelmektedir.

     

    Osmanlı’da özellikle Abdülhamit döneminde ünlenen bu terimin günümüzde negatif bir anlamının olmasının sebebi, dönemin siyasi evrak ve yazışmalarından hasıl olmuştur. Bu yazışmalar içerisinde padişah Abdülhamit , okuduğu belirli evraklara yahut makamına gelen jurnallerin arka köşesine ‘mim’ harfini yazarmış. Eklenen bu harf, o evrakın padişah tarafından ‘okunduğu, bilindiği’ ve ‘akıbetinin ona kaldığını’ belirten bir anlam taşırmış.

     

    Öte yandan yine Osmanlı Devleti Dönemi’nde mali kayıtlar yapılırken bir tür şifreleme dili ürünü olarak da kullanılmıştır. ‘Siyakat’ adı verilen bu mali yazışma dilinin kullanılma sebebi evrakların deşifre olmamasıdır. Kayıtların üzerine bu şifreler yerleştirilirken bazı önem arz eden ‘mühim’ evrakların üzerine zamanla ‘mim’ harfi yazılmaya başlanmıştır. Bu harf üzerine yazıldığı kaydın önem teşkil ettiğini belirtirmiş. Dolayısıyla dönem yazışmalarında ve evraklarında ‘mim’ harfi çok fazla kullanılmaya başlanmıştır. Bu durum neticesinde ise ‘mimlenen evraklar’, ‘mimlenen politik unsurlar’ tarih sahnesinde sıklıkla kullanılmıştır.

    Günümüzde genellikle iyi olmayan, hoşa gitmeyen bir davranış veya düşüncesinden dolayı o kişiyi hakkında iyi düşünülmeyen insan sınıfına koyma durumu için kullanılır. Ayrıca yine insanlar çevresinde, insan kaynaklı gelişen olayları ifade ederken ‘mimledim’,’mimlendin’ kelimeleri kullanılmaktadır. Bu kullanıştaki anlam ise, o kişi ve olayların; mimleyen kesim tarafından olumsuz şekle büründüğünü veya o kişilere karşı önyargılı olmak gerektiği, onlara temkinli yaklaşmak gerektiğini ifade eder.

    Sıkı arkadaş ortamı olanların pek de dert edinmediği ‘mimlemek’ durumu kısa zamanda bumerang etkisi gösterebiliyor. E haliyle günümüz standartları düşünüldüğünde her birimiz potansiyel mimliler olarak dolaşıyoruz ortalıkta…

     

  • Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Dünyanın En İyi Eğitim Sistemine Sahip Finlandiya ve 10 Adımda Haklı Gerekçesi

    Entelektüel ilerleme ve eğitim reformları bakımından zengin olan Finlandiya, yıllar içerisinde eğitim sistemindeki değişimlerle çağ atlamış durumda. Finlandiya, günümüzde birçok gelişmiş devleti geride bırakarak eğitim sistemiyle çığır açtı ve hali hazırda Doğu Asya ülkeleri ile kapışır durumda.

    Sağduyu uygulamaları, bütünsel öğrenme çalışmaları ve  mükemmeliyet değil eşitliği amaçlayan ortamları ile Finlandiya eğitim sisteminde dünya devi konumunda. Fin eğitim sisteminin diğer dünya devletlerini domine etmesinin ve en iyi olmasının 10 sebebiyse şöyle sıralanabilir:

    1- Standart test sınavları yok

    Sınavlarda, standart test uygulamaları yapılmıyor. Bu durumun tek istisnası lise son sınıf öğrenciler için yapılan Ulusal Yeterlik Sınavı. Ki bu sınav da gönüllülük esasına dayanıyor.

    Finlandiya’da her bir sınıf öğrencisi öğretmenleri tarafından belirlenmiş notlandırma sistemine tabi ve her biri bireysel olarak değerlendiriliyor. Bu süreci izleme, denetleme görevi ise farklı okullarda farklı grupları örnekleyen Eğitim Bakanlığı yetkilileri tarafından yapılıyor.

    2- Öğretmenler için ‘hesap verme’ baskısı yok

    Finlandiyalı ünlü yazar Pasi Sahlberg, eğitim sistemlerindeki öğretmen sorumluluğuna ilişkin: “Fin dilinde ‘hesap verme’ kelimesinin karşılığı yoktur. Hesap verme, sorumluluk ortadan kalktığında geriye kalan bir şeydir.” demiştir.

