Kategori: Eğlence

  • Türkçe’de Bulunmayan 10 Efsane Kelime

    Türkçe’de Bulunmayan 10 Efsane Kelime

    Dilimizde karşılığı olmayan ifadeler, çoğu zaman yoğun olarak yaşadığımız fakat bir türlü anlatamadığımız duyguların tercümesi olabiliyor.

    Anlatmakta güçlük çektiğimiz, olayları anlatabilmek için onlarca kelime sarfettiğimiz durumları ifade etmek aslında çok kolay. Düşünülmediğinden midir bilinmez, dilimizde sözlük karşılığı bulunmayan fakat dünya üzerinde kullanılagelen bu kelimeler tam da birçoğumuzun ilacı olacak şekilde.

    1- SAUDADE (Portekizce)

    “imkansız şeyler için duyulan arzu, yitirilene özlem”

     

    “Saudade” Portekiz dilinde, ‘gerçekleşmeyen veya muhtemelen gerçekleşmeyecek bir şey için duyulan belli belirsiz, sürekli arzuyu’ ifade ediyor. Aynı zamanda ‘sevilen ve yitirilen kişi veya nesne için duyulan nostaljik özlem’ anlamını da taşıyor.

     

    2- FORELSKET (Norveççe)

    “Aşık olunan andaki heyecan duygusu.”

    Şüphesiz aşık olunduğunu tarif etmek için mide kelebeklenmesinden başlayarak uzunca bir kelimeler ve benzetmeler yığını oluşturuyoruz. Oysa Norveç’te bu durum oldukça basit!

    “Forelstket” Kelimenin tam karşılığı ise, aşık olmaya başlarken yaşanan ve tarif edilemez olan coşku.

    3- KINTSUGI (Japonca)

    “Kusurlu olmak güzeldir.”

    Kırılan bir nesnenin eskisinden daha güzel ve daha değerli hale getirilebileceğini anlatmak için kullanılan bir sözdür. Kelimenin tam manası, kırık ve çatlak nesnelerin altın kullanılarak onarılması esasına dayanan eski Japon sanatını işaret etmektir.

    Anlamını aldığı felsefeye göre, hayat tüm kusurları ile değerlidir. Bu nedenle “kintsugi” ile kırık izleri gizlenmek yerine daha da vurgulanır, amaç yaşanmışlık ve kusuru daima kutsamaktır.

    4- TSUNDOKU (Japonca)

    “Okunmamış kitaplardan oluşan istif”

    Kitap alırken yaşadığımız heyecanı ne yazıkki sonrasında getiremeyebiliyoruz. Satın aldığımız fakat okumak için fırsat bulamadığımız, bir şekilde okuyamadığımız atıl durumdaki kitapları ifade etmek için düşünülmüş bir sözcük “tsundoku”.

    Japonların müsrifliğe olan aşırı duyarlılığının bir ürünü sayılabilecek bu kelime, bir kitabı satın aldıktan sonra okumamak ve diğer okunmamış kitaplarla birlikte istif (yığın) hâlinde bırakmak durumunu anlatır.

    5- TREPVERTER (Yidiş Dili)

    “zamanında kullanılmamış, henüz akla gelen cevap ya da karşılık”

    Öncelikle Yidiş, yaklaşık 1000 yıldan fazla bir süredir Avrupa’da yaşayan Aşkenaz Yahudileri tarafından kullanılan bir dil.

    Bu dile mensup enteresan bir kelime olan “trepverter”, net kelime anlamıyla, ‘kullanmak için çok geç olduğunda akla gelen cevap ya da karşılık’ demek. Literatürde ise “merdiven sözcükleri” olarak ifade ediliyor.

    6- WABİ-SABİ (Japonca)

    “Yaşam ve ölüm döngüsü kabulüyle, kusurlarda güzellik bulma”

    Kabul edelim Japonlar kırılan, dökülen bir şekilde kusurlu olan şeyleri tedavülden kaldırmak yerine kullanıma açmayı, yıkıcı olmak yerine hayata kazandırmayı ilke edinmiş.

    Yaşamın tüm olumsuzluklarıyla birlikte başlangıcı ve sonu olan, içine güzellikler doldurabileceğimiz bir gerçeklik olduğu kabul edilmiş. E haliyle ‘yaşam ve ölüm döngüsü kabul edilerek kusurlarda güzellik bulma’ durumunu ifade etmek adına “webi-sabi” kelimesini kullanmaları yaşamlarının bir parçası.

    7- GURFA (Arapça)

    “Avuç içinde biriktirilebilecek su”

    Hangimiz yapmadıkki düşen yağmur damlalarına avuç açıp biriktirme işini! Arapça’da yağmur damlalarını avuçta biriktirme eylemi önemsenmiş olacak ki ‘bir avuç içinde tutulabilecek su miktarını’ ifade etmek için “Gurfa” kelimesi türetilmiş.

    8- KOMOREBİ (Japonca)

    “yapraklar arasından yansıyan güneş ışığı”

    Japonca’nın evren ve yaşam üzerine kelimeleri günlük kullanımda da oldukça yerleşmiş. Gün döngüsü içerisinde güneş ışıklarının varlığı ve farkındalığı için türetilen “komorebi” kelimesi, ‘ağaç yaprakları arasından süzülen güneş ışığı’ anlamına geliyor.

    9- FIKA (İsveççe)

    “günlük rutinden uzaklaşma amacıyla, bi’ evde veya kafede kahve içmek, hamur işi yemek için birlikte toplanılması”

    İsveç dilinde, günün yoruculuğu ve koşuşturmacasına ara vermek için mola mahiyetinde kullanılan”fika”, ‘muhabbet etmek ve kaçamak yapmak için, bir kafede ya da birisinin evinde toplanarak saatlerce kahve içmek, hamur işi yemek’ anlamında.

    10- COMMUOVERE (İtalyanca)

    “kalpleri ısıtan anlatılar, göz yaşartıcı hikayeler”

    Bu kelimeyi duymuş olmanız muhtemel. “Commuovere”, genellikle “kalpleri ısıtan” anlamını taşıyor. Kelimenin aslı ise ‘göz yaşartan hikâyeleri anlatma, anımsama’ niteliğinde olması. 

  • Google’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na Özel Doodle’ı..

    Google’ın 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na Özel Doodle’ı..

     

    Google, 95.yılını kutladığımız, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna özel bir logo hazırladı.

    Google, ana sayfasındaki 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’na özel hazırladığı “doodle” ile Cumhuriyet Bayramı’nı kutladı.

    Google, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 95. yıl dönümü nedeniyle bu yıl özel bir logo hazırladı.

    Arama motorunun açılış sayfasında bulunan mavi, bulutlu bir gökyüzü üzerinde dalgalanan Türk Bayrağı görüntüsü, bir çok Türk kullanıcının beğenisini kazandı.Kullanıcılar doodle’a tıklandığında, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı ile ilgili yazıların olduğu, bilgi ve haber sayfasına yönlendiriliyorlar.

    Google bu Doodle uygulamaları ile, dünyadaki tüm ülkeler için önemli gün ve tatillere, kültürel olay ve tarihteki önemli kişilere yer vererek dikkat çekmeyi hedefliyor. İnternet kullanıcıları ise, başlangıç sayfasında bulunan bu özel tasarımlı logonun üstüne tıklayarak, o güne, kişiye yahut konuya ilişkin ayrıntılı bilgiye erişebiliyor. 

    Daha önce de Türkiye’de bu tip özel günleri unutmayan Google’ın bu kez tasarladığı 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı doodle’ı kimi kullanıcıların beğenisini toplarken kimisi de beklentinin altında bularak eleştirdi.

  • Netflix’e Neler Oluyor? Netflix’te Yeni Dönem İçin Hareketlilik!

    Netflix’e Neler Oluyor? Netflix’te Yeni Dönem İçin Hareketlilik!

    NETFLIX’E NELER OLUYOR? NETFLIX’TE YENİ DÖNEM İÇİN HAREKETLİLİK!

    NETFLIX Nedir?

    İnternetin yaygınlaşması ve mobil teknolojilerin geliştirilmesiyle artık birçoğumuz televizyondan uzaklaşmış durumdayız. Fakat her ne kadar evde ekran başına oturup TV izleyemesek de, yerli/yabancı diziler, takip ettiğimiz TV programlarını internetten sezon sezon izleyebiliyoruz.