    Ayrıca Finlandiya’da tüm öğretmenler için, mesleğe başlamadan önce mutlaka yüksek lisans yapmış olmak zorunluluğu var.  Ve öğretmenlik bölümleri, ülkenin çok seçici ve sıkı okullarında yer alıyor.

    Şayet bir öğretmen gereken performansı göstermiyorsa bu mesuliyet okul müdürüne ait.

    3- Rekabet yerine iş birliği

    Finlandiya eğitim sisteminde yapay ya da rastgele üstün başarılara yer verilmiyor ve önemsenmiyor. En iyi okullar veya en iyi öğretmenler gibi sınıflandırmaları yok. Bir yarış ortamının aksine işbirliği atmosferi inşaa edilmiş durumda.

    4- Eğitim endeksli yaşam standardı

    Finlandiya sistemi en iyi notlara sahip olma fikrine değil bunun yerine eşit şartlara sahip okul ortamları düşüncesine yoğunlaşmış.

    1980’den bu yana Fin eğitimcilerin öncelikleri:

    – Eğitim sosyal eşitsizliği dengeleyen bir araç olmalı

    – Öğrencilere bireysel yönlendirme imkanı

    – Ücretsiz okul yemekleri

    – Sağlık hizmetlerine erişim kolaylığı

    – Bire bir psikolojik danışmanlık

    5- Çocukluk, yetişkinlik geçişinde zorunlu eğitim kısıtı yok

    Okula başlama yaşı 7 ve zorunlu eğitim 9 yıl. 9.sınıf sonrası ara vermek veya devam etmek öğrencinin tercihine bağlı.

    Yani öğrencilere gelişme yıllarında  zorunlu bir eğitimin parçası  olmadan bu konuda özgür bırakılıp tercih mekanizmalarını kullanmaları sağlanıyor.

    6- Üniversite diploması yerine eşit yetenek kazanımı 

    Öğrenciler lisede kazandıkları becerilerine göre, üç yıllık olan Yüksek İkinci Okul’a kayıt oluyor ve bu okullarda üniversite kabul sınavı olan Yeterlik Sınavı’na hazırlıyorlar. Ayrıca mesleki eğitim için yine üç yıllık bir program mevcut.

    Üniversite mezunu, meslek okulu mezunu ya da işçi sınıfı arasındaki karşıtlık neredeyse yok denecek kadar az. Çünkü eğitim sonrası hepsi aynı derecede profesyonel ve tatmin edici yeteneklere sahip oluyorlar.

    7- Erken sabah dersleri yok

    Okullar sabah 9:00 ile 9:45 saatleri arasında başlıyor ve öğleden sonra 2:00 ya da 2:45’te dersler bitiyor. Ders saatleri ve ders aralarıysa uzun zaman dilimlerine ayrılmış. Sistem öğrenciyi bilgiyle boğup ezberletmek yerine bütünsel bir öğrenme ortamı ile zamana yayarak öğretmeyi hedefliyor.

    8- Aynı öğretmenlerle sürekli öğretim

    Finlandiya’da öğretmen sayısı az. Ve genellikle öğrenciler öğretim hayatlarının 6 yılı boyunca aynı öğretmenden ders alıyorlar. İhtiyaçlar ve öğrenme şekillerinin bireyden bireye değişiklik gösterdiğini düşünürsek; Fin öğretmenler öğrencinin kendine özgü ihtiyaçlarını anlamış ve cevap verebilir konumda oluyorlar.

    9- Zamana yayarak öğrenme

    Öğrenciler genellikle toplamda günde  2 veya 3 derse giriyorlar. Yemek yemek, aktivitelerin tadını çıkarmak ve sadece rahatlamak için uzunca saatleri var. Aynı durum öğretmenler  için de geçerli elbette.

    10- Az ödev , bilinçli öğrenme

    OECD verilerine göre Finlandiya’daki öğrenciler dünya öğrencileri arasında en az ödev ve dışarıda çalışmaya sahip öğrenciler. Okul sonrası, okul ile ilgili sadece yarım saat ders çalışıyorlar.

    Öğrenciler bir konuda en iyi olma stresi taşımadan, yapmaları gereken her şeyi okulda yapıyor ve notları konusunda endişe duymuyorlar.

  • Yeni Başlayanlar İçin En Basit Haliyle HTML Nedir?- En Temel HTML Etiketleri

    Yeni Başlayanlar İçin En Basit Haliyle HTML Nedir?- En Temel HTML Etiketleri

    Yeni Başlayanlar İçin HTML

    HTML Nedir?

    Html web sayfaları oluşturulurken kullanılan işaretleme dilidir. Sıklıkla kullandığımız web tarayıcıları (Internet Explorer,  Google Chrome, Firefox vs.) bu kodları algılayarak, web sayfalarındaki o görsel haline dönüştürürler. Html’i programlama dili olarak düşünmek katiyetle yanlıştır, çünkü bir programlama dili değildir.

    Bu kodlama dili temel haliyle;

    • yazılar, görseller ve video öğelerini sayfa içersinde yerleştirme ve konumlandırabilme,
    • oluşturulan sayfaların tarayıcılarda düzgün şekilde görüntülenebilmesi,
    • arama motorlarına(Google, Yandex vs.) sayfalar hakkında bilgi vermek

    gibi başlıca işlemleri gerçekleştirebilmektedir.

    Html kullanarak web sayfası yapabilmek için bilgisayarınıza herhangi bir uygulama, program yüklemenize hacet yoktur. Not defterinde, office word  veya wordpad  gibi herhangi bir metin editöründe  html sayfaları oluşturabilirsiniz. Naçizane tavsiye işi kolaylaştırmak istiyorsanız; Atom, Dreamweaver, Notepad++ veya Sublime Text gibi programları kullanabilirsiniz. Bu programları kullanmanız ve elinizi alıştırmanız kod yazım sürecinizi kat kat hızlandıracaktır.

    Metin editöründe ya da programınızda hazırladığınız html kod sayfanızı html, htm, xhtml gibi uzantılarla kaydetmelisiniz. Tarayıcıların anlayabilmesi için.

    Siz de kullandığınız programı yahut not defterinizi açıp aşağıdaki kodları yazabilirsiniz.

    Dosya’yı kaydet tuşuna bastıktan sonra, kaydetmiş olduğunuz klasöre gidip .html uzantılı dosyanıza tıklayın.

    Yazdığınız kod sayfası varsayılan web tarayıcınız ile çalışır ve böylelikle ilk web sayfanızı karşınızda göreceksiniz.

    HTML ile  Kod Yazarken Mutlaka Dikkat Edilmesi Gerekenler

    • Büyüktür <…>işareti içerisine yazılan kodlara ‘tag’ (etiket) adı verilir. Örneğin; <html> <title> <head> <body> vs.
    • Etiketler <..> şeklinde açılır ve etiketi kapatmak için kesme / işareti kullanılır </..> bu şekilde.
    • Html kodları yazılırken Türkçe karakterler kullanılmaz. Şayet yazarsanız web tarayıcıları hata verir.
    • Etiketler büyük ya da küçük harfle yazılır. Ancak genel kabul küçük harf kullanımıdır.

    En Temel HTML Etiketleri

    Yukarıdaki işlemlerde bir çok tag kullandık ve bunların ne anlama geldiğini kısaca şu şekilde açıklayabiliriz:

    Html: Bu etiket diğer tüm etiketlerin en dışında(kapsayacak şekilde)dir. Yani kodlama yapılacağını belirten ve sayfanın başında açılıp sonunda kapatılan bir etikettir.

    <html>.….

               ……

               ……

    </html>

    Head: Hazırladığımız sayfanın adıdır diyebiliriz. Bu kodlar web sayfasında görüntülenmezler , sekme adında görebilmeniz mümkün.

    Head etiketinin içerisinde <title> etiketi kullanılır. Ve Title da web sayfasının başlığı  yani o sekmede gördüğünüz, görmek istediğiniz  addır. Birlikte yaptığımız sayfanızın web üst sekmesinde ‘Merhabalar’ yazısını görebilirsiniz.

    Body: Bu etiket ziyaretçinin göreceği yani sayfanın tüm içeriğinin bulunduğu kısımdır. Kullanılacağınız etiketlerin bir çoğunu bu body etiketinin içerisinde yazacaksınız.

  • Bırak O Sigarayı Elinden! – Sigarayı Beyinde Bırakma Yolları

    Bırak O Sigarayı Elinden! – Sigarayı Beyinde Bırakma Yolları

    Bırak O Sigarayı Elinden! -Sigarayı Beyinde Bırakma Yolları

    Tütün ürünlerinin sayısı 4000’i aşkın kimyasal madde içerdiğini çoğu kişi bilmez. Nargile, pipo, puro, sigara.. Tüm bunların içinde yer alan ve kişide bağımlılık yaratan madde ise nikotindir. Elbette amonyak, arsenik hatta aseton gibi kimyasalların da içtiğimiz sigaranın içerisinde yer aldığını bilmenizde fayda var.