    Radyo televizyon sektöründe sanal aleme uyum çalışmalarının başlamasıyla birlikte kanallar yayınlarını internet ortamına aktarmaya başladı. Fakat tüm bu farklı yayınların bir araya getirilmesi izleyiciler için ciddi kolaylık sağlıyor. E haliyle popüler dizi ve filmlerin tek bir ortamda paylaşılması internet kullanıcılarına istedikleri fırsatı sunmuş oldu.

    DVD Satış& Kiralama İşi ile Başladı

    Netflix, video içerik dağıtımı alanında iş gören bir film-dizi yapımcılığı kuruluşudur. Amerika kökenli olan kuruluş kendi dizi ve filmlerini de üretiyor. 1997 yılında Kaliforniya’da kurulan şirket,  internet üzerinden gerçek zamanlı veri akışı sağlama ve DVD dağıtımı alanlarında yola çıkmıştı.

    Net&Flicks

    Netflix’in adı, İngilizce internet anlamındaki “net” ve Amerika günlük konuşma dilindeki “filmler” anlamına gelen “flicks” kelimelerinin birleşiminden geliyor.

    190 Ülkede Faaliyet Gösteriyor

    Netflix, Avustralya, Yeni Zelanda, Kuzey Amerika’nın tamamı, Güney Amerika ülkeleri ve Avrupa ülkelerinde hizmet veriyor. Ayrıca, Hollanda, Danimarka, İrlanda, İsveç, Norveç, Fransa, Finlandiya, İsviçre, Avustralya, Belçika, Almanya, Lüksemburg, İngiltere şeklinde uzayıp giden bir medya içerik dağıtım ağıyla 190 ülkede yayınlarına devam ediyor. Ve tüm bu ülkelerden toplam üye sayısı 130 milyon kişi.

    2018 Sonuna Kadar 1000 Orijinal İçerik Hedefi

    Netflix, içerik üretimine ilk dizisi olan “House of Cards” ile 2013 yılında başladı. Ve o tarihten bu yana film ve televizyon dizisi üretim işine ivme kazandıran şirket, sadece 2016 yılında 126 orijinal dizi ve film yayımladı.

    Kuruluş 2018 yılı planlarını açıklarken, bu yıl sonuna kadar kendi orijinal içerik sayısını 700’e çıkarmayı planladıklarını belirtmişti. Netflix CEO’su Ted Sarandos , geçtiğimiz günlerde yatırımcı firmalara seslendiği bir konferansta, 2018 yılı sonuna kadar orijinal içerik sayılarını 1000’e ulaştırmayı planladıklarını söyledi. Bu ani artış çıtayı yükseltmekten başka bir şey olamazdı!

    Sezonun Tamamını Beklemek Zorunda Olmak…

    Yayıncılık alanına girmesiyle birlikte televizyon dünyasının çehresini değiştiren online içerik devi Netflix, kendi kurallarını koymaya devam etti. Paylaştığı dizilerini haftalık bölümler halinde yayınlamak yerine, tüm bir sezonun tamamını ayna anda yayınlama kararı aldı. Bu uygulamasıyla yeni bir trend başlatan Netflix, dizilere sonradan başlayan kullanıcılar için ‘bir oturuşta bir sezon bitirme’ konforunu sunuyor. Öte yandan güncel dizi takipçileri içinse bu durum ‘yeni bölümleri kaçırdığında beklemek zorunda olmak’ gibi problemler oluşturabiliyor.

    Netflix’te Yeni Dönem İçin Hareketlilik

    Online yayın platformu Netflix’ten geçtiğimiz günlerde yeni bir haber geldi. Şirket yeni yayın döneminde içerik üretimi, satın alma ve geliştirme amaçlı harcamaları için 2 milyar dolar borç finansmanı hedefliyor.

    İlgili rapora göre, 2021 yılına kadar küresel çapta 200 milyon aboneye ulaşmayı planlayan Netflix’in bu yıl için hisse fiyatları %60 civarı arttı. Fakat bu artışa rağmen, Netflix’in içerik üretimi için borçlanmaya gitmesi finans analistleri tarafından olumsuz karşılanıyor.