    Sigaraya bağımlılık çoğu kişide genç yaşlarda başlasa da zamanın şartları, stres, merak gibi unsurlar sebebiyle artık her yaşta kişide bu alışkanlığa yeni başlama görülebilmektedir. Çay, kahve ekürisi sigara, çok darlandım sigarası, günün yorgunluğunu atamadım bi sigara ve daha bir sürü sebeple her defasında yakılan sigaralar. Peki bırakmak için ne yapmalıyız ?

    Zihninizde büyütmeyin, sıradışı olun

    Her şeyden önce zihninizde bırakmak eyleminin başlamak kadar kolay olduğunu hatırlayın. Sigaranın size verdiği zararlar noktasında beyninize mesajlar gönderin. Yaşam kalitem ve sağlığım kimyasal bir madde olan nikotinden çok daha büyük. 

    Neden bir şeye esir olup onun kurallarına uymalısın? Vakit kuralları belirleme vakti ve ben herkesten farklıyım!

    Düşünün: Kokusu berbat ve insanlar kokularıyla hatırlanır

    Kül tablasından bir yastıkta uyuduğunuzu düşünün. Ya da içindeki izmaritlerin yemek tabağınızda olduğunu. Günlük yaşantımızdaki o ağır sigara kokulu, uzak durulası kişi de siz oluyorsunuz muhtemelen..

    Unutmayın: Kaliteli olmak fresh ağız ve ten kokusundan geçer

    Günümüzde sigara içenler artık ikinci sınıf statüsünde bile yer almıyor. Herkesin spora gittiği, herkesin diyet yaptığı ve bakımlı olduğu şu yıllarda sigara kokusu ne kadar cazip gelebilir ki? Unutmayın temiz ve ferah olmak her zaman çalışır.

    Hatırlayın: Bir zamanlar cebinizde duran o paraları

     

    Sigara tüketiminin maddi açıdan çok büyük israf olduğu su götürmez bir gerçek. Ev kirası, faturalar, ihtiyaçlar, sosyal aktivite harcamaları derken her şeyi ince ince hesapladığımız şu devirde küçük bir muhasebe ile  bunlardan herhangi birini bedavaya çıkaracağınızı göreceksiniz. Bedava dediysek, hatırlayın; o cebinizde duran ama çöpe attığınız atıl paraları.

    Harekete geçin: Zararın neresinden dönersek kârdır

    Başladığınız o makus tarihi muhtemelen hatırlıyorsunuzdur. O günden itibaren geçen sigara dolu günleriniz yeterince dolmuştur. Artık temiz bir nefes alma vakti. Harekete geçin ve sigarayı bırakın. Spora yazılın ve sosyalleşin. Kendinize aynada her baktığınızda haklı gururla gülümseyeceksiniz.

    Yaşayın: Kaliteli, zinde ve dolu dolu yaşamak

    Çay, kahvenin yanına sigara yerine kurabiye deneyin. Filmlerde olacak değil ya hep. Mola saatlerinizde sigara içmek yerine kendi hayatınıza katacağınız yeni şeyleri keşfetmek için internette gezebilirsiniz. Yemek sonrası, atıştırmalık, cips, çikolata ve içeceğinizi alıp film/dizi seyretme faslına geçin. Ya da en önemlisi sevdiklerinizle vakit geçirin.Onlara sigara dumanı solumak yerine daha değerli şeyler verin. Her sigarayı hatırladığınızda ömrünüzü, sevdiklerinizi, sevdiğiniz şeyleri düşünün. Hayat sağlığınızdan ibaret. Sağlıklı ve mutlu olmaksa sizin elinizde ve çok basit.  

    Karar verin: Sevdiğiniz her şeyi elinizde tutmalısınız

    Kazandıklarınız ve kaybettikleriniz için bir teraziniz olsun. Ağır basan tarafa sevdiklerinizi koyun ve kararınızı verin. Feda etmek için fazlasına sahip olmak gerekir. 

    Ekonomik açıdan çok mu zenginsiniz?

    Sağlığınız ya da ömür uzunluğunuz?

    Ya da sevdiklerinizi kaybedip yenilerini bulacak kadar mı zenginsinsiniz? 

    … Değil misin? O halde bırak elinden o sigarayı.