    2018 yılında içerik yatırımına 12 milyar dolar civarı para harcayan online platformun yeni dönemde, içerikler arası reklamlara yer vermesi öngörülüyor.

  • ‘Deniz Üstü Köpürür’ Halk Türküsünün Hikayesi Nedir?

    ‘Deniz Üstü Köpürür’ Halk Türküsünün Hikayesi Nedir?

    Terk-i diyar eylese de gönlü ‘memleket’ atanların türküsü: ‘Deniz Üstü Köpürür’ halk türküsünün yaşanmış hikayesini e haliyle sizler için derledik. 

    Osman’ın Gülayşe’si…

    Anadolu’da yazılan türkülerin herbiri birer öykü barındırır içinde. Kimi zamane şartları ayrı kalmıştır sevdiğinden kimiyse bir bakıştan öteye ulaşamamıştır sevdiğine… Öyle veya böyle aşk, sevda ve hasret duyguları yer edinmiştir bu türkülerde. Muğla Ula’ lı derlemeci, bağlama sanatçısı ve halen İzmir ‘de yaşayan halk sanatçısı Şerafettin Civelek tarafından kaleme alınan ve günümüze değin ulaştırılan ’Deniz Üstü Köpürür’  türküsü de bunlardan birisi.

    Muğla’nın Ula köyünde geçen gerçek bir hikayeden doğmuştur bu türkü. Osman isimli bir gencin Gülayşe’ sine olan aşkı konu olmuştur o meşhur şarkıdaki dizelere. Osman Ula Çaydere’dendir. Ve bir gün Ula düğünlerinden birine katılır.  Bu düğünün onun dayı oğlunun olduğu rivayet edilir.  O dönemlerde Ula düğünlerinde ve hatta Anadolu’da birçok ilimizde düğünlerde köyün bekar oğlanları duvar üzerine dizilir ve düğün alanındaki kızları süzerlermiş. Buradaki amaç çoğu görüşe göre beğendikleri kızları işaret edip ailelerini karşı tarafa görücü göndermek amacıyla kız kesmek diyebiliriz. (kızların kafasına taş atan bile olurmuş)  Velhasıl Osman da bekarlar kervanıyla duvarın üstünde yerini alır. Alaydaki kızları bir bir süzmeye başlar. Fakat çok geçmez gözü bir dilbere takılıverir.  O kızdan başkasına gitmez gözleri dönüp dolaşıp halkada onu bulmuştur. Gülayşe.. Eli ayağı tutuşmuştur o an ve aklına yazmıştır o kızı. Artık ne unutması mümkündür kızı ne de hatırından çıkarabilmiştir. Görücü göndermeye cesareti olmadığından mıdır bilinmez Osman önce kızı bilmek ister. O gün sadece izleyebildiği o kızı bir kez daha görebilmek için başlar düğün seferlerine. Gülayşe’ sini görmek umuduyla düğün düğün gezer dolaşır.

    Rivayet edildiğine göre Osman bu düğün gezme işini biraz abartır ve neredeyse Ula’nın tüm düğünlerine gider. Bu durum neticesi Osman’ı bilenler ona ‘kambersiz düğün olmaz’ yerine artık ’Osman’sız düğün olmaz’ demeye başlarlar. Gel zaman git zaman Osman kızı bir düğünde yakalar. Konuşacaktır, kafaya koymuştur. Lakin ne hikmetse tam o sıra arkadaşları birden dert dinleme meraklısı gibi oğlanın derdini anlatması için onu bir yere götürürler.-hayır araya girmeseniz çocuk zaten cesaretini toplamış- Deniz kenarına götürürler bir de iş bu ya! Hemen derdini sorarlar. Osman onlara ne anlatsın ki. Bunca zaman ne anladılar ki. Osman kalbinden geçenleri bir tek sevdiği kıza söylemek ister. Bir kere söyleyebilecektir çünkü. Onca duygu yükünü yüreğinden dile dökebilmek öyle kolay mıdır ki?.. Osman alır sazını eline ve bir türlü anlatamadıklarını yine ancak ifade edebileceği kadar söylemeye başlar…

    “deniz üstü köpürür ah yarim

    gemilere binsem götürür ah yarim ah.

    benim sana yandığım ah yarim

    bir güzelden ötürü ah yarim ah.

    diz üstüne diz koydum ah yarim

    gül yastığa baş koydum ah yarim ah.

    seni gelecek diye ah yarim

    sol yanıma boş koydum ah yarim ah.”