  • Kariyer Yaşamınızda Fark Yaratacak Bir Lisansüstü Eğitimi İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

    Kariyer Yaşamınızda Fark Yaratacak Bir Lisansüstü Eğitimi İçin Dikkat Etmeniz Gerekenler

    Kariyer Yaşamınızda Fark Yaratacak Bir Lisansüstü Eğitimi İçin 

    Dikkat Etmeniz Gerekenler

    Doğru bir lisansüstü eğitim, kişiyi yalnızca ilgilenilen alanda uzmanlaştırmakla kalmaz; eğitim sonrası iş hayatı için gerekli referans bilgilere ulaşımı da sağlar. Haliyle rekabet ortamının yoğun bir şekilde yaşandığı iş hayatında ön plana çıkabilmek için doğru bir lisansüstü eğitim tercihi yapmanız gerekiyor.

    Birçok araştırmaya göre, yeni mezun veya iş tecrübesi yetersiz adaylar,  işe giriş potansiyellerinde lisansüstü eğitimin önemli bir rol oynadığını söylüyor. Ayrıca çoğu şirket ve pozisyon için de yükseklisans şartı olduğunu unutmamak gerek.

    Yeterli şartları sağlamış ve halihazırda bir lisansüstü eğitim düşünüyorsanız, 10 adımda ince eleyip sık dokuyabilmeniz mümkün.  

    1- Doğru Uzmanlık Alanı Tercihi

    Lisans eğitiminiz ile bağlantılı, devam niteliğinde bir alan seçimi yapabileceğiniz gibi tamamen kendi yetenek ve meraklarınız doğrultusunda da tercih yapabilmeniz mümkün. 

    İlgi duyduğunuz ve uzmanlaşmak istediğiniz alan ile iş imkanları ve eğitim sonrası iş çeşitliliği konusunda paralellik olması gerek.Burada realist davranıp neyi istediğinize karar vermeniz  gerekiyor. Verimli bir eğitim daima başarıyı getirir.

    2-Doğru Bir Üniversite 

    Lisans yaşamınızda aldığınız eğitimin artı ve eksilerini sınıflandırarak, yükseklisans okul tercihinizi yönlendirebilirsiniz. ‘Köklü bir okul’ veya ‘marka okul’ gibi genel kabullerden yola çıkabileceğiniz gibi; eğitim kadrosunu bildiğiniz ve verim alacağınıza inandığınız bir üniversite tercih edebilirsiniz. 

    Unutmayın lisansüstü eğitim tamamen sizin tercihleriniz doğrultusunda şekillenecek bir eğitim türüdür.  

    3-Sağlam Bir Akademik Kadro

    Uzmanlaşmak için doğru şeyleri doğru yöntemlerle öğrenmek gerekir. Bilgi birikimi zamanla oluşan, kümülatif bir özellik taşırken, uzmanlaşma tamamen tecrübe ve uygulama dayanaklıdır. Haliyle bilgiyi tecrübeli kişilerden edinmeniz, kariyer yaşamınızda size gerekli anektod birikimi ve varsayımları  sağlayacaktır.

    4-Teori ve Uygulama İmkanı 

    Yükseklisans eğitimi , sizin var olan potansiyelinizi ortaya çıkarmanın ötesine geçerek yeteneklerinizi artırmanıza yardımcı olmalıdır. Dolayısıyla bilginin yanında, staj gibi somut iş yönlendirmeleri de yer almalı.  

    5-Mezunların Sektörde Dağılımı

    Eğitiminiz sona erdiğinde sizi nelerin bekleyeceğini öngörebilmeniz gerekir. Bu noktada , referansınız elbette mezunlar ve ne iş yaptıklarıdır. Kendinizi görmek istediğiniz gelecekte, kariyer hedefinize en uygun okul ve bölüm için, mezun kitlenin yoğunluk gösterdiği alanlara bakmanız yeterlidir. Boğaziçi veya Galatasaray mezunları gibi.

    6-İşi Yapan İnsanlarla Öğrenmek

    Kariyerinizde fark yaratmak istiyorsanız, halihazırda fark yaratmış insanlarla bir arada olmanız önemlidir. Akademik kadrosunun sektörde gösterdiği faaliyet ve katkıları mutlaka gözden geçirin. Kendini geliştiremeyen insanlar sizi ne derece geliştirebilir ki? 