    Osman o dönem böyle söylemiştir hepimizin bildiği malum türkünün sözlerini. Lakin günümüzde Cem Karaca, Haluk Levent, Edip Akbayram gibi sanatçılardan da duyduğumuz versiyonunda sözler değiştirilmiştir. E haliyle günümüz müzik sistemine uyum vs. amacı taşıyabilmekte olan parçalar orijinal düşünce yapısından uzaklaşmasa da sözler o yürekten dökülenlerden ziyade notalara yaraşır nitelik kazanmışlardır.  (ah yarim- rinna rinna ney ).

    Velhasıl-ı kelam Osman bir kıza gönlünü yakmış, yamamış, eklemiş, ulamış. Gülayşe’ si gülmüş denizler köpürmüş.. Gülayşe’si bir dudak bükmüş gemileri limandan alıp götürmüş. İçine de bir garip Osman’la Gülayşe’sini yolcu etmiş. Kapıları kapatıp, limanları yakıp, dalgaları kabartıp kaçıp gidenlerin türküsü olup çıkıvermiş Osman’ın Gülayşe’si…

    En güncel versiyonunu geçtiğimiz günlerde Aleyna Tilki’den duyduğumuz parçanın linkini sizler için şuraya bırakıyoruz:  

    Türküler, Türk halkının duygularını, yaşantılarını ve kültürünü yansıtan önemli birer mirastır. Bu türkülerin her birinin kendine özgü bir hikayesi vardır. Deniz Üstü Köpürür Türküsü de bu türkülerden biridir ve derin bir hikayeye sahiptir.

    Deniz Üstü Köpürür Türküsü, Türk halk müziğinin en sevilen eserlerinden biridir. Türkülerin genellikle anonim olarak söylendiği düşünülse de, Deniz Üstü Köpürür Türküsü’nün sözleri ve müziği hakkında bazı bilgilere ulaşmak mümkündür.

    Bu türkünün hikayesi oldukça etkileyicidir. Deniz Üstü Köpürür Türküsü, aşkın, özlem ve ayrılığın derin duygularını yansıtır. Türkünün sözleri, denizin üzerinde köpüklerin oluştuğu bir sahneyi anlatır. Bu köpükler, aşık olan bir gencin sevgilisine olan özlemini simgeler. Denizdeki köpüklerin sürekli hareket etmesi, aşkın da sürekli bir özlem ve bekleyiş içinde olduğunu ifade eder.

    Deniz Üstü Köpürür Türküsü’nün müziği ise anonimdir. Yani, bestesi kimin tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Ancak, bu türküyü söyleyen birçok farklı sanatçı bulunmaktadır. Her sanatçı, kendi yorumuyla bu türküyü seslendirmekte ve dinleyicilere duygusal bir deneyim sunmaktadır.

    Deniz Üstü Köpürür Türküsü’nün anlamı da oldukça derindir. Türkü, aşkın özlem ve bekleyişle dolu olduğunu anlatır. Denizin üzerindeki köpükler, aşık olan birinin sevgilisine olan özlemini ifade eder. Bu türkü, aşkın gücünü ve insanın içindeki duygusal karmaşayı anlatır. Aşkın bazen acı verici olabileceğini, ancak aşık olan kişinin bu acıya rağmen sevgilisini beklemeye devam ettiğini vurgular.

    Deniz Üstü Köpürür Türküsü’nün hikayesi kısaca böyledir. Bu türkü, aşkın derin duygularını yansıtırken, denizin üzerindeki köpüklerin hareketiyle de aşkın sürekli bir özlem ve bekleyiş içinde olduğunu anlatır. Bu türkü, Türk halk müziğinin en sevilen eserlerinden biri olup, birçok sanatçı tarafından da seslendirilmiştir.