    7-Yolun Sonunu Görmek:Tez Aşaması

    Tez yazma işi, tamamiyle sizin eseriniz olacağı gibi tez  danışmanınız ve konu seçiminiz de bir hayli önemlidir. Doğru tez, size kariyer yaşamınızda bir çok kapıyı aralayabilir. 

    8-İlham Kaynağı ve Referans Bulma

    Dolu veya boş, ne olduğu farketmeksizin bir lisans eğimini geride bıraktınız. Lisansüstü artık sizin için yoğun bir tempo demektir. Rota çizebilmek için ilham kaynaklarına ihtiyacınız var. Ve yolunuzu açabilmek içinse güçlü referans mektuplarına. 

    Eğitim başlangıcından tez dönemine kadar birlikte olacağınız eğitimcilerin yazdıkları kitap sayısı size bir kıstas olabilir. Öte yandan uyum sağlayabileceğiniz kişilerle çalışmak , bol bol eser okuyup, sorgulayacağınız bu dönemde size güç ve bağlılık sağlayacaktır.

    9-Verdiğini Alabilmek

    Kolay ve standart bir eğitimi tercih edebileceğiniz gibi, yoğun ve tempolu bir süreç ve akabinde maksimum birikimi seçebilirsiniz. Elbette ikincisi. Çünkü yükseklisans verdiğiniz ve harcadıklarınızın geleceğinize aktığı bir bumerangtır. Haliyle sizi doğru şekilde zorlayacak bir alan ve kadro seçerseniz, aldığınız haz en üst seviyede olacaktır.

    10- İmza 

    Başarı ve zirve için birikim dolu bir imzanız olmalı. Kariyerinizde  sizi diğer tüm sizinle aynı derecedeki rakiplerinizden ayrışabilecek tek şey;  vaktinizi doğru kişi, yer ve uğraşılarla harcamanızdır. 

  • Neil Armstrong’un Ay’a İlk Adımı Senaryodan İbaret Mi? : O İlk Adımın Komplo Teorisi Çürütüldü!

    Neil Armstrong’un Ay’a İlk Adımı Senaryodan İbaret Mi? : O İlk Adımın Komplo Teorisi Çürütüldü!

    Neil Armstrong’un Ay’a İlk Adımı Senaryodan İbaret Mi? : O İlk Adımın Komplo Teorisi Çürütüldü!

    Astronot Neil Armstrong’un Ay’a ilk ayak basması ile ilgili komplo teorilerine bir yenisi daha eklendi. Detaylar içeriğimizde.

    Neil Armstrong’un, 20 Temmuz 1969’da Ay’a ayak basması insanlık tarihi için büyük bir adım olarak görülüyordu.

    Neil Armstrong’un, 20 Temmuz 1969’da Ay’a ilk ayak basması insanlık tarihi için büyük bir adım olarak görülmüştü. Haliyle o tarihten bu yana bir çok komplo teorisi üretildi. (Örneğin; Amerikan bayrağının dalgalanması,  gölgelerin ters açıyla düşmesi vb.) Şimdi ise bu teorilere bir yenisi daha eklendi, Neil Armstrong’un Ay’daki o ilk ayak izi!

    Birkaç internet kullanıcısı, Neil Armstrong’un ayak izi ve botlarının birbiri ile uyuşmadığını fark etti!

     

    Fotoğrafı keşfeden kullanıcılar, ikna olmayıp teoriyi araştırmaya başladılar.

    Neil Armstrong ve diğer ekip arkadaşları Apollo/Skylab A7L  tipi özel uzay elbisesini giymişlerdi.

    Yırtık ve yıpranmalara karşı koruma sağlaması için botun üzerine giydikleri “overshoe” denilen bir ‘galoş’ kısmı vardı.

    Fotoğraflara bakıldığında, botların üzerine giydikleri bu galoşların kendine özgü bir ayak izi var. 

    Ayrıca botların içinde yabancı bir olup olmadığını kontrol etmek için, uzay yolculuğuna çıkılmadan X-Ray’i çekilmiş. 

    Vee o ayak izleri Neil Armstrong’a değil,  Buzz Aldrin’e aitmiş!

    “Ay’daki ayak izleri rüzgar esmediği için hiç silinmeyecek ve orada milyonlarca yıl kalacak.”

    Neil Armstrong’un giydiği uzay elbisesi müzede sergilenirken neden o galoşları müzede değil?

    Ekibin 100 kadar parçayı Ay’da bıraktığı biliniyor. Ve o galoşlar da bırakılan parçalar arasında imiş.

     

    Kaynak: www.boredpanda.com