  • Çav Bella!  ‘Bella Ciao’ Şarkısı ve Mazisi

    Çav Bella! ‘Bella Ciao’ Şarkısı ve Mazisi

    Şarkılar yalnızca kulağa çalınan notalardan ibaret değildir. Her şarkının arkasında bir ruh hali, bir anı vardır. Ve bu anılar kimi zaman idealleri, hayalleri kimi zamansa yaşanmışlıkları, savaşları, barışları içinde barındırır. Öyle ki, şarkılar yazıldığı dönemi, tarihi ve olayları yansıtırlar. Bu bağlamda insanları birleştirici, bir araya getirici gücü olduğu da yadsınamaz bir gerçektir.

    Şarkılar evrensel olmanın yanı sıra sonsuzdurlar. Yani yıllar geçse dahi yazılış mahiyeti ve manası nesillere ulaşabilmekte yeni ufuklara yelken açabilmektedir. Bir İtalyan halk eseri olan Bella Ciao da söylenmeye başladığı ilk tarihten itibaren farklı şehirleri, ülkeleri, farklı kültürleri gezip dolaşmış, evrenselliği ve sonsuzluğu yaşamış, yaşatmıştır. Elbette hangi ulusta, hangi topraklarda söylenirse söylensin bir çok farklı anlamda kullanılagelmiş ve günümüzde çok bilinir hale gelmiştir.

    Bella Ciao şarkısı, İtalya’nın kuzeyinde nüfus yoğunluğu bakımından önde bölgelerinden biri olan Po Ovası’nda doğmuştur. Bu ova geniş ve verimli topraklara sahip olmakla birlikte, yıllarca bir çok tarım insanına, çiftçiye geçim kaynağı sağlamıştır. Şarkının yazarı ve bestecisi bilinmiyor olmasına rağmen; şarkının sahiplerinin bu topraklarda yaşamış olduğu bilinir. Zorlu şartlarda iş görülen pirinç tarlaları ve orada çok güç koşullarda çalışmış, zorluklarla göğüs germek zorundaki tarım işçileri düşünüldüğünde Bella Ciao’nun doğuşuna bir çok anlam yüklemek meşrulaşabilir.

    Savaş dönemlerinde insanların gökyüzü ve diline dolanmış şarkılarından başka pek fazla bir şeyleri yoktur ellerinde. Haliyle II.Dünya Savaşı’nın başlaması süreciyle beraber bu halk şarkısı da farklı durumları simgeleyen ve giderek daha büyük kitlelere ulaşan, yayıldıkça farklı nitelikleri yansıtan bir hal almıştır. Şarkı Alman işgal güçleri, Benito Mussolini ve faşizme karşı olan anti-faşist direnişçilerin, sözleri değiştirerek, kendi mücadele düşüncelerini temsil eder hale getirilmesiyle popülerleşmiş ve marş halini alarak söylenmeye başlanmıştır. Şarkıların, tarih sahnesinde toplumları bir çatı altında toplayabilen, büyük kitlesel hareketlerde onları amaca, hedefe yöneltmek rolleri sıklıkla görülmüştür.  İşte Dünya Savaşı sırasında da Bella Ciao’ya atfedilen rol tam olarak bu olmuştur. Direnişi, mücadeleyi, farklılıkları içinde barındıran ve bir o kadar tüm toplumu benzer ideale götürme gayesi taşıyan eser olmuştur.

    Savaşın sona ermesiyle şarkı bu ruhu benimseyen tüm diğer insanlar tarafından söylenmeye devam etmiş, zamanla ‘Devrim  Şarkısı ‘ olarak adlandırılmıştır.

    Günümüzde ‘Çav Bella’ şeklinde bilinen şarkı, popüler yabancı dizilerden olan La Casa De Papel’ de tekrar karşımıza çıkmış ve popülerleşmiştir. Görüldüğü üzere, yıllar önce bir savaşın gölgesinde marş halini alan bu şarkı günümüz şartlarında da heyecan, coşku, mücadele ve direnişi çağrıştırma noktasında insanlığı etkisi altına alabilmekte, devamlılığını sürdürebilmektedir.